Ortak Basın Açıklaması

24 Kasım 2015

Kadına ve Sağlıkçıya Yönelik Şiddet Sona Ersin! 

Dr. Kamil Furtun bundan beş buçuk ay önce Samsun’da, çalıştığı  hastanede  öldürülmüştü.  Bizler,  Dr. Kamil  Furtun  cinayetinin  24  Kasım  2015  Salı  günü  Samsun’da  yapılacak  duruşmasını        bekliyorduk.

19 Kasım 2015 Perşembe günü, Samsun’da özel bir hastanede kadın doğum uzmanı olarak çalışan meslektaşımız Dr. Aynur Dağdemir, sekreterinin eski eşi tarafından bıçaklanarak canice öldürüldü ne yazık ki. Meslektaşımız kadına yönelen bu şiddete karşı duyarsız kalmamış, başka bir kadını erkek şiddetinden korumak istemişti. Dr Aynur’un hayattan, çocuklarından, ailesinden, mesleğinden bir katil tarafından koparılması bizi fazlasıyla üzmüş, yaralamıştır. Öncelikle acılı ailesine, çalışma arkadaşlarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz.

Kuşkusuz olay öncelikle kadına yönelik bir şiddet vakası olarak tanımlanmalı ve “kadın cinayetleri” kapsamında ele alınmalıdır. Kadına yönelik ayrımcılığı ve şiddeti yaşamın olağan akışına uygun gören, cinayete tahriki ve faillerine haksız ceza indirimini gelenekselleştiren, kadını sosyal yaşamdan koparıp eve kapatmayı politika sayan bu egemen ataerkil anlayış coğrafyamızın kadınları için yaşamı cehenneme çevirmiş durumdadır. Ancak söz konusu olayın yalnızca bir kadın cinayeti olarak değerlendirilmesi yeterli olmayacaktır; cinayetin hastanede, meslektaşımızın görevi başında olduğu sırada işlenmiş olması, hekim-hasta ilişkisine ve hekimlik uygulamasına bağlı olmasa bile olayın bir “hekime yönelik şiddet- hekim cinayeti ” olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmamaktadır. 

Öte yandan son yıllarda giderek artan ve büyük ölçüde sağlıkta dönüşüm projesinin yarattığı açmazlar nedeniyle öldürmeyle sonuçlanan hekime yönelik şiddet olgularında saldırganların hep erkek olması bir rastlantı olmasa gerektir. Sonuçta elinde bıçağıyla hiçbir engele takılmaksızın hastanede sekreter  olarak çalışan eski eşini tehdit etmeye gelen saldırgan, kendisiyle görüşmek istemeyen eski eşin yanında bulunan kadın hekimi kalbinden bıçaklayarak öldürebilmektedir. Burada sağlık hizmetinin verildiği hastanelerin güvenliğinin neden bu kadar zayıf olduğu sorgulanmalıdır. Son birkaç yıl içinde kaybettiğimiz meslektaşlarımız Ersin Arslan, Kamil Furtun da katiller önceden bilindiği ve tehditlerden haberdar olunduğu halde önlem alınmadığı için hastane ortamında  öldürülmüştür.  Sağlık  Bakanlığı  çalışanlarını  neden  koruyamamıştır.  Ve eğer bir kadın hekim hangi nedenle olursa olsun görevi başında iken öldürüldü ise aynı anda bir değil      iki cinayet işlenmiş demektir; çünkü kadınlar ve hekimler insanı doğurmak, besleyip- büyütmek, hastalığını iyileştirerek yaşamını sürdürmesini sağlamak ve ölümü geciktirmek gibi işlevleri nedeniyle temel olarak ölümden değil yaşamdan yana tutum alırlar.

25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Direniş ve Dayanışma Günü arifesinde yaşanan bu olay, Dr. Aynur Dağdemir’in asıl hedef olmaması, ancak aynı ekip içinde çalışan sekreteri ile geleneksel rolü ve iyi hekimlik değerleri gereği koruma ve sorun çözme amacıyla orada bulunması nedeniyle hedef haline getirilmesi kadınların dayanışma içinde olmasına bile tahammül gösterilemediğini ortaya  koymaktadır.

Tüm bu olanlara itirazımız var, tepkiliyiz, ses çıkarıyoruz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ ANKARA TABİP ODASI

TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ

TÜRK MEDİKAL RADYOTEKNOLOJİ  DERNEĞİ

TÜM RADYOLOJİ TEKNİKERLERİ VE TEKNİSYENLERİ DERNEĞİ DEVRİMCİ SAĞLIK-İŞ

EBELER DERNEĞİ

SOSYAL HİZMET UZMANLARI DERNEĞİ

KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ  PLATFORMU