Ortak Basın Açıklaması

ARTIK YETER YAŞATIRKEN ÖLMEK İSTEMİYORUZ !

31 Aralık 2015

AKP Hükümeti, 16 Ağustos’tan beri çok sayıda bölgeyi defalarca özel güvenlik bölgesi ilan etti. Onların güvenlik bölgesi dedikleri her yer bebekler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gençler ve biz sağlık emekçileri açısından güvenliğin kalmadığı, hukuksuzluğun ve katliamın dayatıldığı zulüm mekânları olmuştur.

Hukuki bir dayanak olmaksızın sokağa hatta pencereye çıkma yasakları ilan edilmekte ve bu kararlara yönelik itirazlar, ciddi biçimde soruşturulmaksızın reddedilmektedir.

Bu savaş politikaları yüzünden bölgede yaşanan insan hakları ihlalleri ve katliamlara ek olarak çok sayıda üyemiz darp edilmiş, yaralanmış ve tehdit edilmekle kalmamış katledilmiştir.

Bu savaş ortamında üç sağlık ve sosyal hizmet emekçisi özel harekat polisleri tarafından katledilmiştir. Eyüp Ergen ve Şeyhmus Dursun arkadaşlarımızın ardından; Abdülaziz Yural yaşadığı sokakta, yaralı bir kadına yardımcı olmaya çalışırken başından vurularak alçakça katledilmiştir.

Günlerdir süren sokağa çıkma yasağı nedeniyle bırakalım halkın sağlık hizmetine ulaşmasını, yaralı ve cenazelerine bile müdahale edemiyorlar. Müdahale edenler ise sağlık ve sosyal hizmet emekçileri sendikası Cizre Temsilcilik Yönetim Kurulu üyesi Abdülaziz Yural gibi katlediliyor.

Sağlık Bakanı ise, sorumlu olduğu personelin çalışma koşullarını, can güvenliğini ve yaşam hakkı başta olmak üzere en temel insani haklarını güvence altına alma konusunda herhangi bir adım atmadığı gibi kin ve nefreti körükleyen açıklamalar yapmaktan geri durmuyor. Katledilmemize seyirci kalıyor.

Bu nedenle sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak bu savaşa daha fazla kurban vermeyeceğiz.

Aziz’in dün vurulduğu Cizre’de sokağa çıkma yasağının başladığı 14 Aralık’tan bu yana 24 kişi yaşamını yitirdi. Sadece bir ilçede neredeyse gün başına 2 kişiyi kaybediyoruz bu akıl dışı savaşta. İnsanlarımız yerlerinden yurtlarından oluyor, mahalleler, ilçeler boşalıyor. Öğrenciler öğretmensiz kalıyor, hastalar hastaneye ulaşamıyor. Annelerin karnındaki bebekler, çocuklar, çocuk yaşında gençler, kadınlar, yaşlılar ölüyor. Emekçi halkın çocukları birbirini kırıyor. Bu güzel topraklarda eşit, özgür yurttaşlar olarak, birbirini anlayan, bir diğerinin diline, kültürüne, yaşam biçimine saygı gösteren kardeşler olarak bir arada yaşamak varken, birbirimizin canına kıyıyoruz.

“Güzel günler göreceğiz çocuklar” demiş Aziz son sosyal medya paylaşımlarından birinde. O, güzel günleri göremeden ayrıldı aramızdan. Ama elbet bu kirli savaş bitecek, o güzel, güneşli, aydınlık günler gelecek. Uyanacağız bu karabasandan daha aydınlık sabahlara. Bu süreçte herkes üzerine düşeni yapmalı, bu kana, acıya, gözyaşına seyirci kalmamalı, duyarsız olmamalı. Kimliklerimizin ağırlığından arınıp hep beraber, çok daha gür bir sesle savaşa hayır diyebilmeliyiz. Silahın yerini söze, kavganın yerini dostluğa bırakmasını talep edebilmeliyiz. Bu insanca bir tutumdur, dahası hepimiz için bir görevdir. Savaşın kazananı yoktur, tam tersine bütün iyi insanlar, emekçiler, halklar hep beraber kaybediyoruz.

Vakit bu topraklarda bin yıldır süren kardeşliğimizi hatırlama vaktidir. Vakit, birbirimizi amasız, ancaksız dinleme, anlama, diline, duygusuna, inancına saygı duyma vaktidir. Vakit silahları susturup, kalemi, klavyeyi, yürekleri konuşturma vaktidir. Vakit savaş şahinlerini durdurup, barış güvercinlerini uçurma vaktidir.

Vakit savaşa bir kez daha “HAYIR!” deme vaktidir.

ANKARA TABİP ODASI

SAĞLIK ve SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİ SENDİKASI

DEVRİMCİ SAĞLIK İŞÇİLERİ SENDİKASI