Çarşamba, 13 Aralık 2017

ANKARA TABİP ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

13 Eylül 2013 

Türkiye’de Polis Şiddeti

Temel Halk Sağlığı Sorunlarının Başında Gelmektedir!

Sağlık Bakanı’nı Göreve Çağırıyoruz!

Başkent’te ve Türkiye’nin bütün büyük kentlerinde yine istisnasız her gün şiddet yaşanıyor. On yıllarca bölgede yaşanan şiddeti sona erdireceğim diye yola çıkan iktidar, artık şiddeti tüm ülke için gündelik bir olay haline getirmiştir. Bu ülkenin sokaklarında polis tarafından geniş halk kesimlerine hesapsızca, orantısız uygulanan şiddet Türkiye’nin temel halk sağlığı sorunlarından biri haline gelmiştir.

Ankara’da son yaşanan olaylarda yüzlerce insanın sağlığının etkilendiğini tahmin ediyoruz. Hastane kayıtlarına geçmiş olan 44 kişi arasında astım krizi geçirenler var. Dört kişinin kemik kırıkları mevcut. Bir genç kadının göz çevresinde yırtılma var. Toplam 3 kişinin ameliyata alındığını görüyoruz. Bir gencin kafasına isabet eden kapsülle kafadaki temporal kemiğinde kırık olduğunu öğrendik. Daha dün çok yakın mesafeden kapsülle vurulan 16 yaşında bir çocuğun gözünde yırtık yüz kemiğinde kırık var. Bunların ötesinde, evlerinde oturanlar, arabasıyla seyahat edenler dahil Ankara’da binlerce insan biber gazı ile nefes alamaz hale gelmiştir.

Burada verdiğimiz rakamlar, idarenin engellemelerine rağmen Ankara Tabip Odası’nın ulaşabildiği rakamlardır. Gerçek rakamın bunun çok daha üzerinde olması kuvvetle muhtemeldir. Hastanelerde ciddi bir baskı ve karartma uygulanmakta, gerçek yaralı sayısı kamuoyundan gizlenmeye çalışılmaktadır. Haziran isyanında TTB’ye yapılan bildirimlerle hükümetin açıkladığı yaralı sayısı arasındaki 100 katlık fark bu karartmanın büyüklüğünü yeterince anlatmaktadır. 

Baskının, karartmanın derecesi o kadar fazladır ki, yaralanan insanlar polis tarafından fişlenmek, gözaltına alınmak kaygısı ile polis tarafından yaralandıklarını ya da kullandıkları ilaçları bile acil servislerde ifade edememektedirler.

İktidarın halka sıktığı “kimyasal silahtır!”

Biber gazı diye masum gösterilmeye çalışılan ve açıkça bir silahtan fırlatılan gaz kapsülleri kimyasal silahtır. Üstelik “Batıda da kullanılıyor” diye meşrulaştırılmaya çalışılan gazdan etkilenenler günlerce öksürük krizleri geçirebilmekte, astım krizleri yaşanabilmektedir. Uzun süredir memleketin “dumansız hava sahası” kamu spotlarına inat, büyük kentleri saran kimyasal gazların insanlardaki uzun dönemli etkilerinin ne olduğu belirsizdir. Hesapsızca, insanlara nişan alarak atılan bu kimyasal kapsüllerden bebekler, çocuklar, hamileler, hastalar, yaşlılar da aşırı derecede etkilenmektedir.

Uygulanan polis şiddeti gencecik insanların canını almıştır.

Çok sayıda insan ameliyatlar geçirmiştir. Ne yazık ki bu şiddet hiç azalmadan devam etmektedir. İnsanların demokratik talepleri dinlenmek yerine, onlara kimyasal ve mermiyle saldırılmaktadır. Hastane acilleri, hükümetin polis eliyle hasta ettiği, yaraladığı insanları tedavi etmekle uğraşmaktadır.

Kabinede bir Sağlık Bakanı var! Halka yönelik aylardır uygulanan şiddeti görüyor! İzliyor! Bunca insan bu kimyasallardan, tazyikli kimyasallı sulardan etkilenirken, gencecik bedenler yok olurken… Bir Sağlık Bakanı ne yapar? Beklenir ki İçişleri Bakanlığını, Emniyeti durdursun. “Yapmayın insanların sağlığıyla, hayatıyla oynamayın” desin! Ne yazık ki Sağlık Bakanı böyle bir adım atmadı. Biz burada turizm bakanından, savunma bakanından, içişleri bakanından değil Sağlık Bakanından söz ediyoruz!

Halka sıkılan kimyasalların nasıl tedavi edileceği bilinmiyor!

