ANKARA TABİP ODASI

ORTAK BASIN AÇIKLAMASI
3 Haziran 2013
 

Gaz Odaları

Hafta sonu bütün Türkiye’de Taksim Gezi Parkı projesini protesto eylemleri vardı. Ankara’da da on binlerce gösterici iki gün boyunca Güven Park ve Kızılay Meydanı’nı doldurarak sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar protestolarını dile getirdiler.

Hiçbir şiddet içermeyen, bu barışçıl demokratik eylem polis tarafından ilk dakikasından son dakikasına kadar terörize edildi. Polis kalabalığın arasına gaz bombaları yağdırdı, nişan alarak ve çok yakın mesafeden gaz kapsüllerini insanların kafasına, gözüne, gövdesine, koluna fırlattı, plastik mermi kullandı. Polisin bu saldırılarında yüzlerce kişi yaralandı. Yaralıların bir bölümü şu an ölümle pençeleşiyor. Bazı yurttaşlar kalıcı uzuv kaybına uğrayacak ya da vücudunda bu saldırının izlerini ömür boyu taşıyacak.

Hekimler, diş hekimleri, tıp öğrencileri, diş hekimliği öğrencileri, sağlık çalışanları her zamanki gibi büyük bir duyarlılıkla Kızılay Meydanı çevresinde sağlık birimleri oluşturarak iki gün boyunca polisin teröründen nasibini alan yaralılara tıbbi bakım verdiler. Bu birimlerde solunum yetmezliği, kesi, kırık, şuur kaybı ile getirilen hastalar müdahale edilerek taburcu edildiler ya da gerekli durumlarda hastanelere sevk edildiler.

İşte bu birimler dün Ankara’da polis tarafından basıldı. Polis bu kapalı alanları gaza boğdu. İçeride hastalar vardı, yaralılar vardı, onlara yardım etmeye, tıbbi bakım vermeye çalışan hekimler vardı. YKM, Starbucks, Leman Kültür’deki sağlık birimleri dağıtıldı. Nazım Hikmet Kültür Merkezi’ndeki revir talan edildi. Yaralılar, hekimler, diş hekimleri, hemşireler, tıp öğrencileri polisin fiziki şiddetine maruz kaldılar, gözaltına alındılar.

Mülkiyeliler Birliği Lokali’ndeki sağlık birimi de ağır bir saldırıya uğradı. Polis 21:30 sıralarında binayı kuşatarak bahçeye sayısız gaz bombası attı. Kapalı pencerelerin aralıklarından sızan gaz içerideki herkesi hızla etkiledi. Herkes üst kata kaçıp gazdan ve boğulmaktan kurtulmaya çalıştı. Bir meslektaşımız sonradan hislerini “Kendimi Madımak Oteli’nde gibi hissettim” diye tarif etti. Arkadaşlarımız yaralılarla birlikte tam bir saat bu gazla dolu ortamda çaresizlik içinde beklediler. O sırada içeride TTB ve ATO yöneticileri, Türk Dişhekimleri Birliği üyeleri ve milletvekilleri, Barolar Birliği Başkanı da vardı.

Bu türden bir saldırı hiçbir gerekçeyle açıklanamaz, makul gösterilemez, burada “ama”lar geçmez. Saldırıyı şiddetle protesto ediyoruz.

Uluslararası hukuk çok açıktır. Dünya Tabipleri Birliği’nin bu konudaki görüşü çok açıktır. Uluslararası İnsancıl Hukuk çok açıktır. Aslında bunların hiçbirine gerek yok; vicdan yeter! Yetmeli!

Ne türden olursa olsun hiçbir çatışma ortamında hiçbir şekilde sağlık birimlerine, sağlık personeline, sağlık araçlarına müdahale edilemez.

Dün Ankara polisi yaralıların tedavisini engelleyerek, geciktirerek, sağlık personelinin her şartta yapmakla yükümlü oldukları acil tıbbi hizmet verme yükümlülüğünü kesintiye uğratarak, hepsinden öte bir toplu katliamla sonuçlanabilecek kadar kontrolsüz ve sorumsuz davranarak açık bir suç işlemiştir.

Bu saldırıları kınıyoruz. Bu saldırının sorumlusu birinci derecede Hükümet ve onun İçişleri Bakanı’dır. Sorumluların bu saldırıların hesabını vermesi gerekir.

Mesleklerinin gereğini yerine getirmek için sağlık birimlerinde bulunan ve şu anda gözaltında olan tüm sağlık personeli ve öğrenciler derhal serbest bırakılmalıdır. Böyle rezalet olmaz!

Türk Tabipleri Birliği

Türk Diş Hekimleri Birliği

Ankara Tabip Odası

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası

Türkiye Psikiyatri Derneği