Ortak Basın Açıklaması

24 Mayıs 2017

 

Değerli Basın Emekçileri

Öncelikle; Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA’ nın açlık grevi eylemlerinin 76. gününde gece yarısı evlerinin kapıları kırılarak, Yüksel Caddesinde oturma eylemi yapan arkadaşlarımızın ise yerlerde sürüklenerek, tartaklanarak gözaltına alınmalarını ve bu sırada uygulanan polis şiddetini kınıyoruz.

Bilindiği gibi Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA “Silahlı terör örgütüne üye olmak” gerekçesiyle tutuklandılar. Bu gerekçenin üretildiği ve bu kararın siyasi bir karar olduğu aşikardır. Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA’nın KESK üyesi birer eğitimci olduklarını, yaptıkları eylemlerin hukuki ve meşru olduğunu kamuoyu çok iyi bilmektedir. Şayet hükümet bu eylemleri sonlandırmayı hedefliyorsa eylemcilere yönelik suç üretmek yerine bu eylemlerin yapılmasına neden olan hukuksuzlukları ortadan kaldırmalı ve eylemcilerin taleplerini karşılamalıdır.

Değerli Basın Emekçileri

OHAL ile birlikte çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle 105 bin Kamu emekçisi ile birlikte Kayyum atanan belediyelerde kayyumlarca işten atılan binlerce belediye işçisi de bulunmaktadır. Bizler Emek ve Meslek Örgütleri olarak bu hukuksuzluğa, bu adaletsizliğe karşı gerek alanlarda gerekse işyerleri önünde Türkiye’ nin her ilinde bir dizi eylem ve etkinlikler düzenlemekteyiz. Yaptığımız eylem ve etkinlikler şiddet içermeyen meşru eylemlerdir. İnsan olmanın en önemli kriterlerinden biride haksızlığa, yoksulluğa, yolsuzluğa karşı tavır alma ve tutum geliştirme becerisini gösterebilmektir. Bizler; bu onura sahip olduğumuz için sokaklardayız. Sadece kendimiz için değil, toplumun geleceği içinde mücadele ediyoruz.

Bugün OHAL Rejimi ile yönetilen ülkemizde milli güvenlik gerekçe gösterilerek grevler yasaklanmakta, hakkını ve hukukunu arayanlar gözaltına alınmakta, özgür basın susturulmakta, muhalif tüm kesimler değişik yöntemlerle sindirilmeye çalışılmaktadır. Her gün iş kazalarında işçiler ölürken, polis panzerleri evlerin içine dalarken, çocuklar istismar edilirken, kadınlar taciz ve tecavüze maruz bırakılıp sokak ortasında katledilirken hükümetin aklına nedense milli güvenlik gelmemektedir.

Son günlerde Ankara’ da Yüksel Caddesi ve İnsan Hakları Anıtı önü adeta sıkıyönetim ilan edilmişçesine ablukaya alınmıştır. Caddede bulunan anıt insan haklarını temsil etmektedir. Caddede uygulanan polis şiddeti ve abluka ise anıt önünde sergilenen insan hakları düşmanlığının bir vesikasıdır. Anıt önüne gelen herkes, milletvekilleri dahi polis şiddetine maruz kalmıştır. Ülkemizin başkentinde İnsan Hakları Anıtı önünde ve dün akşam Sakarya Meydanında sergilenen bu halk düşmanlığına derhal son verilmeli caddeler, meydanlar  bir an önce halka açılmalıdır.

Değerli Basın Emekçileri;

Bizler; hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını savunuyoruz. Adil mahkemeler istiyoruz. Ve biliyoruz ki yeryüzünde adalet yoksa başka hiçbir şeyin kıymeti harbiyesi yoktur.

Sonuç olarak;  başta her geçen saniye ölüme bir adım daha yaklaşan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ nın talepleri ivedilikle kabul edilmeli. Muhalif kimlikleri nedeni ile İşten atılan tüm kamu çalışanlarının görevlerine iadeleri sağlanmalı. OHAL kaldırılmalı. Demokratik  hukuk ilkelerine uygun yönetim düzenine geçilmelidir.

 

DİSK Ankara Bölge Temsilciliği

KESK Ankara Şubeler Platformu

Ankara Tabip Odası

TMMOB Ankara İKK

ASMMMO