Çarşamba, 13 Aralık 2017

 

Ortak Basın Açıklaması

24 Haziran 2013 

Değerli Basın Emekçileri, 

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kadrolaşma tüm hızıyla sürüyor. Rektörlük anabilim dallarının görüşüne başvurmaksızın öğretim üyesi kadroları ilan ediyor. Bırakın anabilim dallarını kimi zaman fakülte yöneticileri de kadro ilanını resmi gazetede görerek haberdar olabiliyorlar. Atananların bilimsel nitelik bakımından yeterli olmadıkları yaygın olarak dile getiriliyor. Ama ne gam! Bu yolla üniversite yönetiminin kendisine biat eden bir akademik kadro yaratma hevesinde olduğu anlaşılıyor. Yönetim bir taraftan da kendisine koşulsuz itaat etmeyenlere karşı yoğun bir yıldırma politikası sürdürüyor. Fakülte en üst düzey yöneticileri de dâhil olmak üzere sayısız öğretim üyesi hiçbir vicdani ve hukuki geçerliliği olmayan suçlamalara maruz kalıyor, soruşturmaya uğruyor. Yönetimle en küçük fikir ayrılığı bulunup da soruşturma furyasından kurtulabilmek çok zor. 

Yıllarını Hacettepe’ye vermiş, Hacettepe’yi Hacettepe yapan saygın pek çok öğretim üyesi olan bitenden yılıp istifa ediyor, ücretsiz izine ayrılıyor ya da emekli oluyor. Tıp fakültesinde pek çok anabilim dalının akademik kurulları, bölümler, anabilim dalları, klinikler bu iki yolla –kadrolaşma ve yıldırma yollarıyla- yeniden şekillendirilmek isteniyor. 

Değerli arkadaşlar, 

Bu yıldırma faaliyeti bitmek tükenmek bilmiyor. Bu baskı zincirine şimdi eklenen halka Prof. Dr. Mehmet Emin Şenocak soruşturmasıdır.

Prof. Dr. Mehmet Emin Şenocak bu fakültenin Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanıdır. Çalışkan, işini ve mesleğini seven, iyi ders anlatan, iyi ameliyat yapan, hastalarının, öğrencilerinin, asistanlarının, meslektaşlarının, birlikte çalıştığı, onu tanıyan herkesin sevgiyle, saygıyla andığı gerçekten iyi bir insan ve iyi bir bilim adamı olarak bilinir. 

Dr. Şenocak bir süredir, her duyanın ağzını açık bırakan, küçük dilleri yutturan absürt, akıl almaz gerekçelerle çocuk cerrahisi öğretim üyelerine peş peşe açılan soruşturmalardan nasibini alıyor; bir soruşturmadan aklanıyor, ardından yenisiyle mücadele etmek zorunda kalıyor. 

Dr. Mehmet Emin Şenocak tam şu anda içeride ifade veriyor. Üstelik daha önce aklanmış olduğu bir soruşturmadan, bu kez soruşturmacı değiştirilerek tekrar soruşturuluyor. 

Sayın Rektör’e sesleniyor ve soruyoruz, Neden?

Neden bu profesör şu anda içeride ifade veriyor?

Neden sizin tarafınızdan Hacettepe’ye alınmış ve Kastamonu Tıp Fakültesi Dekanlığına getirilmiş soruşturmacı tarafından tekrardan ifadesi alınıyor?

Ondan önceki soruşturma, ondan da önceki soruşturmalar neden? 

Neden size ulaşan bu birbirinden acayip şikâyetleri ciddiye alıp soruşturma açtınız? 

Sizin de mensubu olduğunuz tıp fakültesinin yıllarca omuzlarına toz zerresi konmamış, çeşitli anabilim dallarından bunca hocası siz yönetime geldikten sonra ne oldu da birdenbire kusurlu oldular? 

Sayın Rektör, Prof. Dr. Mehmet Emin Şenocak’ı siz de biz de tanıyoruz. Neyin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Yeter Sayın Rektör; artık yetişir! Lütfen yapmayın! 

Sayın Rektör, tam da yeridir, size küçük bir sorumuz var:

Sizce Rektörlüğe iletilen şikâyetler üzerine açılan ve sonradan suçlananın aklanmasıyla sonuçlanmış bulunan bütün bu soruşturmalar nedeniyle kamunun uğradığı faks, telefon, kağıt, kalem, toner, zımba teli, karton dosya, elektrik, su, personel masrafı ve bilumum zararlar şikayeti sizlere ileten öğretim üyesince tazmin edilmeli midir? Asılsız ve dayanaksız iddialarla üniversite yönetimini yersiz soruşturmalara teşvik ederek kamuyu zarara uğratmak nedeniyle bu şikayetçi/şikayetçiler hakkında soruşturma açmayı düşünüyor musunuz?

Faks üzerinde özellikle duruyoruz Sayın Rektör! Siz bu soruyu neden sorduğumuzu biliyorsunuz. 

Değerli Basın Mensupları, 

Sizin aracılığınızla buradan bütün üniversite yönetimlerine, bu ülkenin üniversitelerini “kendisinin” yapmak arzu ve gayretiyle kontrolsüz bir biçimde akademiye hücum eden hükümete bir kez daha sesleniyoruz. Akademiden elinizi çekin. Kadrolaşmaya son verin. Akademik kurulların çalışmasına izin verin. Öğretim üyesinden sekreterine bütün çalışanları rahat bırakın, onları haksız ithamlarla taciz etmeyin, kimsenin onuruyla oynamayın. Bu ülkenin üniversiter sistemine daha fazla zarar vermeyin. 

Son olarak üniversitedeki sessiz çoğunluğa küçük bir hatırlatma! Değerli hocalar! Akademinin gözünüzün önünde çökertilmesine daha fazla seyirci kalmayınız. Size emanet edileni koruyunuz. Hocalarınızdan aldığınız emaneti sizden sonrakilere –tarumar bir halde değil- geliştirerek devretmek gibi bir sorumluluğunuz olduğunu lütfen hatırlayınız. Gezi direnişi ruhunu akademiye taşımak ve dayanışmayla haksızlıklara, akademinin erozyonuna karşı direnmek bugün Türkiye’deki bütün akademisyenlerin birinci görevidir.

#direnakademi #direnhacettepe 

Kamuoyuna saygıyla duyururuz. 

Ankara Tabip Odası

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası

Üniversite Konseyleri Derneği