ANKARA TABİP ODASI

KADIN KOMİSYONU

BASIN AÇIKLAMASI

23 Kasım 2012 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü

Artan baskıların dört bir yandan kadınların hayatlarını kuşattığı, bugüne dek elde edilen kadından yana kazanımlara saldırıların hız kazandığı bir yıl geçti.

Hala her gün en az üç kadın öldürülüyor, yargı, haksız tahrik indirimleriyle erkek katilleri cesaretlendirmeye devam ediyor. Erkek yargı mekanizması katilden, tecavüzcüden, tacizciden yana işliyor. Tecavüz sanıkları serbestçe dolaşıyorlar. Kadınlar sorgulanıyor, hayatları didikleniyor; suçu kanıtlamaya değil  “rıza” yaratılmaya uğraşılıyor.

AKP Hükümeti, kadınları erkeklerle eşit kabul etmeyen bir zihniyetin uzantısı olan cinsiyetçi politikaları birbiri ardına yürürlüğe koyuyor. Kadınları şiddetten korumak amacıyla çıkarıldığı söylenen şiddet yasası, bir insan olarak kadını değil aileyi korumayı amaçlıyor. Kadını güçlendirmeyi, aşağılanmaktan ve dayaktan korumayı değil, şiddetin faili ile uzlaştırmayı önceliyor.

Tek başına yaşayan kadınlara yapılan devlet yardımı, boşanmış ve eşi ölmüş kadınlar arasında ayırım yapılarak boşanmış kadınlara verilmiyor.

Kadınlar ya aşağılanıyor, dövülüyor ya da kendilerini değersizleştiren, sömüren bir yaşama mahkum ediliyorlar. Evde karşılıksız emek harcıyorlar. Devletin sırtından attığı sosyal güvenliğin yükünü kadınların üstlenmeleri ve evdeki horlanmaya, dayağa, aşağılanmaya katlanmaları bekleniyor. Ayrılmak istediklerinde ise öldürülüyorlar.

Piyasada eğreti ve güvencesiz çalıştırılanlar yine kadınlar. Hem evde hem işte mesai harcıyor, kriz anında ise ilk gözden çıkarılanlar oluyorlar.

En az 3 çocuk doğurmaları buyurulan kadınların emekleri kadar, cinsellikleri ve bedenleri üzerindeki denetimleri de erkeğe ve devlete devredilmek isteniyor. Kürtajın yasaklanması girişimleri kadınların mücadelesi ile engellenince hükümet, bu kez de kürtajı fiili olarak sınırlamak, erişilir olmaktan çıkarma çabasına girişiyor. Kürtaj yaptıran kadınlara devletin yetkili ağızlarından “katil” deniyor, kürtaj yapacak hekimlere gözdağı veriliyor. Birçok hastanede kürtaj fiili olarak yasaklanıyor. Çoğu kadın kürtaj için başvurduğunda ciddi engellemelerle karşılaşıyor. Gebe, loğusa izleme sistemi (GEBLİZ) ile kadınlar fişleniyor. Tıbbi bir işlem olan sezaryen bile yasayla düzenlenmeye kalkılıyor.

AKP’nin ataerkil politikaları eğitim alanında da kadınları ikincilleştirmeye devam ediyor. 4+4+4 sistemi ile kız çocukları eğitimden alıkonup erken yaşta evlilik dayatmasına maruz bırakılıyorlar. Böylece en az 3 çocuk doğurmalarının, eğitimden ve kamusal alandan dışlanmalarının yolu açılmış oluyor.

Gündelik dil, nefret söylemiyle örülüyor. Bu cinsiyetçi ve dışlayıcı dil, yaşamın her alanında hem kadınlara hem LGBT bireylere hayatı dar ediyor.

Yıllardır korkunç sonuçlarını yaşamakta olduğumuz savaş, daha fazla ölüm, daha fazla acı, daha fazla erkek şiddeti üretiyor.

Devlet şiddeti; karakolda, cezaevinde şiddet, taciz, tecavüzle artarak sürüyor. Kürt kadınları anadilde eğitim ve savunma haklarını kullanamıyorlar.

Kadına yönelik şiddet ve ayırımcılık hayatın her alanında yeniden üretiliyor.

Kadın hekimler ve kadın sağlık çalışanları, hangi sağlık kurumunda çalışırsa çalışsın şiddete en çok maruz kalanlar oluyor.

Biz kadın hekimler, kadına yönelik şiddeti önlemek için yargıda kadınlara yönelik adaletin sağlanmasının, erkek faillerin hak ettikleri cezaları almasının önemli olduğunu, ancak yeterli olmadığını düşünüyoruz. Kadına Yönelik Şiddeti önlemek için şiddeti üreten eşitsizlik, dışlama ve ikincilleştirme politikaları ile erkek egemen uygulamalar kadar zihniyetin de ortadan kalkmasının yaşamsal olduğuna inanıyoruz.

Erkek egemen sistemin kadınlar üzerinde kurduğu baskı sona erene, erkek şiddeti son bulana kadar yaşamın her alanında mücadelemize devam ediyoruz.

Ankara Tabip Odası

Kadın Komisyonu