Ankara Tabip Odası Basın Açıklaması

4 Ekim 2015

Güvenli kent ulaşımı haktır! Ankaralılar katliam gibi kazalara kurban edilemez! 

1 Ekim 2015 günü Ankara’da Dikimevi semtinde bir EGO otobüsü durakta bekleyen yurttaşlara çarpmış, kazada 12 yurttaşımız hayatını kaybetmiş, 12 yurttaşımız  yaralanmıştır.

Türkiye’nin birçok ilinde belediye otobüslerinin karıştığı trafik kazaları yaşanmaktadır. Ancak Ankara aşağıda sıralanan ve yakın geçmişte meydana gelmiş pek çok benzer kaza nedeniyle bu açıdan daha şanssız ve dikkat çekici bir ildir.

Hatırlanacağı gibi daha birkaç ay önce 20 Haziran’da Gölbaşı’nda virajı alamayarak şarampole devrilen belediye otobüsünde üç yurttaşımız ölmüş, 26 yurttaşımız yaralanmıştı.

5 Ağustos 2014’te, 11 Temmuz 2014’te ve 21 Nisan 2014’te,  Çankaya’da,  Sincan’da  ve  Şaşmaz’da  belediye otobüslerinin karıştığı üç ayrı kaza toplam 6 yurttaşımızın ölmesine, 25 yurttaşımızın yaralanmasına yol açmıştı. Bunların dışında yolcuların yaralandığı çeşitli kazalar da yaşandı.

Bu kazalar, halkın sağlıklı yaşama hakkı ve güvenli ulaşım hakkı açısından kabul edilemezdir. Bu kazalarda yaşamlarından olan ve yaralananların çoğu, toplu ulaşımla evine, işine, hastaneye, okula giden yoksul yurttaşlarımız, emekçi halkımızdır.

Bu kadar sık belediye otobüsü kazası yaşanan bir başkentin “çağdaş” olduğunun iddia edilmesi gülünçtür. Daha önceleri de çok sayıda benzer kazalar yaşanmış olmasına rağmen hepsinden daha fazla ölüme yol açan yeni bir kazanın gerçekleşmemesi için önlem alınmamış olmasının hiçbir mazereti  yoktur.

Uygar ülkelerde kentsel ulaşımın önemli bir bölümü toplu ulaşım araçlarıyla sağlanır. Toplu ulaşımın en önemli bileşeni ise raylı sistemlerdir. Genel olarak toplu taşıma, özel olarak da raylı sistemler, güvenli ve sağlıklı kent yaşamı için vazgeçilemeyecek unsurlardır.

Toplu ulaşım birkaç bakımdan bireysel ulaşım sistemlerine göre daha sağlıklıdır.

Toplu ulaşımın yaygın olduğu kentlerde bireysel ulaşım araçlarına, otomobillere daha az gereksinim olduğundan, daha güvenli bir trafik söz konusu olmakta, trafik kazaları ve bunlara bağlı ölüm ve yaralanmalar azalmaktadır.

Öte yandan araştırmalar toplu ulaşımın daha etkili olduğu şehirlerde kent sakinlerinin otomobil ağırlıklı şehirlere göre gürültü, hava kirliliği, duygusal stres ve hatta vücut kitle indeksi ve yağ oranı gibi ölçütler bakımından daha sağlıklı olduğunu göstermektedir.

Bu nedenlerle toplu ulaşımın daha etkili ve yaygın olmasını talep etmek halkın daha sağlıklı bir çevrede yaşamasını talep etmekle aynı anlama  gelecektir.

Oysa ülkemizdeki birçok başka büyükşehir gibi Ankara’da da toplu ulaşım çok uzun yıllardır ihmal edilmiştir. 4 milyondan fazla nüfusu olan bir başkent için sadece birkaç hat ile sınırlı olan ve çalışma saatleri de oldukça kısa olan, gece ulaşımına izin vermeyen metro ve hafif ray sistemi bir utanç kaynağıdır. Raylı sistemlerin ve onları destekleyen otobüs hatlarının gereksinimlere oranla çok kısıtlı olması, Ankaralıları bireysel ulaşıma zorlamaktadır. Kent ulaşımının kabul edilemeyecek kadar büyük bir bölümü otomobiller aracılığıyla olmakta ve sonuçta zaten yetersiz olan şehir içi yollarda giderek sıkışan bir trafik sorunu ortaya  çıkmaktadır.

