Çarşamba, 13 Aralık 2017

ANKARA TABİP ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

17 Ekim 2012 

Bugün Dr. Ersin Arslan cinayetinin ilk duruşması yapılıyor

Sağlık Bakanı’nın VERDİĞİ SÖZLERİN üzerinden tam ALTI AY geçti

Hekimlere göre sağlıkta şiddetin nedeni

“sağlık politikaları” 

Şiddette bugünkü durum:

Sağlık alanında artık sözlü şiddet, itme, kakma, yumruk sıradan olaylar haline gelmiş, getirilmiştir.

Son bir ayda öldürücü olabilecek boyutta ÜÇ olay gerçekleşmiştir:

- 28 Eylül 2012 (Sabah): Samsun'un Terme İlçe Devlet Hastanesi'nde kendisine iyi bakılmadığını iddia eden hasta üç kişiyi bıçakla yaraladı. Bıçaklananlardan ikisinin durumunun ağır olduğu bildirildi.

- 05 Eki 2012 (İHA): Kayseri’de yapılan bir ihbar sonrasında olay yerine gelerek görevlerini yapmaya çalışan 112 ekiplerine bıçakla saldıran iki kişi yakalanarak gözaltına alındı.

- 15 Ekim 2012 (AA): Başkent’te bir hemşire, tartıştığı şahıs tarafından silahla vurularak yaralandı.

Ankara Tabip Odası Hekime Yönelik Şiddetin Boyutları ve Nedenleri Anketi’ne göre

Kamuda, özelde, ASM’de, tıp fakültesinde, pratisyeniyle, asistanıyla, uzmanıyla Ankaralı 800 kadar hekimin;

%91’i çalışma yaşamı boyunca en az bir kez SÖZLÜ ŞİDDETE,

%26’sı çalışma yaşamı boyunca en az bir kez FİZİKSEL ŞİDDETE maruz kalmıştır.

 

Saldırganların % 18’i üniversite mezunudur.

Saldırganların % 33’ü 20-29 yaş aralığındadır.

Hekimlerin %51’ine göre, şiddet uygulayan kişiler daha çok yoksulluk /yoksunluk yaşayan kişilerdir. 

Hekimlerin % 98’i, toplumda her alanda şiddetin giderek arttığını düşünmektedirler.

Hekimlerin %99’u, hekime ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin giderek arttığını düşünmektedirler. 

Hekimlerin %98’i, siyasilerin, hekimlerin halkın gözündeki saygınlığını azaltan beyanlarının hekime yönelik şiddeti arttırdığını düşünmektedirler.

Hekimlerin %97’si, siyasilerin sağlık sistemindeki sorunların sebebi olarak kamuoyuna hekim ve sağlık çalışanlarını işaret ettiğini düşünmektedirler.

Hekimlerin %84’üne göre, performansa dayalı ödeme sistemi hekime yönelik şiddeti arttırmaktadır.

Hekimlerin %96’sına göre, aşırı hasta yükü hekime ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti arttırmaktadır.

Hekimlerin %92’si, hastaların yüksek beklentisinin sağlık alanında şiddeti arttırdığını düşünmektedir.

Hekimlerin %94’ü, SABİM’in sağlıktaki sorunların kaynağı olarak hekim ve sağlık çalışanlarını işaret ederek, sağlık alanında şiddeti arttırdığını düşünmektedir.

Hekimlerin % 79’u, katkı, katılım, reçete, randevu, yeşil alan gibi uygulamaların sağlık alanında şiddeti arttırdığını düşünmektedirler.

 

Hekimlerin %63’ü, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü politikalar ile sağlık alanında şiddet sorununun çözülebileceğini düşünmemektedir.

Hekimlerin sadece %26’sı, Meclis Araştırma Komisyonu ve Bakanlığın çıkardığı “Sağlıkta Şiddet Yönetmeliğinin” şiddet olgularının azaltılmasında etkili olacağını düşünmektedir.

Hekimlerin %96’sı, sağlıkta şiddetin azaltılması için TTB’nin önerilerinin Sağlık Bakanlığı tarafından dikkate alınması gerektiğini düşünmektedir.

Hekimlerin %99’u, sağlıkta şiddetin azaltılması için TTB, hasta dernekleri, sendikalar ve Sağlık Bakanlığı’nın ortak hareket etmesi gerektiğini düşünmektedir.

Bu karne gösteriyor ki, iktidar sağlıkta şiddeti önlemede sınıfta kalmıştır.

Can korkusu ile hasta bakılmaz. Böyle sağlıkta dönüşüm olmaz. Böyle bir ortamda sağlık hizmeti verilemez.

Ersin’in katlinden hemen sonraki görüşmemizde Sayın Bakan sağlıkta şiddetin önlenebilmesi için kendisine ilettiğimiz 7 Acil Taleple ilgili olarak çalışacağını vaat etmişti.

Bu taleplere ilişkin son durum şudur:

  1. Hekime ve sağlık çalışanına yönelik şiddetin nedenlerinin ve alınması gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulması.

