Ankara Tabip Odası Basın Bülteni

06  Ağustos 2015

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Kadro İlanları Hangi Amaca Hizmet Ediyor? 

Ülkemizde akademik unvanlar bilimsel ölçütlere, akademik gereksinimlere göre değil yandaşlara liyakat gözetmeksizin bahşediliyor. Birçok üniversitede akademik kadro ilanlarının kamu yararı, liyakat ve hakkaniyet ilkelerini çiğneyerek kişilerin öznel gereksinimlerini karşılamak için yapılageldiğini, bunun son derece zararlı bir alışkanlık halini aldığını, sorumlu ve yetkili kurumların bu süreçleri uzaktan seyretmekle yetindiğini görüyoruz.

Ankara Tabip Odası’nın çalışma alanı olan Ankara ili sınırlarında da benzer örnekler sıkça yaşanıyor. Ankara Tabip Odası geçmişte “adrese teslim” olarak nitelediği kadro ilanlarını açığa çıkarmış, “denetlenebilir, nesnel ve kamu yararını gözetmesi” yasal olarak zorunlu olan birçok akademik ilanın belirli kişileri akademik olarak yükseltme amacını taşıdığını, bu öznel kadro ilanlarına kimlerin başvuracağını daha başvurular yapılmadan noter aracılığıyla tespit ederek kanıtlamıştı. Odamızın bu isabetli tespitlerine ve ilgili kurumları hukuka, bilimselliğe, nesnelliğe, kamu yararına saygılı bir tutum almaya çağırmasına karşın, bu yanlıştan dönülmemiş, birçok üniversite aynı tutumu pişkinlikle sürdürmüş, bu süreçleri kamu adına denetlemekle yükümlü kurumlar seyirci rolü oynamaya devam etmiştir.

Gelinen noktada, bazı üniversitelerin akademik kadrolarının kabul edilemeyecek kadar önemli bir bölümü halen üniversitenin temel akademik işlevleri olan eğitim ve araştırma için kullanılmamaktadır. Bir başka   ifade ile kadrolar işgal edilmiştir ve işgalciler o üniversite ile hiçbir ilgisi olmayan başka kurumlarda, birçoğu akademik yaşamla bağlantısız görevlerde çalışmaktadır.

Bu üniversiteler arasında en önde geleni, söz edilen bu haksız uygulamayı en yaygın olarak kullananı ilimizde bulunan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’dir. Yakın zamanda bu üniversitenin kadrolarının üçte birinin “hayalet kadro” olduğu, yani kadro işgalcilerinin üniversite dışında bulunduğu haberi basında yer almıştı.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi yöneticileri bu oranı yetersiz buluyor olacaklar ki geçtiğimiz haftalarda işgal edilen kadrolarına bir yenisini eklediler. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yöneticisi olan Doç. Dr. Nurullah OKUMUŞ başvurduğu ve atandığı profesör kadrosundan jet hızıyla ayrılarak eski görevine dönmüştür. Dr. Okumuş geçtiğimiz Temmuz ayının ilk yarısında yöneticisi olduğu Sami Ulus Hastanesi’nden ayrılmış, adı Yıldırım Beyazıt Üniversitesi web sitesinde yayınlanmış ve Sami Ulus hastanesinde tekrar yönetici olarak göreve başlamıştır. Bütün bu süreçler birkaç günde   tamamlanıvermiştir.

Yüksek Öğrenim Kanunu’nun profesörlüğe atanma ve yükseltilmeyi düzenleyen 42. maddesinin gerekçesine göre üniversitede profesör  unvanının  elde  edilmesi  profesör  kadrosuna  atama  işleminin  tamamlanması  ve kişinin göreve başlamasıyla olmaktadır. Bilindiği üzere kamu hastane birliklerine bağlı hastanelerin yöneticileri sözleşmeli personel statüsündedir. Dr. OKUMUŞ’un üniversitede göreve başlaması için Sağlık Bakanlığı ile resmi ilişkisinin sonlanması, dolayısıyla sözleşmeli statüsünün ortadan kalkması gereklidir. Bu durumda Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’na soruyoruz: Dr. Okumuş’un sözleşmesi iptal edilmiş midir, edildiyse bu ne zaman olmuştur?

Üniversite web sitesinde adı yayınlandıktan çok kısa bir süre sonra, günler içerisinde, Sami Ulus Hastanesi’nde yönetici olarak tekrar göreve başlayan Dr. OKUMUŞ’a Üniversite Yönetim Kurulu’nun izin vermiş olması ve Dr. OKUMUŞ’un Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ile tekrar sözleşme yapmış olması gerekmektedir. Bu işlemler yapılmış mıdır? Sözleşmeli personel sözleşmesi ne zaman imzalanmıştır?

Kamu kurumları, kaynakların kamu gereksinimlerine göre kullanılmasını sağlamak zorundadır. Akademik kadrolar da kuşkusuz son derece özellikli bir kamu gereksinimi için ilan edilmekte ve kullanılmaktadır. Tıp fakültesi için ilan edilen akademik kadro o fakültede eğitim ve araştırma açısından ilgili bilim alanında bir gereksinime dayanarak yapılır. Olması gereken o kadroya başvuran ve atanan kişinin o kadroda fiilen çalışması, yani öğrenciler için teorik ders ve uygulamalı eğitimler vermesi ve/veya bilimsel araştırmalar yapmasıdır.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesinin açtığı bu profesör kadrosu, hangi kamu gereksiniminden kaynaklanmış veya hangi kamu gereksinimini karşılamıştır? Kadroya başvuran, profesörlüğe ataması ve yükseltilmesi yapılan kişi neredeyse ertesi gün fakülte dışına, eski hastanesine yönetici olarak döndüğüne göre iki durumdan biri söz konusu olmalıdır: Ya o üniversitenin gerçekten böyle bir kadroya gereksinimi yoktur ve ilan kamu gereksinimi için değil, öznel bir gereksinim için yapılmıştır, ya da, gerçekten bir gereksinim var idiyse, Dr OKUMUŞ’a ertesi gün eski görevine dönmesine izin veren Üniversite Yönetim Kurulu bu izniyle üniversitenin gereksiniminin karşılanmamasına göz yummuş, böylece kamu yararına uygun davranmamıştır. Her durumda bu uygulama hatalı gözükmektedir.

Söz konusu kadro ilanı gerçek bir gereksinime dayanarak yapılmış idiyse, yukarıda anlatılan uygulamalar açıktır ki Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden eğitim alma hakkı kazanan tıp öğrencilerinin eğitim hakkını ihlal etmiştir. Öğrencilerin nitelikli eğitim almalarının bu yolla engellenmesi çok özellikli bir eğitim olan tıp eğitiminin niteliğini de etkileyecek, dolaylı olarak halkın nitelikli sağlık hakkını da ihlal edecektir.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin nitelikli eğitim hakkı ve halkımızın nitelikli sağlık hakkı adına Üniversite Yönetim Kurulu’nun bu kararını düzeltmesini, bundan sonraki uygulamalarında kamu yararını dikkate almasını, Yüksek Öğrenim Kurulu’nun da denetleyici yükümlülüğünü hatırlamasını bekliyoruz.

Bu konunun yetkili kurumlar nezdinde takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu