Çarşamba, 13 Aralık 2017

Ankara Tabip Odasi Basin Açiklamasi

07  Ocak 2015

Hava Kirliliği Ölümcüldür, Görmezden Gelinemez. Halkimizi Uyariyor, Yetkilileri Göreve Çağiriyoruz! 

Dış ortam hava kirliliği hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde herkesi etkileyen önemli bir çevre ve halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dış ortam hava kirliliğinin insanların erken ölmesine yol açabildiğini söylemektedir. Dış ortam hava kirliliğinin 2012 yılında dünyada 3.7 milyon erken ölüme yol açtığı tahmin edilmektedir. Türkiye’de yılda 29000 insanımızın hava kirliliğinden kaynaklanan nedenlerle öldüğü hesaplanmaktadır. Türkiye hava kirliliğine bağlı ölümler açısından dünya yedincisidir.

DSÖ’nün Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı dış ortam hava kirliliğinin insanlarda başta akciğer kanseri, idrar yolları ve mesane kanseri olmak üzere kanser sıklığını artırdığını ifade etmiştir.

Dış ortam hava kirliliğinin yanı sıra iç ortam hava kirliliği veya ev içi duman da zararlıdır. Yemek pişirmede veya ev ısıtmada odun ve kömür kullanımı 3 milyar dünya insanı için ciddi bir sağlık riski oluşturmaktadır. 2012 yılında 4.3 milyon insanın ev içi hava kirliliği nedeniyle erken öldüğü tahmin  edilmektedir.

2005 yılında DSÖ başlıca hava kirleticileri için eşik ve sınır değerler belirlemiştir. DSÖ’nün üzerinde durduğu başlıca kirleticiler; partikül madde, ozon, nitrojen dioksit ve sülfür dioksittir.

Partikül madde:

Partikül madde diğer kirleticilerden daha etkilidir. Partiküllere uzun süreli maruziyet kalp damar hastalıkları, solunum hastalıkları ve akciğer kanseri riskini artırır. Küçük partiküllerin neden olduğu hava kirliliği çok düşük konsantrasyonlarda bile sağlık açısından etkili olabilir.

PM10 için rehber değerler yıl ortalaması olarak 20 mikrogram/metreküp, 24 saat ortalaması olarak 50 mikrogram/metreküptür. Ankara’da pek çok istasyonda PM10 seviyesi zaman zaman, bazılarında da çok sık olarak bu değerlerin üzerine çıkmaktadır. Örneğin Sıhhıye’de PM10 geçen yıl tam 248 gün rehber değer olan 50 mikrogram/m3’ün üzerine çıkmıştır. Aynı durum Cebeci’de 220 gün, Kayaş’ta 211 gün, Keçiören’de 166 gün, Sincan’da ve Demetevler’de 161 gün, Dikmen’de 141 gün, Bahçelievler’de 137 gün meydana gelmiştir. Avrupa Birliği’ne göre sağlıklı bir şehirde bu değerler yılda en fazla 35 gün geçilebilir. Ankara’daki en temiz istasyonda bile bu eşik 137 gün yani AB önerisinden 100 gün daha fazla geçilmiştir. Ankaralılar bunu bilmekte midir? Sadece web sitesinde ölçüm sonuçlarını yayınlamak yeterli midir? Yurttaşlar etkili yollarla bir defa olsun uyarılmamıştır.

Benzer bir durum yıllık ortalamalar için de geçerlidir. Örneğin Sıhhıye’nin 2014 yılı ortalaması 75 mikrogram/ m3 olup DSÖ’nün önerdiği yıllık eşik değerin 4 katına yakındır. Ankara’daki başka istasyonlarda da önerilen yıllık ortalamanın üzerine çıkılmaktadır.

PM10 açısından Türkiye’de en kötü durumda olan il Ankara’dır. 2013 yılı verilerine göre 24 saatlik ölçüm için kısa vadeli sınır olan 100 mikrogram/metreküpü aşan ilk 10 istasyonun 4’ü Ankara’dadır (Sıhhıye, Cebeci, Kayaş ve Demetevler istasyonları).

Partikül madde Ankara’da ölçülen bu yüksek konsantrasyonlardan çok daha düşük seviyelerde de sağlık riskleri taşımaktadır. Örneğin Avrupa Birliği’ndeki bir çok şehirde partikül madde konsantrasyonu eşik değerlerin altında seyretmekte, ama buna rağmen ortalama yaşam beklentisini 8.6 ay kısalttığı tahmin edilmektedir.   Yani hava kirliliği ortalama yaşam süresini azaltan, ömürlerimizi kısaltan bir sağlık tehditidir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2012 yılında yayınladığı Türkiye Çevre Sorunları ve Öncelikleri Envanteri Değerlendirme Raporu’na göre hava kirliliği oluşumunda etkili olan faktörlerin başında açık ara ile evsel ısınma gelmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde evlerde geleneksel sobalarda katı yakıtların yakılması ve bundan doğan iç ortam hava kirliliği çocuklarda akut alt solunum yolu enfeksiyonları ve bunlara bağlı ölüm riskini artırmaktadır; erişkinlerde de kalp damar hastalıkları, akciğer hastalıkları ve akciğer kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Bu yüzden, insanlarımızın daha sağlıklı ısınma yöntemlerini kullanmaya özendirilmesi kendi sağlıkları için son derece önemlidir. Kaçak kömüre göz yummak, öncelikle onu kullanan için olmak üzere hepimizin sağlığını göz göre göre riske atmak  demektir.

