Çarşamba, 13 Aralık 2017

Ortak Basin Açiklamasi

01 Eylül 2015

Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi! 

Tüm dillerde tek bir anlam ifade eden fakat anlatması gittikçe zorlaşan bir kavramın Barış’ın günü bugün. Katliamların, cinayetlerin, soykırımların, asimilasyonun, sömürünün, talanın tüm hızıyla arttığı, faşizmin kendini güncelleyerek yaşamın her alanında gözle görünür kılındığı koşullarda dillendirilmesi dahi bedellere sebep olan Barış’ın günü bugün.

Ülkemiz ve coğrafyamız özelinde emperyalist odakların savaşın tüm kirli boyutlarını yaşatmalarına rağmen belki de Barış’ı en inatla dillendiren coğrafyalardan birinde anıyoruz 1 Eylül’ü. Anıyoruz çünkü kutlamalar yapmak için barış için mücadele edenlerin coğrafyasındayız.

Afganistan süreciyle başlayan ve tüm Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren politikalar sürerken, ÖSO ile başlayıp İŞID’le zirve yapan dizginlenemez saldırganlık bu çeteleri yaratıp besleyenleri dahi vurmaya başlarken, Barış’ı temin etmekten bahsedenler özellikle 7 Haziran seçimleri sonrasında savaş çığırtkanlığını tam gaz sürdürmeye başladılar. 400 vekili verin bu iş huzur içinde çözülsün tehditleriyle halkı sindirmeye çalışan siyasal iktidar ülkeyi hem iç hem de dış savaşın içine sokmakta en ufak bir beis dahi  görmemiştir.

Mevcut iktidarın BOP’un eş başkanıyız açıklamaları bölgede yaşanan süreçte almaya niyetli oldukları rolünde açık ifadesiydi. Şu an gelinen noktada çok daha açıkça görülmektedir ki iç ve dış politikada izlenen tüm süreç planlı programlı bir savaş politikasının temellendirilmesidir.

Savaştan çıkar elde edenler için barış tabi ki dillendirilmekten bile kaçınılması gereken bir kavramdır. Büyük resme bakıldığında görünen, savaşlardan çıkar damıtmak isteyenlerin tüm Ortadoğu’yu ve ülkemize savaş bataklığında yeniden dizayn etme çabalarıdır. Tüm bu saldırganlık altında dahi bugün barış için mücadele her zamankinden daha yakıcı bir ihtiyaçtır.

1 Eylül’ün barış talebini yinelemenin dışında bir muhtevaya sahip olduğu günlerden geçmekteyiz. Ağzında zeytin dalı olan güvercinler uzatarak barış konuşulamayacak bir iklimde nasıl bir barış sorusunu sormak, onurlu, adil ve halkların çıkarına bir barışı var etme mücadelesinin kaçınılmazlığıyla yüz yüze olmanın ağırlığını birlikte getirmektedir.

Tüm bu iklim içerisinde Barış günü olarak değil barışı var etme mücadelesinin bir parçası olarak görülmesi gereken 1 Eylül savaşı tüm ağırlığıyla yaşayan halklar için her zamankinden daha önemli ve daha mücadeleci bir süreci var etme günüdür.

Bu savaş bizim savaşımız değil, savaşa mecbur olan AKP’nin ve halka rağmen yönetim darbesi yaparak anayasal suç işleyen Saray’ın savaşıdır.

Bu çılgınlıkta ısrar etmek ülkemizi çıkmaz  bir  felakete  sürükleyecek,  halklarımızı  hedef  haline  getirecektir. Ortadoğu iç savaşlarla, etnik ve dini boğazlaşmalarla debelenirken, Türkiye de bu kaosun parçası olarak Reyhanlı’da, Roboski’de, Suruç’ta yaşanılanlar gibi daha büyük acılarla yüz yüze kalacaktır.

Bizler, bir can daha yitmesin, salgın hastalıklar, sakatlıklar toplu ölümler olmasın, insanlar evlerini terk etmesin, doğaya kıyılmasın diye bu çılgınlığı durdurmak istiyoruz. Dahası Suruç Katliamı’nı gerçekleştirenlerin, Ortadoğu’da savaş suçu işleyenlerin, cihatçı çeteleri besleyenlerin ortaya çıkarılıp cezalandırılması gerektiğini söylüyoruz. Akan kan, toprağa düşen canlar üzerinden iktidar ve oy hesabı yapanları bin kez  lanetliyoruz…

Bizler, Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikaların derhal terkedilmesini, barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımların acilen atılmasını istiyoruz.

Hiçbir zaman unutulmasın ki, bu ülkedeki darbelerin, savaşların ve ekonomik krizlerin bedelini halkımız      ve emekçiler ödemektedir. Savaş naraları atanların çocukları değil, yoksul halkımızın çocuklarının kanı akıtılmaktadır. Bu nedenle demokrasi için, barış için, adalet için mücadeleyi duraksamadan sürdürmeliyiz, sürdüreceğiz.

Biz emek meslek örgütleri DİSK, KESK, TMMOB, TTB olarak; Çocuklarımız ölmesin barış hemen şimdi diyoruz. Ve bir daha haykırıyoruz ki; Kirli hesaplara kurban edilecek bir tek canımız bile yok. Barışın iyileştirici gücüne hepimizin ihtiyacı var. Çünkü Barış çıkar hesaplarından uzak, pazarlık masalarında konuşulamayacak denli ciddi ve uğruna mücadele etmeyi göze alacak kadar değerlidir.

DİSK

KESK

TMMOB

ATO