Çarşamba, 13 Aralık 2017

Ortak Basın Açıklaması

1 Eylül 2016

Savaşa, Faşizme ve Darbelere Karşı Barış ve Demokrasi İçin Alanlardayız!

Değerli basın emekçileri, bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü

Bugün tüm dünya ve ülkemiz halklarına dertsiz, tasasız, savaşsız, sömürüsüz, gözyaşı olmadan, acısız bir gün olarak şimdi siz basın emekçilerinin karşısında “1 Eylül Dünya Barış Gününüz Kutlu Olsun” demek isterdik. Ancak, dünyayı ve ülkemizi yöneten “üst akıllar” ne yazık ki böyle öngörmemişler. Her yıl barış günü kutlamalarına gittikçe artan ve çözümü zorlaşan sorunlarla girmekteyiz. Geçen yıl barış günü eylem ve etkinlikleri iki seçim arasında yapılmış, ilk seçimden sonra başlayan çatışmalar, sokağa çıkma yasakları ve ablukalar devam etmekte iken, 1 Eylül 2016 gününde ise artık bu savaş ve çatışmalar, bölgesel ve uluslararası bir hal almıştır.

Öte yandan, ülkemizde 15 Temmuz’da bir darbe girişimi yaşanmış, yıllarca ülkeyi birlikte yöneten tasada ve kıvançta birlikte olan, tüm yolsuzlukları, hukuksuzlukları, insan hakları ihlallerini, demokrasi dışı uygulamaları, dış politikadaki derin stratejileri, çevre ve doğanın talanını, çalışma yaşamına dair hak gasplarını kısacası bütün halka karşı işlenebilecek ne kadar suç varsa birlikte işleyen iktidar ortakları, iktidarın rantını paylaşamayınca 15 Temmuz gecesi silahlı bir kalkışma ile birbirlerine düşmüşlerdir. Ancak, bu ayrılık ne yazık ki ülkemizde demokrasi, barış ve özgürlükler adına en küçük bir adıma dahi yol açmamıştır. Tam tersine işlenen tüm suçlar 15 Temmuz gecesi mağlup edilen (veya anlaşma sonucu geri çekilen) kötü, hain, terörist ilan edilen ortağa yıkılarak ve milletin affına sığınılarak sıyrılınmıştır. On dört yıldır birlikte işlenen suçlardan herhangi bir sorumluluk üstlenilmemiştir. Hesap sorma veya hesap verme yönünde herhangi bir adım atılmamıştır. 15 Temmuz’dan hemen sonra OHAL ilan edilmiş, KHK’lerle ülke yönetilmektedir. Hükümet ve saray uzun zamandır planlayıp çıkaramadıkları yasaları Meclisi devre dışı bırakarak çıkarmaktadırlar. Ellerinde hazır listelerle başlayan asker, polis ve sivillere yönelik açığa alma, işten atma, tutuklama ve gözaltılar cadı avına dönüştürülmüş, açığa alınan, işten atılan, tutuklanan ve gözaltına alınanların sayısı 70 bini geçmiştir. Daha önce birlikte  atadıkları yargıç ve savcılar ya görevden alınmış ya da tutuklanmıştır. Yargı ve hukuk alt üst edilmiştir. Tüm bunlar yapılırken hukukun gereği somut veri ve delil vs. aranmamıştır. Başta Memur Sen ve Kamu Sen üyesi emekçiler olmak üzere KESK üyesi emekçiler de  açığa alınmış, işten atılmış veya tutuklanmıştır. Darbe ile darbeci örgüt ile bağlantısı olmayanlara gözdağı verilmiştir. Kamuda ve üniversitelerde tasfiye, kadrolaşma, 657 sayılı DMK değişikliği ile esnek ve kuralsız çalıştırma, güvencesizlik, greve çıkan işçilerin engellenmesi vs. gibi uygulamalar OHAL ile olağan hale getirilmeye çalışılmaktadır.

