Ankara Tabip Odası Basın Açıklaması

2 Kasım 2016

Sağlık Alanında Haksız-Hukusuz İhraçları Kabul Etmiyoruz!

Türkiye Cumhuriyeti’nin 93. yılında bayram hediyesi olarak 675 ve 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameleri almış bulunmaktayız. 15 Temmuz’da gerçekleşen darbe girişimi, siyasi erkin fırsatçılığına dönüşmüştür. Teröre ve darbe girişimine yönelik ilan edilen ve TBMM’nde 21 Temmuz tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren OHAL uygulaması, mevcut iktidarın rejimi değiştirmeye matuf girişimlerini göremeyen diğer parti milletvekillerinin de desteği ile 20 Ocak 2017 tarihine kadar uzatılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız OHAL ile ilgili ilk kararı basına açıklarken ‘’Bu uygulama kesinlikle demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere karşı değildir, tam tersine bu değerleri koruma ve güçlendirme amacına yöneliktir’’ cümlesini kullanmıştı.

21 Temmuz tarihinden bu yana ilan edilen 11 adet KHK’nin getirdiği sonuçlar demokrasiye ve özgürlüklere katkı sağlamamıştır ve hukuka uygun değildir. Ancak yürütme, yasama ve yargıda güçler ayrılığı ilkesinin açıkça yok edildiği bu günler, tarihe kara leke olarak geçecektir. Korku ortamı yaratarak, insanları iş ve aş endişesine sürükleyerek ve silahlanmayı teşvik ederek başkanlık yolunun taşlarını döşeyenler yanılmaktadırlar. Bu fırsatçılıkla postmodern cihad darbesi peşinde olanlar ve Türkiye’yi gerici karanlığa sürüklemek isteyenler kaybedeceklerdir. Bu KHK’lerle meslek örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partileri, basın kuruluşlarını hedef alanlar, kamu personel rejimini kökten değiştirmeye kalkışanlar, hukuksuz bir şekilde vatandaşlarını aşsız, işsiz bırakanların suçluların telaşı içerisinde oldukları ortadadır ve başarısız olacaklardır.

675 sayılı KHK ile 10 bin 131 kişi daha kamu görevinden çıkarılmış, 15 basın kuruluşunun daha faaliyetlerine son verilmiştir. 676 sayılı KHK ile üniversitelerin rektörlerinin atamalarıyla ilgili madde de yürürlüğe sokulmuştur. Ve nihayet ‘’Cumhuriyet Gazetesi’’ yazarları ve çalışanları hedef seçilmiştir.

Sadece Ankara’da kamu görevinden çıkarılan hekim sayısı 44 olmuştur. Sağlık Bakanlığı’ndan ihraç edilen 112 sağlık emekçisi daha işinden aşından olmuştur.  Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığında aralarında çok sayıda hekimin bulunduğu 2774 kişi ihraç edilmiş ve üniversitelerde tıp fakültesi akademisyeni 299 meslektaşımız kamu görevinden men edilmiştir. 12 Eylül askeri darbesi sonrasındaki faşizan süreçte bile kamudan ihraç edilen kamu personeli sayısı 4891 olmuştu. Bugün darbe ile mücadele iddiası ile 672 ve 675 sayılı KHK’lerle ise bu sayı şu an için 78.000 rakamını geçmiştir. Paralel devlet yapılanması ile mücadele kisvesi altında muhalif kesimlerin tasfiye edildiği ve devlette yeni bir kadrolaşmanın önünün açıldığı açıkça görülmektedir.

Kuşkusuz ellerine silah alan çetelerin darbe girişimine katılmış ve suçlu olanların yargı önünde hesap vererek hak ettikleri cezaları almaları görüşündeyiz. Bu uygulamaların darbecileri cezalandırma sürecini sulandırma ve Türkiye Cumhuriyetinin kazanımlarını yok ederek TEK ADAM rejimi oluşturmaya yönelik oldukları açıktır. TBMM işlevsiz bırakılmış ve Türkiye’nin kaderi 28 imzanın insafına terk edilmiştir.

Bu hukuksuz ve vicdansız uygulamaların, kararların OHAL içerisinde meşru kılınabilmesi olanaksızdır. TBMM’de görüşülmesi gereken konular KHK’lar içerisine sığdırılmaktadır. Bu kararlardan GATA’nın Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne devri ve rektörlük seçimlerinin düzenlenmesi terörle mücadele ve OHAL kapsamında değerlendirilemez. 676 sayılı KHK’nin 76. maddesinde yer alan Sağlık Bakanlığı ‘’sözleşmeli sağlık personeli istihdamı’’ başlıklı kararın da terörle mücadele ile ilgisi yoktur. Bu kararların ilgili komisyonlarda, TBMM’de ve kamuoyu önünde yeterince tartışıldıktan sonra kanunlaşarak çıkarılmaları siyasi ahlakın gereğidir. Amacın güvencesiz iş koşulları oluşturmak ve çalışanların tazminat haklarını budamak olduğunu görmekteyiz.

Terör örgütü ile hiçbir bağı olmayan toplumun sağlığı ve iyi hekimlik değerleri için emeğini, yıllarını vermiş demokrat kişilikleri ile tanınan meslektaşlarımız ve diğer sağlık emekçilerinin her türlü kazanılmış hakları yok sayılarak ekmekleri ve geleceklerinin ellerinden alınmasını kabul etmiyoruz.

Bu hukuksuzluk düzelene kadar dayanışma ve mücadelemizi sürdüreceğiz.

Kamuoyuna saygılarımızla.

Ankara Tabip Odası