ANKARA TABİP ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

22 Mayıs 2012 

Dr. Ersin Arslan beş hafta önce katledildi…

Tüm taleplerimiz yerine getirilene kadar bu işin takipçisiyiz!

 

Bundan 5 hafta önce genç meslektaşımız Dr. Ersin Arslan tam bu saatte hunharca katledildi. Bildiğiniz gibi, bu elim olayın ardından Türkiye çapında hekimler yollara düşmüş ve haklı isyanlarını dile getirmişlerdi.

TTB Merkez Konsey Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu, Merkez Konsey Üyesi Dr. Gülriz Erişgen ve ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Özden Şener şiddetin önüne geçilmesi ve başka can kayıplarının önlenmesi için makamında görüştükleri Sağlık Bakanımıza 7 maddelik ACİL talepler listesi sunmuştu. Taleplerin neler olduğu, artık hem muhatapları hem de sağlık emekçileri tarafından ezbere biliniyor.

Yapılan görüşmede taleplerimize olumlu yaklaşan Bakan’a tüm taleplerimiz yerine getirilene kadar bu işin takipçisi olacağımızı belirtmiştik.

Geçen 5 hafta boyunca bu taleplerimizin sadece iki tanesi yerine getirildi. TBMM’de sağlık alanında şiddet konusunda bir araştırma komisyonu kuruldu ve geçtiğimiz hafta “Çalışan Güvenliği Genelgesi” yayınlandı. Genelgede ne yazık ki şiddetin nedenlerini ortadan kaldıracak tedbirler yerine, şiddete maruz kaldığında hekimin bunu hasarsız veya en az hasarla atlatabilmesini sağlayacak önlemler sıralanmaktadır. Genelge, girişte x-ray cihazlarının kullanılması, güvenlik birimlerinin arttırılması, muayene odalarında kaçmayı kolaylaştıracak ikinci bir kapının bulunması gibi güvenlik tedbirleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Sorunun asıl nedenini görmezden gelip palyatif çözümlere yönelmek, bu konudaki sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey değildir.

Ankara Tabip Odası iki haftadır Ankara’daki hastanelerde hekimlerle buluşmakta ve şiddetin nedenleri ve çözüm önerilerini tartışmaktadır. Sağlık Bakanlığı hastanelerinin pek çoğu ise bu toplantıların gerçekleştirilmesi için toplantı salonlarının kullanılması iznini henüz vermemiştir. Sağlığın yöneticilerini bir kez daha, samimi olmaya ve sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

Yineliyoruz…. Bu münferit bir olay değildir. Sağlıkta şiddet tek başına bir genel asayiş sorunu değildir ve tam da bu nedenle asayiş önlemleri alınarak ortadan kaldırılamaz. Bu, sağlıkta dönüşüm adı verilen sağlık politikasının bir sonucudur.

Bu politika bir taraftan performans adı altında hekimlere daha çok hasta bakmayı dayatmaktadır. Hekimler hastalarına gerekenden çok daha az zaman ayırabilmeye başlamış, hata yapma riski artmış ve hasta ile sağlıklı bir iletişim kurabilme imkanı ortadan kalkmıştır. Hasta–hekim ilişkisinin yerine, sağlık hizmeti veren-alan ilişkisi geçmiştir. Ankara Tabip Odası’nın yaptığı bir ankette hekimlerin %84’ü verdikleri sağlık hizmetinden mutlu olmadıklarını belirtmektedirler. 

Bu sistem diğer yandan da SABİM, diğer adıyla “Sağlık Bakanlığı İspiyonculuk Merkezi!” ile hekimlerle ilgili bildirilen her türlü memnuniyetsizliği hiç bir filtreden geçirmeden kendilerinden savunma istenen bir tehdit aracına dönüştürmüştür. Hiç bir filtreden geçirilmediğini nereden mi biliyoruz? Çalışan Güvenliği Genelgesi’ndeki SABİM maddesinde “…soyut nitelikte olan, şikayet sahibinin adı ve adresi belli olmayan veya personelin kusuru bulunmadığı açıkça görülen ihbar ve şikayetler değerlendirmeye alınmayacaktır” denilerek, bir nevi itirafta bulunulduğu için biliyoruz.

Üniversite sınavına girecek çocuğuna sahte rapor alamayan, hekime istediği ilacı veya kendi uygun gördüğü tetkiki yazdıramayan hastaların şikayetleri gibi pek çok olayda ne yazık ki hekimler savunma vermek zorunda kalmıştır.

Tüm bunlara, bazı politikacıların hekimler hakkında kullandığı aşağılama ve şiddet içeren dil de eklenince hekime yönelik şiddet neredeyse meşrulaşmıştır.  “Ben bu hekimlere iğne bile yaptırmam” , “Çalışmayacaksan çek git”, “Tuzu kuru doktorlar”, “Doktor efendi” diyen hükümet üyeleri; performansa bağlı değil sabit maaş isteyen hekimlere “O zaman vatandaşa hizmet gitmez ki. Yani ben bu parayı kazanacağım, istediğim kadar çalışırım canım” diyen bir Sağlık Bakanı; hekim döven milletvekilleri ve daha niceleri…

Sevgili meslektaşlarım, sevgili sağlık çalışanları taleplerimizin tamamı yerine getirilene ve bu şiddetin asıl sorumlusu olan, hekim emeğini ucuzlatma ve itibarını azaltmayı amaçlayan Sağlıkta Yıkım programı son bulana kadar mücadelemiz sürecektir.

UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ. Gelecek hafta Salı günü bu saatte Numune Hastanesi bahçesinde toplanacağız.

 

Ankara Tabip Odası