Ankara Tabip Odasi Ortak Basin Açiklamasi

26.09.2014

“Ayrımcılığa Son Verilerek Ezidilere Acilen Ücretsiz Sağlık Hakkı Tanınmalıdır” 

Değerli Basın Emekçileri,

Yüzyılın en vahşi katliamlarına sahne olan Ortadoğu coğrafyasında Ezidi Kürtler Şengal’de yeniden küresel güçlerin tetikçisi IŞİD eliyle katliamdan geçirilmek istenmiştir. Bilançosu her geçen gün ağırlaşan saldırılardan sağ kurtulabilen Ezidiler Türkiye’ye sığınmak zorunda kalmış, ancak bu sefer de sınırlarda Türkiye Hükümeti tarafından askeri/siyasi engellemelere maruz kalmış ve sınırlardan içeri sokulmak istenmemişlerdir. Günlerce sınırda bekleyen Ezidilerin pek çoğu Türkiye’ye kimi kaçak yollardan riskli güzergahları kullanarak geçiş yapabilmişlerdir. Günler sonra sınırdan pasaportu olanları almaya başlayarak Türkiye Hükümeti yeniden bir akıl tutulması yaşamıştır. Her savaş ve katliam girişiminde olduğu gibi Şengal’e yapılan saldırılarda yine en önce kadınlar ve çocuklar hedef alınmış; tecavüzden katliama IŞİD vahşetinin her türlüsüne maruz kalınmıştır.

Ankara ‘ya 5 Ağustos 2014 tarihi itibariyle Irak‘ın ağırlıklı olarak Şexan ve Şengal bölgelerinden  gelmeye başlayan Ezidilerin sayılarının 540 ( 52 aile)‘ı bulduğu tespit edilmiştir. Aileler ağırlıklı olarak  Ankara’nın  sırasıyla Altındağ ilçesine bağlı Örnek mahallesine, Keçiören, Mamak, Çankaya (Cebeci civarı) ve Yenimahalle      ( Batıkent) ilçelerine yerleşmişlerdir. Sınırdan geçişler, Ankara’ya ulaşım ve barınma için yerleştikleri evler için simsarlara oldukça yüksek ücretler ödedikleri belirlenmiştir (İçlerinde ev kirasına 1400$ vermiş olan aileler bulunmaktadır). Aynı evde 2-3 aile (yaklaşık 15 kişi) bir arada barınmak durumunda kalmışlardır. Ankara’ya gelebilenler arasında kadın ve çocukların sayısının daha fazla olduğu görülmüştür.

Soykırımdan kaçıp ülke ve il sınırlarımız içinde yaşam mücadelesi veren Ezidilerin pek çoğu Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne Avrupa ve ABD ‘ye geçiş yapmak için başvuru yapabilmiş değişik tarihlerde görüşmeler yapmak üzere randevu almış durumdalar. Ancak bu görüşmelerde BM‘den herhangi bir yardım alınamadığı, buna yönelik bir çalışmanın başlatılmadığı gibi Ezidilerin yanlış yönlendirildiği görülmüştür.     İç Anadolu’da kalabilecekleri kamplar olmamasına rağmen Aksaray, Niğde, Isparta, Kırşehir gibi illere yönlendirilen Ezidilerin belirtilen yerlere gitmeleri durumunda mağduriyetlerinin artacağı açıktır. 

Ankara da yerel örgütlerin inisiyatifiyle oluşturulan bir koordinasyonla Ezidi ailelerin barınma, beslenme, sağlık gereksinimleri için çalışmalar başlatılmıştır. Sağlık gereksinimlerini karşılamak amacıyla gönüllü sağlık ekibimizle Ezidi Ailelerin barınmaya çalıştığı evlere ziyaretler gerçekleştirilmiştir. Yine genel sağlık taramaları, muayeneleri, tedavi için gerekli ilaçların temini sağlık ekibimiz tarafından yapılmıştır.

Tüm bunların yanında yerel hassasiyetlerin ötesinde Ezidilerin özellikle hastanelerdeki sağlık hizmetlerine ulaşımda hukuksal statünün belirsizliğinden kaynaklı tedavi edici sağlık hizmeti alımında ciddi sıkıntılarla karşılaşılmaktadır.

Acil servis başvuruları dahil, poliklinik hizmetleri, yatış gerektiren hastalar, ameliyat ve tıbbi malzeme temini gibi konularda sıkıntılar olduğu, hastaların bu ihtiyaçlarının karşılanmasında ciddi güçlüklerle karşılaşıldığı  ve sağlık hakkının ihlal edildiği gözlemlenmiştir. Örneğin Fallot tetralojisi olan ve acilen ameliyat edilmesi gereken 2,5 yaşındaki bir Ezidi kız çocuğu tüm uğraşlara rağmen uzun süre hastaneye   yatırılamamıştır.

Oysa ki sağlık hakkı en temel, evrensel insani bir haktır ve hiç bir koşul altında engellenemeyeceği bilinmelidir. Savaş sebebiyle yerlerinden edilerek Türkiye’ ye sığınmak durumunda kalmış Ezidilere AFAD, Kızılay ve UMKE gibi kurumlar eliyle devlet, hiç beklemeden sorumluluklarını yerine getirmeli ve bu insanlara profesyonel sağlık hizmetleri sunmalıdır.

İçişleri Bakanlığı tarafından 18 Ocak 2013 tarihinde yayımlanan 2013/8 sayılı genelgeyle Suriyeli mültecilerin, geçici koruma altına alınarak sağlık hizmetlerine ulaşımı ücretsiz hale getirilmiştir. Suriyeli mülteciler için oluşturulan sağlık hakkına erişim konusundaki standart artık vakit geçirilmeksizin Türkiye’deki başta Ezidiler olmak üzere Suriyeli olmayan sığınmacılar için de sağlanmalıdır. Nicelik olarak çok daha küçük bir sayıya (yaklaşık 28.000) tekabül eden Suriyeli olmayan sığınmacıların kendilerine, Suriyeli sığınmacılarla benzer şekilde tedavi imkanının sağlanılmamasını anlayışla karşılamamız beklenemez. Türkiye Hükümetinin yasal mevzuatta karşılığı olmadığı halde Suriyeli sığınmacıları “misafir” olarak kabul edip sağladığı tedavi imkânlarını Suriyeli olmayan sığınmacılara sağlamaması çifte standarttır. Sağlık hakkı elbette bu kesim için de bir insan hakkıdır ve Türkiye’nin bu hakkı suistimal edilmeden kullanma mekanizmasını oluşturması gerekir. Aksi halde ortaya çıkacak tablo ciddi rahatsızlıklara neden olacaktır. Kesintisiz bir biçimde verilmesi gereken sağlık, barınma vb. hizmetler devlet olanaklarıyla verilmeli, aksi durumda yerel örgütlerin imkanlarıyla verilmeye çalışıldığında ne yazık ki aksamalar yaşanabilmektedir.

Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Türkiye Hükümetini, merkezi idari yetkilileri; ülkeye giriş yapmış tüm sığınmacı/mültecilerin yasal mevzuattaki belirsizliklerinin giderilmesi ve ilgili tüm uluslararası sözleşmelerin hükümlerini yerine getirmeleri, keyfi ve ayırımcı tutumlarından vazgeçmeleri için göreve çağırıyoruz.

Saygılarımızla.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu (ATO)

Ankara Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu

Sağlık Ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi (SES)

İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi (İHD)