Komisyon kurulmasına ilişkin karar 25 Nisan 2012 tarihinde alındı. Muhalefet partileri bu komisyona üye verdiler. Ne var ki, internet ve bilişim komisyonuna hemen üye ismi bildiren iktidar partisi, şiddet araştırma komisyonu için isimleri Meclis’in kapanmasına bir hafta kala ancak bildirebildi. Arada iki aylık çalışma süresi vardı, kullanılamadı. Komisyon Başkanı AKP Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünüvar, komisyonun çalışmalarına ancak Meclis açıldıktan sonra başlayabileceğini açıkladı. Ve Komisyon nihayet çalışmaya başladı.

  1. TCK’ya eklenmesini istediğimiz ve artık bugün itibariyle adı “Dr. Ersin Arslan Yasa Maddesi Önerisi” olan teklifin hızla gündeme alınması için gerekenlerin yapılacağının açıklanması.

Altı aydır bekliyoruz. Çıt yok.

  1. Başta Dr. Ersin Arslan olmak üzere görevi başında bu tür saldırıya uğrayan meslektaşlarımızın geride kalan yakınlarının geleceklerinin güvence altına alınması sorumluluğunun yerine getirilmesi.

Altı aydır bekliyoruz. Çıt yok.

  1. SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) hattının hekimlere ve tüm sağlıkçılara yönelik bir şiddet unsuru olarak kullanılmasına son verilmesi; hattın bu yönüyle işlevlerinin gözden geçirilinceye kadar durdurulduğunun açıklanması.

SABİM şiddeti tüm hızıyla sürüyor. Bakanlık’tan çıt yok.

  1. Tüm sağlık kuruluşlarının (kamu, özel vb.) çalışanların sağlığı ve güvenliği yaklaşımıyla şiddet açısından risk değerlendirmelerinin yapılması için bir genelgenin derhal gönderilmesi, belirlenen önlemlerin en geç iki ay içerisinde uygulamaya geçirilmesi.

Bizler risk değerlendirmesini bekleyeduralım, meslektaşımız Dr. Mustafa Bilgiç bundan üç hafta önce ağır çalışma koşulları altında hastasından bulaşan KKKA hastalığından hayatını kaybetti.

“Çok hasta bakacaksın” zorlaması amir şiddetidir.

Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’nde “Bu kadar çok hasta bakamam, hastalarıma zarar veririm” diyen hekim istifa etmek zorunda kalmıştır.

Bugün Türkiye’de amir şiddetinden herkes nasibini almaktadır.

İstanbul Adli Tıp Kurumu merkez kadrosunda bulunan Dr. Elif Kırteke uzun yıllardır Adli Tıp Uzmanı olarak çalışmaktadır. Yaşamı boyunca iyi hekimliği şiar edinmiş meslektaşımız mesleğinin 25. Yılının “ödülü” olarak ansızın Kastamonu’ya sürgüne gönderildi.

Meslektaşımız Dr. Elif Kırteke önceki dönemlerde TTB Merkez Konseyi Üyeliği, İTO Onur Kurulu Üyeliği, Adli Tıp Uzmanları Derneği Genel Sekreterliği görevlerinde bulunmuş olup halen TTB Merkez Delegasyonu, İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu, İnsan Hakları Komisyonu ve Çocuk Komisyonu’nda görev yapmaktadır.

İstanbul içi sürgünlere alışık olan meslektaşımız, taviz vermeden iyi hekimliğini Ümraniye Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nde yürütmektedir. Hakkında açılan bir tahkikat sonucunda aklanmış iken şimdi Adli Tıp Kurumu’nun bu sürgün kararı çıkmıştır.

Hekimler ve sağlık çalışanları için her türlü mesleki riski artıran en önemli faktör yöneticilerin bu baskıcı ve dayatmacı yaklaşımıdır.

Peki ya risk değerlendirmesi? Çıt yok.

  1. Politikacıların/Bakanlık üst düzey yetkililerinin hekimleri/sağlıkçıları hedef gösterdiğini düşündüğümüz, değersizleştiren söylem ve üsluplarını gözden geçireceklerinin ifade edilmesi.

Bugüne dek böyle bir açıklama yapılmış değildir. Tersine, hekimleri hedef gösteren sözlere “kürtaj cinayettir” gibi yenileri eklenmiştir.

Gün geçmiyor ki; SGK Başkanı hiçbir temeli olmayan ve genellemeci bir dille hekimleri yolsuzlukla itham ediyor, Başbakan “Sıkıysa çevirsinler kapıdan” diyor. 

Bu dilin kendisi sağlık alanında şiddeti körüklemektedir.

Ancak,  “Hekimlere fiske vuran beni karşısında bulur” diyen Sağlık Bakanı’ndan çıt yok.

  1. Türk Tabipleri Birliği’nin yanı sıra sağlık alanındaki örgütlerin de katıldığını düşündüğümüz, izlenen sağlık politikasının sağlık alanındaki şiddeti arttırdığına dair değerlendirmelerin yapılacağı bir toplantının Sağlık Bakanı başkanlığında en kısa sürede gerçekleştirilmesi.

Altı ay oldu. Çıt yok.

Sayın Bakan’ı, verdiği sözleri tutmaya ve 7 acil taleple ilgili olarak vakit geçirmeden çalışmaya başlamaya çağırıyoruz.

Basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz.

 

Ankara Tabip Odası