Çarşamba, 13 Aralık 2017

ANKARA TABİP ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

17 Haziran 2012 

ALTMIŞ GÜN GEÇTİ!

ŞİDDETLE MÜCADELEDE DURUM

 

Dr. Ersin Arslan’ın katli üzerinden tam 60 gün, Türk Tabipleri Birliği heyetinin şiddetin önlenmesine yönelik olarak Sağlık Bakanı’na taleplerimizi iletmesinin üzerinden ise 58 gün geçti.

Bakan’dan acil taleplerimizle ilgili son durum aşağıda sıralanmıştır.

Dr. Ersin Arslan’ın katledilmesinden bu yana şiddete yönelik olarak alınmış olan tedbirler tehlikenin boyutlarının yetkililerce henüz tam olarak anlaşılamadığını göstermektedir. Çalışmaların polisiye önlemlerden ibaret kalacağı anlaşılmaktadır. SABİM şiddeti, performans baskısı, ağır çalışma şartları, büyük hasta yükü, 36 saatlik çalışma süreleri, 7/24 çalışma dayatmaları sürmektedir. Katkı payından kaçan fakir halkın akın ettiği acil servislerde hala bir hekim günde 300 hasta bakabilmekte, acil servislerde hala patologlara, psikiyatristlere nöbet tutturulmakta, hala ambulanslar yer var mı yok mu bakmadan hastaneye hasta getirmekte ve hala hekimlere, “Başınızın çaresine bakın” denmektedir.

Sayın Bakan’a yedi acil taleple ilgili sözünü hatırlatıyor, bütün yetkilileri şiddete karşı mücadelede samimi olmaya davet ediyoruz.

Meslek örgütü, hekimlerin büyük desteğiyle, hekime yönelik şiddet bitene dek bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir. Yanımızda yer alıp almamak Bakanlığın kendi tercihi olacak ve tarih yapılanları ve yapanları, yapılmayanları ve yapmayanları yazacaktır.

 

SAĞLIK BAKANI’NDAN 7 ACİL TALEP

  1. Hekime ve sağlık çalışanına yönelik şiddetin nedenlerinin ve alınması gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulması.

Komisyon kurulmasına ilişkin karar 25 Nisan 2012 tarihinde alındı. Muhalefet partileri bu komisyona üye verdiler. Ne var ki iktidar partisinin iki aya yakındır üye vermemesi nedeniyle komisyon faaliyete geçemedi. 

  1. TCK’ya eklenmesini istediğimiz ve artık bugün itibariyle adı “Dr. Ersin Arslan Yasa Maddesi Önerisi” olan teklifin hızla gündeme alınması için gerekenlerin yapılacağının açıklanması.

Sayın Sağlık Bakanı 58 gün önceki görüşmede bu konuyu inceleyeceklerini ifade etmişlerdi. Bekliyoruz.

  1. Başta Dr. Ersin Arslan olmak üzere görevi başında bu tür saldırıya uğrayan meslektaşlarımızın geride kalan yakınlarının geleceklerinin güvence altına alınmasının sorumluluğunun yerine getirilmesi.

Sayın Sağlık Bakanı 58 gün önceki görüşmede bunun haklı bir talep olduğunu ifade etmişlerdi. Bekliyoruz.

  1. SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) hattının hekimlere ve tüm sağlıkçılara yönelik bir şiddet unsuru olarak kullanılmasına son verilmesi; hattın bu yönüyle işlevlerinin gözden geçirilinceye kadar durdurulduğunun açıklanması.

Sağlık Bakanı imzasıyla 14 Mayıs 2012 günü yayınlanan Çalışan Güvenliği Genelgesi'yle SABİM'e gelen şikayetlerin bir filtreden geçirileceği ve personelin kusursuz olduğunun açık bir şekilde belli olduğu durumlarda işlem yapılmayacağı bildirilmişti. Ancak genelgeye rağmen SABİM şiddeti tüm hızıyla sürüyor. Tüm yetkilileri SABİM şiddetini durdurmak için üzerlerine düşeni yapmaya, Bakan imzasıyla yayınlanan genelgeye uymaya çağırıyoruz.

Aynı genelgede şiddete uğrayan hekimin hizmetten çekilme hakkı olduğu da bildirilmişti. Ancak Bakan imzasıyla yayınlanan genelge 32 gündür bir türlü başhekimler tarafından hekimlere gönderilmedi. Diğer illerin durumu bilinmemekle beraber, en azından Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara’daki hekimlerin, güvenliklerini sağlamak üzere yayınlanmış genelgeden de, genelgenin hizmetten çekilme hakkıyla ilgili bölümünden de haberleri yok.

  1. Tüm sağlık kuruluşlarının (kamu, özel vb.) çalışanların sağlığı ve güvenliği yaklaşımıyla şiddet açısından risk değerlendirmelerinin yapılması için bir genelgenin derhal gönderilmesi, belirlenen önlemlerin en geç iki ay içerisinde uygulamaya geçirilmesi.

14 Mayıs'ta yayınlanan Çalışan Güvenliği Genelgesi'nde bir cümle içerisine geçen risk değerlendirmesinin başlayıp başlamadığını, çalışmanın hangi aşamada olduğunu, hangi sağlık kuruluşlarında ne tür incelemelerin yapıldığını, nerelerin riskli bulunup hangi önlemlerin alındığını bilmiyoruz.

  1. Politikacıların/Bakanlık üst düzey yetkililerinin hekimleri/sağlıkçıları hedef gösterdiğini düşündüğümüz, değersizleştiren söylem ve üsluplarını gözden geçireceklerinin ifade edilmesi.

Bugüne dek böyle bir açıklama yapılmadı. Tersine, hekimleri hedef gösteren sözlere “kürtaj cinayettir” gibi yenileri eklendi.

  1. Türk Tabipleri Birliği’nin yanı sıra sağlık alanındaki örgütlerin de katıldığını düşündüğümüz, izlenen sağlık politikasının sağlık alanındaki şiddeti arttırdığına dair değerlendirmelerin yapılacağı bir toplantının Sağlık Bakanı başkanlığında en kısa sürede gerçekleştirilmesi.

Bu talebe denk düştüğünü düşünmediğimiz biçimde; geçtiğimiz ay, Sayın Bakan’ın katılmadığı, bazı Bakanlık bürokratlarının katıldığı, farklı sağlık meslek örgütlerinin farklı günlerde çağrılı olduğu, şiddet konulu ikişer saatlik beş toplantı düzenlendi. TTB’nin de şiddete ve nedenlerine ilişkin görüşlerini aktardığı, somut çözüm önerileri sunduğu toplantılardan bir ortak çıktı oluşturulmadı ya da oluşturulduysa bu çıktı hekimlerin meslek örgütü ile ve hekimlerle, kamuoyuyla paylaşılmadı.