Hesap vermesi gerekenler ne yazık ki on dört yılın hesabını sormak isteyen kamu emekçilerinden, onların sendikalarından, gazetecilerden, yazarlardan, akademisyenlerden, aydınlardan, siyasetçilerden hesap sormaktadır. Özgür basın tamamen susturulmak istenmekte, gazeteler basılarak kapatılmakta, doğru haber yapan gazeteciler gözaltına alınmakta, gerçeklerin üstü örtülerek haber alma hakkımız engellenmektedir.

İktidarın Ortadoğu politikası ve komşu ülkelere karşı yürütülen maceracı ve emperyal amaçlı dış politika duvara toslamış, politika değişikliğine gidilmiş ancak yine de yaşananlardan ders alınmadığı görülmektedir. Kendi ülkesinde demokrasinin kırıntısına dahi tahammül edemeyen ama komşularına demokrasi dersi vermeye kalkan, Suriye’de değişik inanç ve kimliklerin birlikte kurdukları yaşam ve yönetim biçimlerine müdahale eden, içeride de farklılıklara tahammül edemeyen ve çözmek yerine ezme politikası güden yönetim anlayışının hakim olduğu görülmektedir.

Adli yıl açılışı Sarayda yapılmakta yargı bağımsızlığı ayaklar altına alınmaktadır. Yasama, yürütme ve yargı tek elde toplanmakta, sadece sarayın istediği kanunlar çıkarılmaktadır.

Cezaevleri, barış, demokrasi ve özgürlük isteyenlerle doldurulmuştur. Cezaevlerinde öteden beri devam eden işkence ve kötü muamele artmış. OHAL ile birlikte insanlık dışı ve onur kırıcı bir hal almıştır. 15 Temmuzdan itibaren yaklaşık yirmi gün metropollerin merkez meydanları ücretsiz ulaşım sağlanarak halka açılmış, demokrasi nöbeti adı altında en küçük demokrasi talebi olmayan mitingler yapılmıştır. İşsiz veya düşük ücret ile çalışan ve ömrü boyunca büyük şehirlerin merkezlerinden geçemeyen emekçiler İktidarın hegemonyasına ve güç gösterisine malzeme yapılmışlardır. Ancak, bu işçi ve emekçiler işlerine, ekmeklerine sahip çıkmak için yasal grev haklarını kullandıkları zaman vatan haini terörist ilan edilmektedir. Gecelerce süren demokrasi nöbetlerinde yoksul halk ve emekçiler alanlara ve sokaklara çağrılırken her hangi bir güvenlik kaygısı, bomba paniği söz konusu olmaz iken, emek, barış, demokrasi ve özgürlük diyenlerin en küçük eylem ve etkinlikleri yasaklanmıştır.

Değerli Basın Emekçileri!

2016 yılı 1 Eylül Dünya Barış Gününe yukarıda özetlenen koşullarla girmiş bulunmaktayız.

Bu 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinliklerinin birçok şehirde yasaklanmasını kınıyor, derhal bu yasakların ve OHAL’in kaldırılmasını istiyoruz. Biz, Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği Ankara Yürütmesi olarak gönlü ve kalbi emekten, demokrasiden, barıştan, özgürlüklerden yana olan, SAVAŞA, FAŞİZME VE DARBELERE KARŞI OLAN tüm Ankara halkına ve emekçilerine 3 Eylül 2016 Cumartesi günü saat 17.00’de Kurtuluş Meydanında toplanarak başlatacağımız ve Kolej Meydanında saat 18.00’de yapacağımız “1 Eylül Dünya Barış Günü Mitingine” güç vermek için katılım çağrısı yapıyor ve katılımlarını bekliyoruz .

Saygılarımızla

EMEK ve DEMOKRASI İÇİN GÜÇ BİRLİĞİ ANKARA YÜRÜTMESİ