Ortak Basın Açıklaması

12.12.2016

Tek bir huzurlu günümüz kalmadı!

Her gün bir yerlerde intihar saldırısı olur mu diye yaşamak istemiyoruz!

Her gün okula giderken, işten eve dönerken, sokakta, durakta, işyerinde ölmek istemiyoruz!

Ülkeyi kan gölüne çeviren, ölümden başka bir sonuç getirmeyen kanlı savaş politikalarından bıktık usandık!

Çok iyi biliyoruz, siyasetin meşru diyalog alanı ortadan kaldırıldıkça bir yerlerde bombalar patlıyor, nice canlar yitip gidiyor.

İstanbul/Beşiktaş’ta 40’tan fazla yurttaşımızı kaybettiğimiz terör eyleminde olduğu gibi... Eve ekmek götürmeye çalışan emekçiler, görev başındaki memurlar, o esnada oradan geçen gencecik insanlarımız kanlı bir saldırıyla katledildi.

Yaşanılan katliamın suç örgütü TAK ise, AKP politikalarının da siyasi sorumluluğu vardır.

Katliamlarla ortaya çıkartılan korku ve güvensizlik ortamının neye veya kimlere hizmet ettiği sorusu orta yerde durmaktadır.

AKP/Saray iktidarının başkanlık projesi ve Yeni-Osmanlıcı fantezileri, ülkeyi adım adım uçuruma sürükleyen bir siyasete dönüşmüştür. Ülke içinde ve dışında güdülen savaş stratejileri bu toprakları IŞİD’in ve TAK’ın intihar saldırılarına açık hale getirmiştir.

AKP/Saray iktidarının, toplumsal muhalefetin yükseldiği ve bir arada yaşamın filizlendiği her dönemde şiddetle siyasal alana ağır müdahalelerde bulunması ve sevmediği siyası parti, medya ve toplumsal muhalefete yönelttiği antidemokratik baskı ve saldırılar şiddet ve savaş yanlısı politikalara alan açmaktadır. Dinci-mezhepçilikle ve kör bir milliyetçilikle iktidarını zırhlandıran AKP/Saray rejimi, toplumsal ve sınıfsal kutuplaştırmayı derinleştirmekten başka bir şeye hizmet etmemektedir.

Barış isteyenleri susturdukça, savaş isteyenlerin sesi daha yüksek çıkmaktadır; kanlı hesaplar peşinde olanlar ellerini ovuşturarak gidişatı izlemektedir.

Ne yazık ki katliamları dahi Başkanlık Sistemine geçiş için fırsata dönüştürmeye çalışan bir iktidar anlayışı ve yandaş medya ile karşı karşıyayız. Beşiktaş’ta yerdeki kan daha kurumamışken “bu saldırı başkanlığa karşı oldu” diyen, ölümlerle başkanlık hesabı yapanların topluma sunacağı tek “istikrar” katliam, ölüm ve savaştan başka bir şey değildir. Şiddetle siyasetin ve toplumun dizayn edildiği ortamda kazanan ancak ve ancak ölümler üzerinden başkanlık ve iktidar peşinde koşanlardır.

Haziran 2015 seçimlerinden bugüne bu topraklarda 17 kanlı saldırı gerçekleşmiş, yüzlerce insan hayatını kaybetmiş ve binlercesi de yaralanmıştır. Daha o günlerde iktidar sözcüleri tarafından 'Halkımız Kaosu Seçti' denilerek yaşanacak acı ve kayıpların sinyali adeta verilmiştir. Dahası 17 katliama, açık güvenlik ve istihbarat zafiyetlerine rağmen bir tek sorumlu, bir tek yetkili bile istifa etmemiştir.

Şiddetin ve savaşın hüküm sürdüğü, kör intikamdan başka bir gerekçeyle hareket etmeyen terör saldırılarının arttığı koşullarda ölümler ölümleri / düşmanlıklar düşmanlıkları beslemektedir.

Bu ülkenin emekçileri olarak savaştan ve şiddetten en fazla yoksul halk sınıflarının etkilendiğini çok iyi biliyoruz. İhale peşinde koşan patronlar, iş bağlayan siyasetçiler korunaklı alanlarında yaşamlarına devam ederken, ya bombalı saldırılarda ya da iş cinayetlerinde yoksullar emekçiler ölmektedir.

19 yaşındaki Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Berkay’ın, 28 yaşındaki Selin’in, 29 yaşındaki Kartal Yuvası çalışanı Tunç’un, 24 yaşındaki Diyarbakırlı dolmuş şoförü Velat’ın düşlerini kan ve ölüm üzerinden planlar yapanlar çalmıştır.

Bugün kan gölü içinde yaşıyorsak, sivil ya da resmi, insanlarımızı, yaratılan karanlığa kurban veriyorsak sorumlusu içeride ve dışarıda yürüttüğünüz politikalardır.

Pusularla, katliamlarla, kanla özgürlük mücadelesi ya da siyaset yapmaya çalışanları lanetliyoruz.

İstanbul’u kana bulayan terör eylemini gerçekleştirenleri ve arkasındakileri nefretle kınıyoruz.

Bizler, barış içinde eşitçe özgürce yaşamak istiyoruz!

Bizler, kimsenin bizim adımıza ölmesini, öldürmesini, intikam peşinde koşmasını istemiyoruz!

Şiirin gücüyle noktalayalım sözlerimizi:

Savaşla,

“Büyüyecek

Mülk sahiplerinin mülkleri

Ve mülksüzlerin sefaleti

Yönetenlerin söylevleri

Ve yönetilenlerin suskunluğu” 

DİSK Ankara Bölge Temsilciliği
KESK Ankara Şubeler Platformu
TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu
Ankara Tabip Odası