Ankara Tabip Odası Ortak Basın Açıklaması

8  Eylül 2014

Ankara’da İshal Patladı mı, Yetkililer Neden  Susuyor? 

Değerli basın emekçileri,

Geride bıraktığımız Ağustos ayı içerisinde Ankara ilinde yaşayan vatandaşlarımızdan musluk sularının kokulu ve bulanık aktığı yönünde yakınmalar gelmeye başlamış ve bu yakınmalar giderek daha yüksek sesle dillendirilir olmuştur. Daha kötüsü, gerek vatandaşlarımızdan gerekse de meslektaşlarımızdan gelen bilgiler doğrultusunda gözlemsel düzeyde de olsa Ağustos ayında başlayan ve hala devam eden bir sağlık sorunuyla, gastroenterit yani ishal vakalarında belirgin bir artış ile karşı karşıya olduğumuz görülmektedir. Değişik hastanelerimizden elde ettiğimiz verilere göre, 2014 Ağustos ayı içerisinde tanı konulan gastroenterit vakalarının sayısı bir önceki yılın aynı dönemine, yani Ağustos 2013’e göre bazı hastanelerde 2 kat civarında, bazılarında da 2.5 kattan fazla artış göstermiştir. Durumu kaygı verici olarak değerlendirmekteyiz.

İshal vakalarındaki bu artışın kesin nedenlerine dair araştırmalarımız devam etmektedir. Ankara Tabip Odası; Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı’na ve Türkiye Kamu Hastaneleri Başkanlığı’na konu ile ilgili olarak yazılı başvuruda bulunmuş ve bu dönemde Ankara ili genelinde görülen gastroenterit vakalarının sayısını geçmiş yıllarla karşılaştırmalı olarak talep etmiştir. Ayrıca, Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğü’nden içme ve kullanma sularının mikrobiyolojik, fiziksel ve kimyasal analiz sonuçlarını istemiştir. İlgili kurumların bu sonuçları bir an önce bildirmesini beklemekteyiz.

Değerli basın emekçileri, ishal ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Yaz ishalleri her yaz görülen, olağan bir hastalık olarak kabul edilmemelidir. Savaştan kaçan ve Ankara’ya sığınan göçmenler de dahil olmak üzere, bağışıklık sistemi zayıf olan, yetersiz beslenen küçük yaştaki çocuklar ve yaşlılar özellikle tehlike altındadır. Her yıl dünyada 760 bin kadar çocuk ishalden kaybedilmektedir. Bu ölümlerin %95’i gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşmektedir. Gelişmiş ülkeler bu sorunu çoktan aşmışlardır. Türkiye’de her yıl binlerce çocuk maalesef ishalden ölürken bizden çok daha fazla nüfusa sahip A.B.D.’de bu sayı sadece yüzlerle ifade edilmektedir. 

Bu ishal artışlarının temel nedenleri alt yapı sorunları ve eğitim eksikliğidir. Gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde su alt yapısının yetersiz oluşu ishallerin bu ülkelerde daha sık görülmesinin başlıca nedenlerindendir. Elimizde yeterince veri olmadığı için Ankara’da şu haftalarda görülen ishal artışının nedeninin su alt yapısından kaynaklandığını ileri sürmüyoruz ama genel olarak biliyoruz ki dünyanın yeterince gelişmemiş diğer ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de su ve kanalizasyon alt yapısında ciddi sorunlar vardır. Su kaynakları hızla tükenmekte ve evsel ve sanayi atıklarla hunharca kirletilmektedir. Ülkemizin bu alt yapıyı hızla iyileştirmesi, halkın tamamına güvenilir-sağlıklı içme ve kullanma suyunu “musluklardan” sağlamayı stratejik bir hedef olarak kabul etmesi gerekmektedir.

Kuraklığın somut bir gerçek olduğu ülkemizde, dereler kururken, yer altı suları tükenirken, kirlilik parametrelerinde daha da fazla artış olmaktadır. Kuraklığın daha da etkili olduğu İç Anadolu Bölgesi’nde      ve burada en fazla nüfusu barındıran Ankara’da su yönetiminde çok daha hassas davranılmalı, Mogan ve Eymir Gölleri, Ankara Çayı, Sakarya Nehri, Kızılırmak gibi kentin yer altı sularını da besleyen ve tarımsal sulamada kullanılan yüzey suları bir an önce kirlilikten arındırılmalı ve bu alanlara yapılan atıksu deşarjları engellenmelidir. Unutulmamalıdır ki, soframıza gelen besinler bu kirli su kaynakları ile sulanmaktadır.

İshal can alabilen ama aynı zamanda önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Temiz ve güvenli içme suyu sağlamak dışında, en kritik önlemlerden biri de sağlık eğitimine ve kişisel temizliğe, özellikle de el temizliğine önem verilmesidir. Temiz ve güvenli olduğu bilinmeyen sular ve besinler tüketilmemeli, kirlilik kuşkusu var ise bu sular kaynatılıp soğutulduktan sonra içilmeli ve kullanılmalıdır. Yemeklerden önce, tuvaletten sonra, dolmuş-otobüs gibi toplu ulaşım araçlarını kullandıktan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır. Gıda hijyenine dikkat edilmelidir. İshalli hastalar, hekim tarafından önerilmedikçe antibiyotik ve ishal kesici ilaç kullanmamalıdır.

Değerli basın emekçileri,

Ankaralılar şu günlerde ishalle boğuşuyor, karın ağrısıyla kıvranıyor, ama yetkililer kamuoyuna konu ile ilgili bir açıklama yapmaya tenezzül dahi etmiyor. Buradan başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıkları ve yerel yöneticileri sorumlu davranmaya davet ediyoruz. İnanmadığımız sağlıkta dönüşüm hikayelerini ballandıra ballandıra anlatmayı biliyorsunuz, Ankaralının ateşini neden ölçmüyorsunuz, sancısını niye duymuyorsunuz, niçin tek kelime etmiyorsunuz? Açıklamaya çekindiğiniz bir şeyler mi var?

2014 Ağustosunda Türkiye’nin başkentinde ishal patladıysa demek ki  sağlığa  harcanan  bunca  paraya, sağlıkçılara edilen bunca eziyete, angaryaya rağmen, eksik olan, yanlış giden  bir  şeyler  var.  “Koruyucu  hekimlik” demekten dillerinde tüy bitti hekim örgütlerinin yıllardır, demek ki haklılarmış. Demek ki sağlıkta dönüşüm bir rüyaymış ve bir sabah bu rüyadan ateş içinde, karnınız kıvranarak, ishalle uyanabilirmişsiniz.

Son söz olarak tekrar etmek isteriz ki, gözlemlerimiz Ankara’da ishal vakalarında ciddi düzeyde artış olduğuna işaret etmektedir. Yetkililer bir an önce açıklamalıdırlar: İshal vakalarında artışla ilgili herhangi bir çalışma yapılmış mıdır, Ankara ilinin genelinde ishal vakalarındaki artış ne kadardır? İçme suyu ve gıdalara yönelik    olarak  hangi  önlemler  alınmıştır  ve alınmaktadır?

Emin olunsun ki, buradaki meslek örgütleri bu işi hassasiyetle takip edeceklerdir. Saygılarımızla,

Ankara Tabip Odası

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şubesi