ANKARA TABİP ODASI

14 MART TIP BAYRAMI

RESMİ TÖREN KONUŞMASI

14 Mart 2013 

Sayın Rektörler, Dekanlar, Değerli Hocalarım, Meslektaşlarım, Değerli Sağlık Çalışanları, Sevgili Tıp Öğrencileri, TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı, TTB Genel Sekreteri, TTB Merkez Konseyi Üyesi değerli meslektaşlarım

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

14 Mart tıp bayramınızı kutluyorum.

“İLAÇ İÇİN” OLUMLU CÜMLE

Önceki Sağlık Bakanı Recep Akdağ geçen yılki 14 Mart töreninde Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Bayazıt İlhan’ın eleştirilerinden hoşnutsuzluğunu şu sözlerle ifade etmişti: “İsterdim ki, ilaç olsun diye, bir olumlu cümle sarf etsin. Dikkatle takip ettim arkadaşımın konuşmasını. Bir tek cümle bir tek kelime yok. Sorunlarımızı böyle çözemeyiz”

Ben bugün o eksiği tamamlayacak, üç olumlu gelişmeden bahsedeceğim: Bunlar, sigarayla ve obezite ile mücadele, bir de Sayın Akdağ’ın Bakanlık’tan ayrılmasıdır.

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI SAĞLIĞIMIZA İYİ Mİ GELDİ?

Önce şu tespiti yapmak gerek; birkaç Afrika ülkesi hariç sağlık parametreleri tüm dünyada her yıl iyiye gitmektedir.

Bir sağlık sisteminin iyiliğini herhalde diğer sistemlere göre daha başarılı olmasında aramak gerekir. Ama sıralamalara bakınca doğumda beklenen yaşam süresi ve bebek ölüm hızında OECD üyesi 33 ülke arasında 2002’de de 2010’da da son ikideyiz.

Yani sağlıkta dönüşüm programı Türkiye’nin sağlığında fark yaratmış değil.

PEKİ BU PROGRAMLA NE DEĞİŞTİ?

Tüketim:

Sağlık harcaması 2002’de 12 milyar lira iken 2011’de 76 milyar liraya yükseldi.

İlaca ödenen para 4 milyar liradan 16 milyar liraya yükseldi.

Artık 700 milyon kutu yerine 1.750 milyon kutu ilaç tüketiyoruz.

Kişi başı doktora müracaat sayısı 10 yıl içerisinde yılda 3’ten 8’e çıktı.

Özele kayış:

Kamudan özele hareket, özellikle pratisyen hekimlerde %5’ten %15’e yükseldi,

Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastane sayısı değişmezken özel hastane sayısı 2 katına çıktı.

Kamuda 2 ya da 3 katına çıkarken, özel merkezlere ayaktan müracaat 2002’dekinin 10 katına, yatan hasta sayısı 6 katına, ameliyat sayısı 7 katına çıktı.

Ne zararı var özele yönelmenin?

Özelde iş, gelir, gelecek güvencesi, mesleki bağımsızlık tehdit altında. Hekim emeği değersizleştiriliyor.

HAMBURGER PARASINA GÖZ MUAYENESİ!

Fastfood restoranının promosyonu: X chicken menü alana X Göz Hastanesi’nde “full göz check-up”ta %50 indirim.

Benzinci promosyonu: 100 liralık benzin alana X Göz Hastanesi’nde “full göz check-up”ta %50 indirim.

Şimdi Kamu Hastane Birlikleri ve Kamu Özel Ortaklığı ile benzer bir güvencesizlik kamuda da yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.

Taşeron çalışanı sayısı %4’ten %25’e çıktı. Taşeron işçisine boş senet imzalatılıyor.

