23 Aralık 2014

Hekimlik ve İnsanlığın Yargılanmasına Devam Ediliyor!

Ankara Tabip Odası Yönetim ve Onur Kurulu üyelerinin Gezi Protestoları sırasında hekimliğin ve insanlığın gereklerini yerine getirdikleri için yargılandıkları davanın ikinci duruşması bugün Ankara Adliyesi’nde yapılıyor.

  • Eylül günü gerçekleşen ilk duruşmada “Hekimliğe, Hekimliğime Dokunma” demek üzere uluslararası hekim örgütlerinden, akademik meslek birliklerinden, sağlık emek örgütlerinden çok sayıda meslektaşımız Ankara Adliyesi önünde toplanmıştı.

Sağlık Bakanlığı’nın icat ettiği “hukuka aykırı olarak yetkisiz ve kontrolsüz revir adı altında sağlık hizmet birimleri oluşturmak” suçlamasıyla başlatılan yargılamaya bugün devam ediliyor.

Türk Tabipleri Birliğinin bu yargılamadaki hukuksuzluğun ortadan kaldırılması doğrultusundaki girişimlerini kamuoyuyla bir kez daha paylaşmak isteriz:

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi; Sağlık Bakanı, TBMM’nin ilgili komisyonları ve Cumhurbaşkanı’yla gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Anayasa Mahkemesi üyeleriyle bir araya gelerek Sağlık Torba Yasası olarak bilinen ve “ruhsatlı hekimlik” de dahil olmak üzere sağlık alanının bütününü sermayenin gereksinimleri doğrultusunda düzenleyen 6514 Sayılı Yasanın iptalini istedi.

TTB heyeti, söz konusu yasal düzenlemeyle hekimlerin insanlık yararına yaptığı her türlü gönüllü hekimlik faaliyetinin suç sayılacağını belirterek yaralıya acil müdahale etmenin suç haline getirildiği tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkat çekti.

Bütün bu uğraşlara karşın, Anayasa Mahkemesi’nin iptal başvurusunu reddetmesiyle birlikte artık:

Sağlık Bakanlığı’ndan “ruhsat” almaksızın yapılacak hekimlik faaliyetleri 3 yıla kadar hapis ve 2 milyon TL’ye kadar para cezasıyla cezalandırılabilecek, ama kolluk gücü tıbbi müdahaleye yetkili olabilecek.

Öğretim üyeleri özel hastanelere kiralanabilecek, halkın nitelikli sağlık hizmetine erişimi daha da zorlaşacak. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları angaryaya, esnek çalışmaya ve nöbete maruz bırakılabilecek.

Kurum hekimlerinin mağduriyetleri katmerlenecek.

İşçi sağlığı ve güvenliği alanında işçilerin eli zayıflarken patronların eli güçlenecek. Mesleki  özerkliğimiz kısıtlanacak.

İkamet zorunluluğu yeniden tesis edilecek.

Akademik liyakatın yerini kayırmacılığın ve yandaş kadro istihdamının alması yasal güvenceye kavuşacak.

Ebe ve hemşire yardımcılığı gibi yeni mesleki kategoriler sayesinde bu bölümlerin öğrencileri çocuk yaşta hasta sorumluluğu alacak.

Torba Yasayı takiben AKP Hükümeti hız kesmeden toplumsal yaşamı ve işçi sağlığını yakından ilgilendiren      yeni  güvenlik  paketleri açıkladı.

Yeni Kamu Düzeni ve Güvenliği Paketine göre yurttaşlarımız sokağa adım attıkları andan itibaren kamu düzeni ve güvenliğine zarar verme potansiyeli taşıyan, dolayısıyla mahkeme kararı olmaksızın özgürlüğü kısıtlanabilecek “makul şüpheli”lere dönüştüler.

Dün talana isyan eden yurttaşlar sadece basit “çapulcular”dı. Oysa, bugün, daha da ileri giden demokrasimiz sayesinde örneğin TMMOB yasasındaki değişiklikleri protesto eden ve şiddet gören TMMOB üyeleri ve yöneticileri, ya da hafta sonunda laik eğitim istedikleri için dayakla gözaltına alınan öğretmenlerimiz artık birer “makul şüpheli”dir.

Yeni İş Güvenliği Paketi “fıtrat”a da yasal tanım getiriyor. Ölümlü iş kazasında kusurlu olan işveren sadece     kamu ihalelerinden yasaklanırken, önlemlerin yetersizliğini fark etmeyen veya bildirmeyen işçi işten çıkartılarak cezalandırılıyor. 

Hükümetin gerici-piyasacı saldırılarına torbalarla, paketlerle hız verdiği son haftalarda Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu sürekli piyasanın diliyle konuşuyor. Hekimlere marka değeri biçiyor, geleneksel tıbbın sağlık turizmine katkılarından söz ediyor. Bir de, aile hekimlerinin artık öyle eski usül “memur gibi” çalışmayacağından.

Bizler özlük haklarımız ve halkın nitelikli sağlık hizmeti hakkı için 29 Kasım’da sokağa çıktık,  12 Aralık’ta  iş bıraktık, 13 Aralık’ta Sağlık Bakanlığı’nın önünde toplandık. Diğer emek ve meslek örgütleriyle birlikte bütçenin sermayenin değil, halkın gereksinimleri doğrultusunda düzenlenmesini; sarayların değil, ekmeğimizin büyümesini yüksek sesle talep ettik.

“İyi hekimlik” değerlerinden rahatsız olan ve bizleri mesleki değerlerimize sahip çıktığımız için yargı önüne taşıyan Sağlık Bakanlığı’na sesleniyoruz:

Siz hekimlik ve insanlığı yargılamakta ne kadar ısrarlıysanız, bizler de mesleğimizi hastalarımızın yararına icra etmekte, hekim ve insan olmakta o kadar  kararlıyız.

Boş yere kendinizi yormayın, evrensel hekimliğin tanımadığı uydurma suçlarla hekimleri korkutamazsınız. İyi hekimlik değerleri, sağlık hakkı ve emeğimizin karşılığı için mücadele etmekten bizi alıkoyamazsınız.

Ankara Tabip Odası