Çarşamba, 13 Aralık 2017

ANKARA TABİP ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

8 Mayıs 2012 

ÜÇ HAFTA GEÇTİ! ŞİDDET SÜRÜYOR! 

Dr. Ersin Arslan’ın katledilmesinden bu yana tam 3 hafta geçti. Biliyorsunuz; cinayetten iki gün sonra, 19 Nisan 2012 tarihinde Türk Tabipleri Birliği Başkanı Eriş Bilaloğlu, Merkez Konseyi Üyesi Gülriz Erişgen ve Ankara Tabip Odası Başkanı Özden Şener, Sayın Sağlık Bakanı ile görüşmüş ve aşağıdaki ACİL talepleri kendilerine iletmişti. O görüşmede, TTB'nin taleplerinin tümü Bakan tarafından benimsenmişti. 

Bu ACİL taleplerimize ilişkin gelişmeler şöyledir:

Talep 1. Hekime ve sağlık çalışanına yönelik şiddetin nedenlerinin ve alınması gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulması.

Bu talebimiz yeni değil. Henüz geçtiğimiz 14 Mart’ta aynı öneriyi Meclis’e taşımıştık. Önerimiz muhalefet partileri tarafından meclise getirilmiş, ancak iktidar partisi milletvekillerince reddedilmişti. Şimdi, ancak Ersin’i kaybettikten sonra, hekimler artık başlarına gelenlere tahammül edemeyecek noktaya geldikten sonra iktidar bu önerimizi benimsemiş ve komisyonun kurulması Genel Kurul’un 25 Nisan tarihli oturumunda kabul edilmiştir.

Talep 2. TCK’ya eklenmesini istediğimiz ve artık bugün itibariyle adı “Dr. Ersin Arslan Yasa Maddesi Önerisi” olan teklifin hızla gündeme alınması için gerekenlerin yapılacağının açıklanması.

Görüşmemizde Sayın Bakan, Sayın Adalet Bakanı’yla birlikte bu öneriyi inceleyeceklerini ifade etmişlerdi. BEKLİYORUZ.

Talep 3. Başta Dr. Ersin Arslan olmak üzere görevi başında bu tür saldırıya uğrayan meslektaşlarımızın geride kalan yakınlarının geleceklerinin güvence altına alınmasının sorumluluğunun yerine getirilmesi

BEKLİYORUZ.

Talep 4. SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) hattının hekimlere ve tüm sağlıkçılara yönelik bir şiddet unsuru olarak kullanılmasına son verilmesi; hattın bu yönüyle işlevlerinin gözden geçirilinceye kadar durdurulduğunun açıklanması.

BEKLİYORUZ.

Talep 5. Tüm sağlık kuruluşlarının (kamu, özel vb.) çalışanların sağlığı ve güvenliği yaklaşımıyla şiddet açısından risk değerlendirmelerinin yapılması için bir genelgenin derhal gönderilmesi, belirlenen önlemlerin en geç iki ay içerisinde uygulamaya geçirilmesi.

BEKLİYORUZ.

Talep 6. Politikacıların/Bakanlık üst düzey yetkililerinin hekimleri/sağlıkçıları hedef gösterdiğini düşündüğümüz, değersizleştiren söylem ve üsluplarını gözden geçireceklerinin ifade edilmesi.

BEKLİYORUZ.

Talep 7. Türk Tabipleri Birliği’nin yanı sıra sağlık alanındaki örgütlerin de katıldığını düşündüğümüz, izlenen sağlık politikasının sağlık alanındaki şiddeti arttırdığına dair değerlendirmelerin yapılacağı bir toplantının Sağlık Bakanı başkanlığında en kısa sürede gerçekleştirilmesi.
Bu konuda Sayın Bakan, izlenen sağlık politikalarının şiddeti arttırdığına dair tespite katılmadıklarını, ancak şiddetin nedenlerini değerlendiren bir toplantının yapılabileceğini ifade etmişlerdi. BEKLİYORUZ.

Bu süreçte Sağlık Bakanlığı’nın, bizlerin ancak medya aracılığıyla haberdar olabildiğimiz bazı çalışmaları var:

-       Hekimler için şiddet ihbar hattı.

Aslında böyle bir hat TTB bünyesinde 8 tabip odasında dört yıldır mevcuttur. Hazin olan şudur ki, sağlığın yöneticileri tehlikenin ciddiyetini ve giderek büyüdüğünü görmekte çok geç kalmışlardır.

-       Hastane girişlerinde X ray cihazı, kameralar, güvenlik görevlisi sayısının artırılması.

Bu önlemlerin sorun çözücü olmadığını görmek için sanırız henüz geçtiğimiz hafta yaşanan bir örnek yeterli olacaktır: Geçtiğimiz hafta bütün televizyonlarda, Yenimahalle Devlet Hastanesi Acil Servisi kapısından koşarak giren eli bıçaklı saldırganı ve kaçışan güvenlik görevlilerini hastane güvenlik kamerasından dehşet içinde izledik.

Sağlık otoritesinin şiddeti böyle palyatif yöntemlerle çözebileceğini düşünmesi, biz hekimlerde şaşkınlık ve hayal kırıklığı uyandırmaktadır.

Bugünkü acil ihtiyacımız, öncelikle şiddetin gerçek nedenlerini ortaya koymaktır.

Sağlık otoritesinin ihtiyacı da, her şeyi doğru yapıyorsunuz diyenler kadar, yanlışa işaret eden, hastanelerde, ASM’lerde, kurumlarda, işyerlerinde çalışan hekimlerin ve elbette tehlikeyi Bakanlık’tan çok uzun zaman önce görebilen meslek örgütlerinin sesine kulak vermesidir.

Bugün Türkiye’deki bütün hekimler, hepimiz meslektaşımız Ersin Arslan’a ve mesleğimize bir borcumuz olduğunu, meselenin bizzat kendi meselemiz olduğunu görmekteyiz, bu sorumluluğu her birimiz iliklerimize dek hissetmekteyiz.

Bu sorumlulukla bizler her hafta Salı günü Ersin’in öldürüldüğü saatte, 12:45’te hastane bahçemizde toplanacak ve yetkililere sesleneceğiz:

UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ.