Ankara Tabip Odası

Basın Açıklaması

25 Mayıs 2013 

Açlıkla yoksulluk arasında bir yer! 

Hatırlanacağı üzere 14 Mart 2013 Tıp Bayramı’nda TTB’nin 14 talebinin ilki emekli hekim maaşlarının kabul edilebilir bir düzeye yükseltilmesi idi. Ankara Tabip Odası Emekli Hekim Komisyonu da, geçtiğimiz yıl emekli hekimlerimize gönderdiği bir anketle, başlıca emeklilik sorunları ve çözüm önerileri konusunda görüşler almıştı.

Anket yanıtlarında saptanan sorunların başında, emekli hekim maaşlarının düşüklüğü ve bunun neden olduğu yaşam güçlüğünün geldiği görülmüştür. Sağlık personeline aktif çalışma döneminde emekliliğe yansımayan ek ödeneklerle ödenen maaşlar, emeklilikte ek ödenekler kesildiğinde yoksulluk düzeyinde bir gelir düşüklüğü yaratmaktadır.

Uzun yıllardır zaten bilinmekte olan bu temel sorun, kamuda çalışmış olan pek çok diğer meslek mensupları emeklileri ile karşılaştırıldığında vicdanları sarsacak bir adaletsizlik ölçüsünde düşüktür. Aslına bakarsanız manzara, karşılaştırmalara dahi gerek bırakmayacak denli açık ve bir o kadar da korkunçtur.

Bugün Türkiye’de hekim emekli aylığı 1800 lira iken yoksulluk sınırı 3500 lira, açlık sınırı 1100 liradır.
Sabık Sağlık Bakanı Recep Akdağ hekimlerin, sağlık çalışanlarının hiç unutamayacakları bir isim. Doktorlara günde 200 hasta baktıran, hekimi aralıksız 34 saat, haftada 60 saate varan sürelerde çalıştıran, liyakate aykırı atamalarla vicdanları kanatan, sağlık çalışanına “gözlerin görmüyor sana iş vermişiz” diyebilen, “paragöz, eli vatandaşın cebinde” gibi sözleri seven bir bakan… Onun görevinin son bir yılında üç genç meslektaşımız aramızdan artık herkesin iyi bildiği nedenlerle ayrıldı.
Recep Akdağ’ı yurttaşların da unutması kolay değil. Onun döneminde SGK yurttaşlardan devletin hastanelerinde para almaya, asgari ücretli işçinin çocuğunun süt parasını muayene katkı payı diye almaya başladı. Sağlık alanında –ama yurttaşın sağlığına değil özel sektörün, patronların kalkındırılmasına- harcanan para 12 milyar liradan 76 milyar liraya, ilaç tüketimi 700 milyon kutudan 1 milyar 750 milyon kutuya çıktı. Ne var ki Recep Akdağ’ın övündüğü bu sistemde hastalarımız bir türlü iyileşemedi. Poliklinik muayene sayıları yılda 200 milyondan 600 milyona çıktı. İyileşemeyen hastalarımız artık hastane hastane dolaşıyorlar. Aynı Recep Akdağ obeziteyi hastalara “şişko” diyerek tedavi edebileceğini de düşünen bir bakandı.

Uzak görüşlü –ama yakını değil- Recep Akdağ bir gün hekimlere 30 yıl sonrası için bir müjde verdi. Maaşlarımızdan kesilecek 30 liralar birikecekti. Bu sayede bugün işe girip 30 yıl çalışan bir hekimin emekli aylığı bugünkünden 900 lira fazla olacaktı.

Recep Akdağ, 2012 yılı 14 Mart’ında yaptığı konuşmada hekimlerin emeklilik maaşlarının düşük olduğunu bir kez daha kabul etti ve “Kabul edilemez ölçüde düşük. Ekonomi yönetimiyle bunu çalışıyoruz” dedi. Söylediği söz o zamanki adıyla Fatih Üniversitesi’nin toplantı salonunda halen havada asılı duruyor ama söz dediğimiz nedir ki zaten! Çalışmadı mı? Çalıştı! Yemin etse başı ağrımaz! İyi de çalıştı besbelli. Zira Harvard öğrencilerine Türkiye’de sağlığı içine düşürdüğü durum için ders verip ödül almaya gidiyor.

Kendisi emekli olduğunda 6.000 lira aylık alacak olan Vekil Akdağ mesleğe onlarca yıllarını, ömürlerini vermiş, kendisinden kat be kat kıdemli binlerce meslektaşını açlıkla yoksulluk arasında bir yerde 1.800 liralık bir emekli aylığına mahkum bırakmış bir isim...

Onu hiçbirimiz unutmayacağız.

Biz şimdi Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’na sesleniyoruz: Sayın Bakan, manzara budur. Emekli aylığımız budur. Sırf durumu görün diye kıyas için örnek vermek istiyoruz; utançtan örnek veremiyoruz. Hakikaten ayıp oluyor. Elinizde rakamlar var. Bizim kadar siz de görüyorsunuz. Bu ayıp, bu utanç bizim değildir!

Sayın Bakan, kimseden daha çok tahsil yaptığımızı söylemiyoruz. Kimseden daha çok çalıştığımızı söylemiyoruz. Ama elinizi vicdanınıza koyup siz söyleyin; diğerlerinden daha mı az okuduk? Yoksa başkalarından daha mı az çalıştık?

Söyleyiniz;
Hekimlik olsun sağlık alanındaki diğer meslek grupları olsun başka hangi meslekten daha az riskli, daha az yorucu, daha az tüketen, daha az insan hayatına dokunan, daha az emek, fedakarlık isteyen meslekler?

O halde bu emekli aylıkları da ne böyle?

Çoğu sizden yaşça büyük on binlerce emekli hekim, hemşire, sağlık çalışanı vereceğiniz yanıtı bekliyor. Kamuda ve özelde mesleğin niteliğine uygun, adil, hakkaniyetli, insanca yaşamaya yetecek bir emekli aylığının bir an evvel sağlanmasını sizden  talep ediyoruz. Bu, mesleğe ömürlerini vermiş meslektaşlarınıza karşı bir vefa borcu olduğu kadar vicdanın da bir gereğidir.
Sayın Bakan, ne olur bize “çalışıyoruz” diye bir yanıt vermeyiniz. Selefiniz çok çalıştı. Biz sizden çalışmanızı değil yapmanızı bekliyoruz.

Ama onların sonbaharlarını yoksulluk sınırının yarısı kadar bir emekli aylığıyla geçirmeleri evlaysa onu da söyleyiniz.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz. 

Ankara Tabip Odası

Yönetim Kurulu ve Emekli Hekim Komisyonu