Sadece partiküler madde değil; ozon, nitrojen dioksit ve sülfür dioksit maruziyeti ile de ciddi sağlık riskleri söz konusu olabilmektedir.

Ozon

Örneğin yüksek konsantrasyonlarda ozon solunum sorunlarına, astıma, akciğer fonksiyonlarında azalmaya yol açabilmektedir. Ozon için rehber değer 8 saat ortalaması olarak 100 mikrogram/metreküptür. Ankara’da ozon ölçümü yapılan 2 istasyonda (Sincan ve Keçiören) yaz aylarında gündüz saatlerinde bu değerin üzerine çıkılmaktadır. Yani Ankara’da hem kışın, hem yazın; hem gece, hem de gündüz hava kirlidir.

Nitrojen dioksit

Nitrojen dioksitin rehber seviyeleri yıllık ortalama olarak 40 mikrogram/metreküp, 1 saatlik ortalama ise 200 mikrogram/metreküptür.

200 mikrogram/metreküpü aşan kısa vadeli maruziyet havayollarında ciddi iltihaba yol açar. 2014 yılında Ankara’da Cebeci ve Kayaş’taki istasyonlarda bu değerlerin çok üstüne, sırasıyla 600 ve 400 mikrogram/ metreküp değerlerine, ulaşıldığı zamanlar olmuştur.

Sayıları oldukça fazla olan astımlı çocuklarda nitrojen dioksite uzun süreli maruziyet bronşit semptomlarına yol açabilmektedir.

Hava kirliliği sadece Ankara’da değil, Türkiye’nin bir çok yerinde, sadece bugün değil, dün de var olan ve çok önemsenmesi gereken bir halk sağlığı sorunudur. Sorun Ankara’da daha can yakıcıdır. Halkımızın, hepimizin temiz hava solumaya hakkı vardır. Kirli hava ömürlerimizi kısaltmakta, kalp ve solunum hastalıklarına yol açmakta, bazılarımızı kanser yapmaktadır.

Havamızı kirleten bütün etkenlere karşı halkımızın bilinçli ve duyarlı olması gerekir. EGO’nun Eylül 2014 verilerine göre Ankara’da şehir içi yolculukların sadece % 6.7’si raylı toplu ulaşım araçlarıyla yapılmaktadır. Bu kabul edilemez bir orandır. Çevreci raylı sistemlerin ihmal edilmesi, buna karşın otomobil trafiğinin giderek artması bir anlamda halkın soluğunun kesilmesidir.

Bütün Ankaralıların evlerini sağlıklı yöntemlerle ısıtma hakkı vardır. Ankaralının evsel ısıtmada kömüre muhtaç edilmesi, bir anlamda Ankaralıyı ısıtarak zehirlemektir.

Şehrin havasını rüzgar temizler. Ankara’nın hakim rüzgar yönü olan Kuzey ve Kuzeydoğu bölgelerindeki   çok katlı yapılaşma şehrin zaten az olan rüzgarını iyice kesmekte, bir anlamda Ankara’yı giderek daha fazla boğmaktadır.

Dünyada taşıma, şehir planlaması, enerji üretimi ve endüstri alanlarındaki başarılı politikalarla hava kirliliğini azaltmada başarılı olmuş çok sayıda yönetim örnekleri vardır. Bu örnekleri biz de yöneticilerimizden talep ediyoruz. Halkımızı temiz hava hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Belediyeleri, Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nü göreve davet ediyoruz. Bir an önce gerekli önlemler alınsın, mevzuatın emrettiği “Temiz Hava Eylem Planları” devreye sokulsun. Kirli hava Ankaralıdan saklanmasın. Hava kirliliği uyarı eşiğini geçtiğinde her türlü araçla halk uyarılsın ki riskli gruplar olan yaşlılar, kalp ve akciğer hastaları dışarıya çıkmasın, yurttaşlar kirli havalarda spordan, ağır işlerden uzak dursun.

Temiz hava Ankaralının hakkıdır. Yetkililerin gizledikleri gerçekleri kamuoyuna aktarmaya devam edeceğiz. Saygılarımızla.

Ankara Tabip Odası 

 

Kaynaklar:

  1. Dünya Sağlık Örgütü, Dış Ortam Hava Kirliliği ve Sağlık, Fact sheet No 312, Güncelleme Mart 2014
  2. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hava Kalitesi İzleme İstasyonları Web Sitesi (http://www.havaizleme.gov.tr)
  3. Ankara Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü Hava Kalitesi Değerlendirme Raporu 2013