Sıkılan gazın hangi içerikte olduğunu bile bilmiyoruz. Bu ülkenin Sağlık Bakanlığı aylardır halka sıkılan kimyasalın içeriği, maruziyet durumunda nasıl tedavi edileceğini anlatmıyor. Bu ülkede insanlara sigara, alkol içmeyin denirken, halka kimyasal gaz, sıvı sıkılıyor, mermiler atılıyor.

Bu ülkede 18 yaş altına sigara satılmıyor ama kimyasal gaz sıkmak serbest. Saat 22.00 den sonra alkol alamazsınız ama kimyasallı suyla yıkanabilirsiniz.

Bugüne kadar hükümet, biber gazı diye sunduğu kimyasala 22 milyon dolar para ödedi. Bu para ile hükümet insanların sağlığına saldırmak yerine 200 yataklı bir hastane yapabilirdi. Kimyasal gaza verilen parayla, bu ülkedeki tüm yurttaşlara 2 yıl ücretsiz sağlık hizmeti verilebilirdi.

İçeride dışarıda, savaş için atılan çığlıklardan kaygılıyız!

Suriye’ye yönelik herhangi bir müdahalenin sonuçlarının bu coğrafyada yaşayan tüm halklar için yıkım olacağı çok açıktır. Hükümeti bu konuda aklıselime davet ediyoruz. Yeni Osmanlıcılık hayalleri ile halkı kışkırtmak yanlıştır. İnsanların doğru/gerçek haber almasını engellemek ve bu yolla toplumu bölmek, birbirine düşman etmek yanlıştır! On yıllardır kanayan bir yara olan Kürt sorununu sürüncemede bırakmak, Kürt halkını oyalamak ayıptır!

Bu vesile ile başta Sağlık Bakanı olmak üzere Hükümeti duyarlılığa, demokrasi çerçevesinde adım atmaya davet ediyoruz. Bu halkı bu gençleri düşmanınız olarak görmekten vazgeçin. Kendinizi, bu ülkenin böldüğünüz ve ötelediğiniz halkından çok Mursi’ye yakın hissetmeyin!

Sağlık Bakanı, hükümetin polis eliyle uyguladığı şiddeti durdurmak için harekete geçmelidir! Eğer durduramıyorsa, bir kamu spotu hazırlayarak, vatandaşlara kimyasallara karşı nasıl kendilerini koruyacağını anlatmalıdır! Olayların çok olduğu yerlerde yaşayan vatandaşlara baret, gaz maskesi ve basit tıbbi malzeme dağıtılmalı, hızlı müdahale yapacak seyyar revirler kurulmalıdır.  

Bizler bu ülke topraklarında birlikte yaşıyoruz; siz bütün mekanizmalarıyla tüm devlete ve iktidara sahip olabilirsiniz ama unutmayın bu topraklarda, bizim ürettiğimiz ekmeği yiyorsunuz. Bu toplumun verdiği vergilerle yine bu insanlara kimyasal gaz, kimyasal su, mermi atamazsınız!

Bu ülkede sizin yanınızda olmayan herkesi terörist ilan ederseniz, hedef gösterirseniz, “üniversiteler terörist yetiştiriyor” diye halka kara propaganda yaparsanız, bu ülkede ne demokrasiden, ne adaletten, ne de özgürlüklerden söz edebiliriz.

Bugün iktidar medyasıyla, parasıyla, silahlarıyla çok güçlü olabilir! Ancak bu ülkenin

Çok büyük kısmı yoksulluk sınırında, açlık sınırında yaşarken,

İnsanlar işsizlikle, yoksullukla mücadele ederken,

İşçiler yeterli koruma önlemleri alınmadığı için canlarını verirken,

Kürtler en basit demokratik hakları almak için oyalanırken,

Kadınlar bunca şiddete uğrar, öldürülür; çocuklara tecavüz edilirken,

Sermayenin önünü açmak için ve büyük güç olma hayalleriyle komşu ülkelere savaş hazırlıkları yapılırken,

Hastalar prim borçları, katkı payları, ilaç farkları, poliklinik sıralarında inlerken,

Bu güç bir işe yaramaz! Yaramayacaktır!

Bu ülkenin onurlu insanları, bu ülkenin gençleri barış içinde, özgür, adil, demokratik, laik bir ülke talep ediyorlar! Ve mutlaka alacaklar!

Bu ülke ve bu ülkenin güzel insanları, şiddetin ve savaşın timsali olan bir ülkeyi değil savaşsız ve sömürüsüz, bölgede barışın en kuvvetli sesi olan bir Türkiye’yi hak ediyorlar!

Ankara Tabip Odası

Yönetim Kurulu