HEKİMLER MUTSUZ ve HALKIN SAĞLIĞI İÇİN KAYGILILAR

 

2013 YILI KIZAMIK SALGINI

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi’nin Kızamık Eliminasyon hedefine paralel olarak 2015 yılı sonuna kadar kızamık ve kızamıkçığın eliminasyonu hedef olarak benimsenmiş olan ve bu kapsamda 2002 yılından bu yana Kızamık Eliminasyonu Programı yürüten Türkiye’de, yaklaşık 2 yıl önce İstanbul’da, son 6 aydır da ülkenin değişik bölgelerinde görülen vakalar kızamık eliminasyon sürecine yeni bir boyut katmıştır.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre ülkemizde 1 Ocak 2012-12 Şubat 2013 tarihleri arasında (349 adedi 2012 yılında olmak üzere) toplam 1005 adet kızamık vakası görülmüştür. Uzmanların tahminleri ve değerlendirmeleri bu sayının çeşitli etkenler nedeniyle daha fazla olabileceği yönündedir. Vakalar 42 ilden bildirilmiş, %81,9’u (823 olgu) 7 ilde (Ankara, Gaziantep, İstanbul, Adana, Amasya, Batman, Şanlıurfa)  yoğunlaşmıştır. Sağlık Bakanlığı kabul etmeme eğiliminde olsa da, ülkede bir kızamık salgını yaşanmaktadır.

Bakanlık verilerine göre vakaların yarısı 4 yaşın altında, %26’sı 1-4 yaş aralığındadır. Bu durum son 6 yılda kızamıkta aşılama tarihinin en yüksek aşı oranına ulaşıldığını savunan Sağlık Bakanlığı söyleminin “içi boş” bir söylem olduğunu açıkça ortaya koymakta ve ülkemizde koruyucu hekimlik hizmetleri ile ilgili birçok soruyu akla getirmektedir. Özellikle 1-4 yaş arası olgular koruyucu hekimlik hizmetlerinde yaşanan aksamalara işaret eden bir veri oluşturmaktadır.

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın birinci basamak sağlık hizmetlerine ve koruyucu hekimlik hizmetlerine etkilerini ortaya koyması açısından “2013 yılı kızamık salgını” önemli bir göstergedir. Bu salgınla baş edilebilmesi etkin bir salgın yönetimi ile olanaklıdır. 

ANNE SÜTÜ BANKASI

Nereden çıktı? Hangi bilim kurumu böyle bir ihtiyaç tespit ederek açıkladı? Orta yerde kızamık salgını dururken bizim gündemimiz bu mu olmalı?

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM kusursuz bir program

Peki SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM KİMİN PROGRAMI?

Dünya Sağlık Teşkilatı’nın Türkiye için ilk Sağlıkta Dönüşüm Raporu 1996 yılında yayınlandı. Bu program, Dünya Bankası’nın programı.

ANMA

Bizim geleneğimizdir, bayramlarda önce kabristana gider yitirdiklerimizle bayramlaşırız. Ben de bu bayramda son bir yıl içinde sadece hekim olmayı tercih ettikleri için yaşamlarını yitiren Dr. Ersin Arslan, Dr. Mustafa Bilgiç, Dr. Melike Erdem’i saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.

Onlar, yetkililerin söylediği gibi bireysel nedenlerle değil, çalışma şartları yüzünden öldüler.

ASİSTAN ÇALIŞMA ŞARTLARI

Geçen yılki konuşmasında Bakan Akdağ genelgenin gereğine göre bir asistanın gün aşırı nöbet tutmasının mümkün olmadığının altını çizmiş, “Eğer herhangi bir yerde tutturuluyorsa kural ihlali yapılıyor. Bize bildirildiğinde bizim hastanelerimiz için gerekeni yaparız. Hala gün aşırı nöbet tutturulan asistanlar varsa bu bir haksızlık.  Eğer hala bazı eğitim hastanelerinde ne kadar yük varsa çömez asistanın üzerine koyuyorsak büyük haksızlık yapıyoruz. Böyle eğitim de olmaz, böyle insani yaklaşım da olmaz. Buna kimsenin hakkı yok” demişti ama asistanlara hala eğitim hastanelerinde ayda 13-15 nöbet tutturulabiliyorlar.

Acil tıp asistanları 12/24 çalışıyorlar. Yani ayda 240 saat, haftada 60 saat. Üstelik bir gün gündüz çalışıyorsunuz, diğerinde gece. Gün değil, hafta değil, yıllarca.

İki doktor ve iki hemşireyle 500 hastayı baş başa bırakan bir sistem bu.