Metropollerde yoğunlaşan trafik sorunu, toplu ulaşımı da olumsuz yönde etkilemektedir. EGO Genel Müdürlüğü şoförlerine Ankara Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü eğitmenleri tarafından verilen güvenli sürüş yöntemleri eğitimi ile ilgili EGO’nun internet sitesindeki bir haberde, 12 yıllık bir şoför, “Her gün 8 saat trafiğin içinde olduğunuzda her türlü riske de açık oluyorsunuz” diyerek durumun vahametine dikkat çekmiştir. EGO’nun istatistiklerine göre 2015 yılında günde ortalama 7 bin, ayda 200 binden fazla seferin olduğu toplu ulaşımda, bir günde ortalama 550–600 bin, ayda 17 ila 18 milyon yolcu taşınmaktadır.

Otobüs şoförleri, hâlihazırda, gerek kullandıkları aracın, gerekse taşıdıkları yolcuların  sorumlulukları  ve sürüş riskleriyle kuşatılmışken, trafikten kaynaklı sorunlar hem psikolojilerini hem de sürüş esnasındaki konsantrasyonlarını olumsuz yönde etkilemektedir. 12 yurttaşımızın hayatını kaybettiği olayda görgü tanıklarından bazıları otobüs şoförünün “Başka bir kaza nedeniyle sinirlenip gaza bastığını” savunmuş, yurttaşların “Fren patlama diye bir şey yok. Orada sürati yoktu, gaza yüklendi buraya kadar geldi. Freni sağlam.”şeklindeki sözleri basına yansımıştı. Görüleceği üzere, sürekli sefer halindeki araçların bakımlarının ne sıklıkta yapıldığı sorusu da eklenince, sorunlar çığ gibi büyümektedir.

İlaveten, hizmetlerin taşeron firmalara verilip verilmediği de önemli bir sorudur. Yine EGO verilerine göre 2015 yılı haziran ayında özel halk otobüsleri sayısı 200 iken, özel toplu taşıma araçları sayısı   380’dir.

Toplu ulaşımdaki sorunlar, güvenli taşıma dışında başka halk sağlığı sorunlarını da doğurmaktadır. Bunların en önemlisi kuşkusuz hava kirliliğidir. Ankara Türkiye’de hava kalitesi en kötü illerden biridir. Özellikle kış aylarında Sıhhıye ve Cebeci başta olmak üzere Ankara’nın birçok bölgesinde halk sağlığını tehdit edebilecek düzeyde hava kirliliği yaşanmakta, hava kirleticileri evrensel olarak önerilen sınır değerlerin sıkça üzerine çıkmaktadır. Hava kirliliğinin insan ömrünü kısalttığı, ani ölümlere ve kronik akciğer hastalıklarına yol açtığı, başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kansere olan yatkınlığı artırdığı iyi bilinen bir tıbbi gerçektir.

Ankara halkı bireysel taşımacılığa nazaran çok daha güvenli ve sağlıklı olan toplu ulaşımı hak etmektedir. Halkımızın bireysel ulaşım yöntemlerine mahkûm edilmesi, trafik sıkışıklığını arttırmak yoluyla, Ankara ilinde sıkça yaşanan ve toplu ölümlere davetiye çıkaran trafik kazaları için riskleri büyütmekte, hava kirliliğine olumsuz katkıda bulunarak bundan kaynaklanan sağlık sorunlarına yol  açmaktadır.

Bu ölümlü kazalardan sorumlu olanlar derhal kamuoyuna hesap vermelidir. Ankara halkını güvenli ve sağlıklı ulaşım hakkına sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Saygılarımızla,

Ankara Tabip Odası