Ortak Basın Açıklaması

1 Kasım 2016

İhraçları Kabul Etmiyoruz! 

Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan ve Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle 10 bin 131 kamu personeli, sağlık alanında da 2774 personel ihraç edilmiştir. Türkiye genelinde 12’si Ses Ankara Şube üyesi toplam 440 SES üyesi bu KHK ile ihraç edilmiştir. Bunun yanı sıra yine bir kararname ile içinde çok sayıda basın yayın organına ilişkin kapatma kararı da alınmıştır.

Kanun hükmünde kararnameler direnenlerin, ezilenlerin, kadınların, işçi ve emekçilerin haklarını yok sayan uygulamalar olarak, AKP tarafından yıllardır kullanılmaktaydı. Ancak 15 Temmuz darbe girişiminin ardından parlamento askıya alınmış hukuksuzluğun hukuku dayatılmış ve Türkiye KHK’larla biçim verilen, halkın demokratik iradesinin hiçe sayıldığı, örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere sendikal hakların askıya alındığı, ifade ve basın özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı bir ülkeye dönüştürülmüştür. Bu keyfi ve hukuksuz idare biçimi OHAL’e yaslanarak genişletilmiş ve şimdi başkanlık dayatmasıyla daha da netleşmiştir. Bu intikamcı ve hukuksuz dayatmalar karşısında kamu emekçileri olarak hukukun bizleri yok saydığı yerde meşru direnme hakkımızı sonuna kadar kullanacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Darbe girişimi ile hiçbir ilgisi olmamasına ve hiçbir yasadışı örgütle ilişkisi olmamasına rağmen, sırf etnik kimliği, inancı, dünya görüşü ve hastane yöneticilerinin haklarında asılsız ihbar ve şikayetleri nedeni ile bu ihraçları yapıldığını biliyoruz. AKP’nin bu ayırımcı ve fırsatçı uygulamalarını her yerde ve her zaman teşhir edeceğiz. İhraç edilenler arasında  sendikamızın ve konfederasyonumuz KESK’in eski ve mevcut yönetim kurulu üyelerinden bazıları, AKP’nin neoliberal politikalarına karşı sendikal haklarını kullanarak direnen ve bu yüzden AKP tarafından yıllardır defalarca hukuksuz biçimde cezalandırılan aktivist üyelerimiz de bulunmaktadır. Bu üyelerimiz sağlık alanındaki yolsuzluklara, halkın sağlık hakkını metalaştıran ve yoksulları hizmetlerden dışlayan neoliberal uygulamalara, AKP-cemaat işbirliğiyle gerçekleştirilen kadrolaşmalara, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin çalışma ve yaşam hakkının yok sayılmasına karşı, emek demokrasi ve barış  mücadelesinde ısrar eden ve bu nedenle defalarca mahkemelerde yargılanan, sürgün edilen, cezalandırılan üyelerimizdir. 15 Temmuz öncesinde de sonrasında da cemaatle mücadele adı altında gerçekleştirilen kıyımın asıl hedefi AKP’nin bu hukuksuz, haksız ve kirli politikalarına direnenlerdir.

Açığa alma ve ihraçlar nedeniyle başta eğitim ve sağlık alanında olmak üzere kamu hizmetine erişim noktasında da özellikle de halkın kamu sağlık hizmetine erişimi bağlamında önemli ihlaller yaşanmaktadır. Sağlık alanında, bazı illerde sağlık birimleri tümüyle kapanmış, tıp fakültelerin bazı bölümlerinde eğitim verecek öğretim görevlisi ve asistan kalmamış, zaten yetersiz olan sağlık personeli sayısı iyice düşmüştür. AKP Hükümeti’nin sağlık hakkına ilişkin bu ihlalleri ortadan kaldırmak adına herhangi bir planlaması olmadığı gibi, insan hakları ve sendikal haklarla bağdaşmayan dayatmalar artarak devam etmektedir.