BİR DOKTOR, 230 HASTA, HASTALAR MEMNUN!

Bakan Akdağ’ın geçen yılki konuşmasından:

Bir çocuk doktoru olarak kendisinin 20 dakikadan daha az bir süreyi hastasına ayırmak istemediğini vurgulayan Akdağ, hekimlerin hastalarına bu kadar süre ayırmaları halinde hastaların yarısının dışarda kalacağını söyledi.

Ankara Tabip Odası iki hafta önce eğitim araştırma hastanelerinde polikliniklerde yerinde tespit yaptı. Bir doktor 80, 100, 150, 200, 230 hasta bakıyor. Bakanlık “Hastalar memnun!” diyor. Neden memnunlar? Bilemiyorum. Doktorlar hastaların risk altında olduğunu söyledikten sonra bu neyin memnuniyeti anlamak mümkün değil.

Bir hekimi bu kadar çok hasta bakmaya zorlayan pek çok neden olabilir. Sizlerden istirhamımdır; bayramımızı kutladığımız mart ayı boyunca düşünelim. Bir hekimi bu kadar çok hasta baktıran kuvvet nedir?

SAĞLIK HİZMETİNE ERİŞEBİLİRLİK

Bir yandan erişimi artırmakla övünüyoruz, ama bir yandan da halk doktora çok gitmesin istiyoruz. Bunu da katkı payı ile yapmaya kalkışıyoruz. Acaba ihtiyacı olmadığı halde parası olduğu için o katkıyı verebilen, buna karşılık hasta olduğu halde parası olmadığı için doktora gidemeyen olabilir mi?

İstisnai sağlık hizmetleri de var. Geçen yıl başladı. Bu yıl liste uzadı. Ağrısız doğum yapmak istiyorsanız devletin hastanesinde para ödeyeceksiniz. Ve birkaç yıl sonra bütün sağlık hizmetleri için ilave para verir hale geleceğiz.

Bir gazeteci dostumuz sağlık alanına ilgi duydu. “1-2 gün yazarım diye düşünmüştüm ama içine girince gördüm ki ben bu alanda her gün yazsam emekli olana dek yazabilirim, zira sorun çok” dedi.

EMEKLİLİK

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, hekimlerin emeklilik maaşlarının düşük olduğuna işaret ederek, “Kabul edilemez ölçüde düşük. Ekonomi yönetimiyle bunu çalışıyoruz” dedi.

1800 lira.

Yoksulluk sınırı 3200 lira.            

İyileştirme yapıldığı gün 20.000 hekim önlüğünü asıp sistemden çıkmaya hazır.

Meslek örgütü bu konuda çok kararlı. Kamuda ve özelde bütün hekimler ve sağlık çalışanları için, emekli olduktan sonra insanca onurlu bir hayat sürmeye yetecek emekli aylığı talep ediyoruz. Bunun için çalışmalarımız sürecek.

YÖK BAŞKANI’NA HATIRLATMAK İSTERİM

Bundan bir buçuk yıl önce Ankara Tabip Odası, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi akademik kadrolarına atanacak isimleri başvuru süresi dolmadan notere tasdik ettirmesi üzerine Mahkeme atama şartlarını iptal etti. Ancak bu isimler, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü’nün “şartsız aldığına” ilişkin açıklamalarının ardından görevlerine devam ediyorlar. Bu hukuksuzluğa ilişkin dosya YÖK’te, ilgililerin dikkatini bekliyor. 

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’ndan 14 acil talebimiz var. Bütün sağlık çalışanlarını ilgilendiren, halkın sağlık hakkını ilgilendiren bu taleplerin bir an önce karşılanmasını diliyoruz.

Bir de; Amerikalıların yazdığı, Türkçe’ye çeviri baş editörlüğünü Recep Akdağ’ın yaptığı meşhur kitapta tabip örgütü için “düşman” denmesini biz hala hazmedemedik. Dr. Müezzinoğlu’ndan bu kitabı Bakanlık kütüphanesinden kaldırmasını bekliyoruz.

UMUT

Umut hep var! Daha güzel bayramlarda bir arada olmak dileğiyle sağlıklı, mutlu, huzurlu bayramlar…