Ankara Tabip Odası Ortak Basın Açıklaması

30.05. 2016

Sağlıkta Şiddeti Lanetliyoruz!

Bundan bir yıl önce 29 Mayıs 2015’de Dr. Kamil Furtun’u Samsun’da çalıştığı hastanede görevi başında katlettiler.

Çok açıktır ki Dr. Kamil Furtun yürütülen sağlık politikalarına kurban edilmiştir.

Ancak olayın can yakıcı başka detayları da vardır. Hastane idaresinin, TTB tarafından defalarca belgeleriyle gündeme getirilmiş ve duruşma tutanaklarına da geçmiş olan, bir dizi ihmali söz konusudur.

Hatırlatalım; Dr. Kamil Furtun’u öldüren katil hastane idaresinin bilmediği bir kişi değildir. Hakkında çok sayıda savcılığa da yansımış şikayet bulunan, yıllardır hastane içinde ve çevresinde dolaşıp rahatsızlık veren, sağlık çalışanlarında ve personelde huzursuzluk ve endişeye yol açtığı bilinen bir kişidir. Daha önce de hastane de sağlık çalışanlarına saldırmıştır. Hatta cinayetten bir gün önce bu kişinin sağlık çalışanları için risk oluşturduğu hastanenin İş Sağlığı ve Güvenliği Kurul Toplantı tutanaklarına yansımıştır.

Hastane idaresi neden hiçbir şikayette bulunmamış, yasal görevlerini yerine getirmemiş, önlem almamıştır?

Bu olayda açık ihmali olan hastane idaresi halen görevine devam etmektedir. Hatta olayın açığa çıkmasını engellemek için, bilgi ve belgeleri sızdırmakla suçladıkları hastane çalışanlarına soruşturmalar açılmıştır.

Ne yazık ki sağlık alanında yaşanan şiddete karşı, en can alıcı durumda dahi Bakanlığın tutumu bu olmuştur.

Ve ne yazık ki Kamil Ağbimiz ilk değildi son da olmamıştır.

Yine Samsun’da Dr. Kamil Furtun’un öldürülmesinden aylar sonra, 19 Kasım 2015’de bir diğer meslektaşımız, Dr. Aynur Dağdemir görevi başında katledildi.

Geldiğimiz noktada sağlıkta dönüşüm şiddetle sürüyor ve sağlık emekçilerinin yalnızca alın teriyle değil kanıyla da yürütülüyor.

Evet, Dr. Kamil Furtun ilk değildi.

2005 yılında Dr. Göksel Kalaycı çalıştığı hastanenin otoparkında bir hasta yakını tarafından katledildi.

Dr. Ali Menekşe 4 Şubat 2008 de görevi başında bir hastası tarafından katledildi.

Dr. Ersin Arslan 2012 yılında bir hasta yakını tarafından görevi başında katledildi.

Ancak bundan sonra, Ersin’in öldürülmesinden sonra Sağlık Bakanlığı sağlık örgütlerinin yıllardır haykırdığı şiddeti nihayet gördü ve çoğu, sorunun asıl kaynaklarını çözmeyecek bir dizi önlem açıkladı. 113 şiddet bildirim sistemi de Bakanlık tarafından bu dönemde kuruldu.

Hakkını vermek lazım. Bildirim ve kayıt sistemi gayet başarılı yürütülüyor.

Sağlık Bakanlığı 113 Beyaz Kod kayıtlarına göre; 14 Mayıs 2012-31 Ekim 2015 tarihleri arasında sağlık alanında 37.205 şiddet bildirimi gerçekleşmiştir. Bunların 24.888’i sözel, 12.317’si fiziksel şiddettir.

Yani Türkiye’de her gün 30 sağlık çalışanı görevi başında şiddete maruz kalıyor.

Sağlıkta şiddet sağlık emekçilerinin/hekimlerin canını almaya devam ediyor.

Yetkililer bütün bu süre zarfında her gün yaklaşık 30 sağlık çalışanı şiddete uğrarken göstermelik uygulamalar dışında sorunun çözümüne yönelik hiçbir gayret içinde olmadılar.

SABİM ve BİMER’e yapılan hekimlere/sağlık çalışanlarına yönelik tehdit içerikli hasta şikayetleri görmezden gelindi.

Hatta pek çoğu akıl ve mantıkla bağdaşmayan bu şikayetler idareciler tarafından işleme konularak hekimler üzerinde birer baskı ve mobing aracına dönüştürüldü.

Son 14 Mart’ta sözü verilen ‘sağlıkta şiddet uygulayanlara tutuklama cezası verilmesini sağlayacağı ifade edilen yasa bile çıkarılmadı.

Dahası var.

Geçtiğimiz ay bizzat Sağlık Bakanı tarafından açıklanan Sağlıkta şiddete sıfır tolerans eylem planında ‘sürekli neden aynı hekimin şiddet gördüğü araştırılacak’,’ hekime neden sen’ diye sorulacak ifadeleri kullanıldı.

Yani Bakanlık hekimleri gördükleri şiddetin sorumlusu olarak kabul etmektedir.

Hayır.

Sağlık alanında yaşanan şiddetin sorumlusu Hekimler/ sağlık emekçileri değildir.

Sorumlu AKP iktidarı ile tanıştığımız sağlıkta dönüşüm programıdır.

Sorumlu sağlıkta dönüşüm programının hayatımıza soktuğu

performans sistemidir,

kışkırtılmış hasta talebidir,

Türkiye nüfusunun çok üzerindeki yıllık acil servis başvurularıdır,

Yöneticilerin hekimleri hedef gösteren söylemleri ve değersizleştirme politikalarıdır.

Çok acıdır ki Türkiye’de hekimler ‘önce zarar verme’ şiar’ıyla edindikleri mesleklerini ‘önce zarar görme’ diyerek yürütmektedir.

Görevleri başında katledilen Dr. Kamil Furtun’u, Dr. Ersin Arslan’ı, Dr. Ali Menekşe’yi, Dr. Göksel Kalaycı’yı ve Sabim şiddetine kurban verdiğimiz Dr. Melike Erdem’i unutmayacağız.

Unutturmayacağız.

Ankara Tabip Odası

Türk Tabipleri Birliği

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası