30 Haziran 2015

Acil  Servisler  Çalışanlar  için  Acilen İyileştirilmelidir! 

Ülkemizde yıllardır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı artık birçok alanda iflas bulguları göstermektedir. Popülist politikalarla kışkırtılan hasta talebinin altında ezilen sistem her gün başka bir noktada arıza vermektedir.

Yılda ortalama 2 düzeyinde olan kişi başı sağlık başvurusu, tüketime ve niceliğe dayalı yanlış politikalarla yılda ortalama 8’i aşmıştır. Muayene süreleri birkaç dakikaya inmiş, fizik muayenelerin yerini pahalı teknolojilere dayalı laboratuar ve görüntüleme yöntemleri almış, ülkemiz MR tetkik sayılarında OECD lideri olmuştur. Parası olmayanın da hakkı olması gereken sağlık, sürekli artan katkı-katılım payları nedeniyle giderek neredeyse ayrıcalık haline getirilmiştir.

Yurttaşlarımız iflas eden bu sistemde çıkış yolu bulamamakta, çözümü acil servislerde aramaktadırlar. Gelinen noktada acil servislere yılda 90 milyon hasta başvurusu olmaktadır. Birçok ülkede yıllık acil servis başvuruları toplam nüfusun yarısı bile değilken, Türkiye nüfusundan çok daha fazla yurttaşının her yıl acil servise akın ettiği bir ülke halini almıştır: bu akıl dışı bir sonuçtur.

Bu akıl dışılığı yaratan sistem bugün artık iflas etme noktasındadır. Kuşkusuz acil servislerimiz bu denli hasta yükünü, sahip oldukları donanım ve sağlık emek gücü altyapısı ile karşılayamazlar. O yüzden acil sağlık hizmetleri büyüyen bir sorun yumağı halini almıştır. O yüzden sağlıktaki şiddet olaylarının kabaca üçte biri acil servislerde yaşanmaktadır.

Yetkililer, sistemin yarattığı bu sorunu sağlık emekçilerini köle gibi çalıştırarak çözmeye çalışmaktadırlar. Sağlık emekçileri, hekimler bu yükü daha fazla kaldıramazlar. Nitekim bu hastanenin acil servisinde çalışan bir çok uzman arkadaşımız ücretsiz izne çıkmak durumunda kalmıştır. Bir çok hastanede acil servis çalışanları istifayı düşünme noktasına getirilmiştir. Soruyoruz: Ücretsiz izin almaya, istifayı düşünmeye mecbur edecek kadar dayanılmaz olan bu koşulları hekimlere dayatmaya ne hakkınız var?

Bu hastanede uzmanlara “iki ay izin yok” denildiğini duyuyoruz. Soruyoruz: Çalışanların hemen tamamının yıllık iznini yaz aylarında kullandığı bu ülkede, ceza gibi bu uygulamalar ne hakla hekimlere reva görülüyor?

Ankara Hastanesi’nin acil tıp servisi bir eğitim-araştırma kliniği değil midir? Niçin bu hastanenin acil tıp servisi asistan bulamıyor, asistanlar eğitim için bu kliniği tercih etmiyor? Acil servisleri yangın yerine çeviren politikaların sahipleri acaba bu soruya ne yanıt veriyorlar?

Ankara EAH yöneticiliği dün gönderdiği bir yazıyla dahili ve cerrahi branşlardan ikişer uzman hekimi yarından itibaren mesai günleri 16:00-08:00, hafta sonları ve resmi tatillerde de 08:00-08:00 arasında acil servislerde görevlendiriyor. Oysa yasal mevzuat, acil servislerde hizmet sunacak hekim standardı olarak acil tıp uzmanını ve onun sorumluluğunda olmak üzere acil sağlık hizmetleri konusunda eğitim görmüş, tecrübeli ve yeter sayıda pratisyen hekimi öngörmektedir. Yasal mevzuatın mantığında acil sağlık hizmetlerinin özellik arz eden, dolayısıyla münhasıran bu konuda eğitim almış hekimler tarafından verilmesi gerektiği gerçeği yatmaktadır. Sağlık idaresi bu mevzuatın ruhuna uygun hareket etmek durumundadır. Aksi bir tutum kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmayacaktır.

Yetkilileri doğru politikalara ve uygulamalara davet ediyoruz ve onlara şöyle sesleniyoruz:

  • Acil servisler başta olmak üzere, sağlık alanının tamamını tüketen, yapay, nitelikli hizmet ile bağdaşmayan, kışkırtılmış sağlık talebi yaratan politikalardan bir an önce vazgeçin.
  • Hiç şüpheniz olmasın ki, kişisel yönetici performansınızı yüksek göstermek için meslektaşlarınızı ezen, hayatlarını cehenneme çeviren, angarya çalıştırma dayatmalarınıza boyun  eğmeyeceğiz.
  • Yönetici olduğunuz bu hastane bir eğitim kurumudur. Öncelikli amaçları eğitim ve araştırmadır. Uygulamalarınızın tamamının eğitim gerekleri ile uyumlu olmasından sorumlusunuz. Tüm eğitim veren sağlık birimlerinde olduğu gibi bu hastanede de asistanı, uzmanı, hocası meslektaştır. Hemşiresi, laborantı, ebesi, teknikeri, teknisyeni, taşeron çalışanı sağlık ekibinin bir parçasıdır. Hekimleri birbirine düşüren, ekip çalışmasını bozan tavırlar içinde olmayın. Bunu dün ve bugün olduğu gibi yarın da takip edeceğiz, arkadaşlarımızın haklarını savunacağız. 

Son söz olarak diyoruz ki, insanca çalışma koşulları sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Hekimleri ve sağlık emekçilerini Sağlıkta Dönüşüm Programının kölesi yapamayacaksınız. Buna izin vermeyeceğiz!

Saygılarımızla.

Ankara Tabip Odası

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Türk Sağlık-Sen

DİSK Dev Sağlık-İş