Halkın sağlık hakkını düşünmeyen AKP iktidarı ne yazık ki, kendi gibi düşünmeyen sağlık emekçilerinden de intikam alıyor.

Daha önce Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla ihraç edilenlerin 675 Sayılı KHK ile tekrar ihraç edilmeleri, AKP iktidarının işini ne kadar da ciddiye aldığını gösteriyor.

İhraç edilen ve açığa alınan sağlık emekçilerinin yerine güvencesiz koşullarda personel alımı yapılması planlanmaktadır. Yıllardır sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin güvencesizleştirilmesine karşı aktif mücadele yürüten sendikamızın üyelerinin hedef alınması kamu personel rejimindeki köklü değişimin ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kamu personel alımında mülakat adı altında kadrolaşma gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra, son KHK’larla sözleşmeli sağlık emekçilerinin tayin hakkı 4 yıl süreyle iptal edilmiştir. 657 sayılı kanunda yapılması planlanan değişikliklerle kamu emekçileri tümüyle güvencesizleştirilecektir. AKP Hükümeti’nin planladığı bu değişiklikler çalışma esaslarında yapılacak bir değişikliğin de ötesinde kamu emekçisinin iktidarla ilişkisinin yeniden tanımlanması anlamına gelmektedir. Kamu hizmetini yürütenlerin tüm haklarının iktidarın iki dudağı arasında olması insanca çalışma ve yaşama onurunun yanı sıra Türkiye’nin de uymak zorunda olduğu uluslararası sözleşmelerin hükümlerine de aykırıdır.

Kamu yönetiminin asli ilkesi olan liyakat sistemine uyulmaması en başta bu hizmetten faydalanan halkın nitelikli kamu hizmeti hakkının çiğnenmesidir. Sağlık alanı gibi yaşamla-ölüm hattında önemli bir belirleyici olan bir hizmetin niteliksiz kadrolarla yürütülmesi yaşam hakkına darbedir.

Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak, dün olduğu gibi bugün de halkın sağlık ve sosyal hizmet hakkını metalaştıran, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin yaşamını güvencesizleştiren, niteliksiz kişilerle sağlık ve sosyal hizmet alanındaki hizmetin niteliğini kötüleştiren, iş barışını bozan, sendikal hakları, örgütlenme ve ifade özgürlüğünü yok sayan dayatmalara karşı mücadelemizden asla ödün vermeyeceğiz. Siyahın karşısında beyazdan savaşın karşısında barıştan yana olmaya devam edeceğiz.

AKP, ırkçı ve gerici iktidarını, tek adam diktatörlüğü ile pekiştirmek için kendine muhalif olanları baskı ile, ihraç ile, cezaevi ile engellemeye çalışsa da, SES’imizi engelleyemeyecektir.

Hukuksuzluğu kurala dönüştüren, antidemokratik uygulamaları demokrasi diye yutturmaya çalışan, barışı istenmemesi gereken bir talep olarak sunan AKP iktidarının son KHK ile birlikte yapmış olduğu kavga davetine vereceğimiz cevap nettir.

Davetiniz kabulümüzdür.

Bu günden başlayarak direniş bayrağını işyerlerine, kent meydanlarına taşıyacağız. Herkes bilmelidir ki bu şekilde mevcut Anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, ILO Sözleşmelerine aykırı bir şekilde gerçekleştirilen ihraçlar fiili ve hukuksal mücadele ile mutlaka geri dönecektir. Nasıl ki 1402 sayılı kanunla 12 Eylül döneminde ihraçlar gerçekleştirildi ve yıllar sonra bu ihraçlar kamuya geri döndü ise bu sefer bu kadar uzun süre beklemeden daha kısa sürede arkadaşlarımızın kamu görevine dönmesini sağlayacak etkin mücadeleyi yürüteceğiz. Hiç kimsenin bundan kuşkusu olmamalıdır.

İşimize geri dönene ve bizim olanı alana kadar mücadele edeceğiz.

ANKARA TABİP ODASI

SES ANKARA ŞUBE