ANKARA TABİP ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

19 Eylül 2013 

Bakanlık’tan Hekimlere Adab-ı Muaşeret Dersleri

-Kabalığın Dik Alası-

Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığı Ağustos ayının son günlerinde 90 Gün Çalışması adlı bir çalışmanın duyurusunu yaptı.

Çalışmanın hedefleri, daha etkin bir yönetişim, hasta memnuniyetini ve kamu hastanelerinde görev yapan sağlık çalışanlarının memnuniyetini artırmak olarak açıklandı.

Başkanlık açıklamasında, “Özellikle sağlık çalışanlarının memnuniyetlerini arttırmaya yönelik tespitlerde bulunmak, bu bağlamdaki düzenlemeleri hayata geçirmek her türlü sağlık projesinin temel yapı taşıdır. Özverili çalışmaları ile Türkiye’deki sağlık hizmet sunumunu bu noktaya taşımış sağlık çalışanlarının memnuniyeti olmazsa olmaz önceliklerimizden birisidir. Ayrıca sağlık çalışanlarının memnuniyetinin, hasta memnuniyetinin ön koşulu olduğunu da unutmamak gerekir.” denildi.

KHK’nın bu tespiti bizce de çok isabetlidir. Sağlık çalışanlarının yaptıkları işten, ürettikleri sağlık hizmetinden memnun olmaları halkın nitelikli sağlık hizmeti almasının öncelikli şartıdır. Memnuniyetimize bir değer verilecekse, ifade edelim ki biz hekimler bugüne kadar çalışan memnuniyetini görmezden gelen KHK’nın düşüncelerinin değişmesinden memnunuz.

Öte yandan; 90 gün çalışmasının çerçevesine göz attığımızda bu projenin çalışan memnuniyetini ölçmeye uygun olmadığını görüyoruz. Üstelik projede öyle uygulamalar öneriliyor ki bunların memnuniyetsizliği artırması kaçınılmaz görünüyor.

Biz hekimler çalışan memnuniyeti deyince mesleki bağımsızlığı, iş, gelir, gelecek ve can güvencesini anlıyoruz. Yani; biz yöneticilere diyoruz ki: reçetemize karışmayın, “o ilacı, bu ilacı yazamazsın” demeyin. Bizi sürgün tehdidi, performans baskısı altında çalıştırmayın, açlık sınırındaki emekli aylıklarına mahkum etmeyin. Bizi hasta yakınlarına hedef göstermeyin.

Ne var ki; Bakanlığın çalışan memnuniyeti anketinde bunların ölçülebileceği tek bir soru dahi yok. Cümleler hep yuvarlak, hep yandan!

Dolayısıyla bu anketlerden çalışan memnuniyetini ölçme şansı yüzde sıfır. Eğer yöneticiler bir yalana inanmak istiyorlarsa bu anketi kullanmaya devam edebilirler. Ama çalışan memnuniyetine değer verdikleri hususunda samimi iseler bu anketi çöpe atıp doğru sorularla çalışmalılar.

ATO’dan Hekim Memnuniyet Anketi

Elimizde Ankara Tabip Odası’nın Ankaralı hekimlerle bu yıl yapmış olduğu bir anket çalışması var. Anket sonuçları sağlıkta dönüşüm programının Türkiye’de sağlığı getirdiği noktayı çok çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Sizlere bu verilerin detayını veriyoruz.(ek 2)

Ankaralı 1120 hekimin internet aracılığıyla doldurduğu formlardan derlenen sonuçlara göre hekimlerin

-          % 83’ü çalışma yükünün son yıllarda arttığını,

-          % 90’ı mesleki bağımsızlığının azaldığını,

-          % 97’si hekime yönelik şiddetin gün geçtikçe arttığını,

-          % 88’i KHB’lerle hekimler üzerindeki baskının artacağını,

-          % 95’i KHB’ler ve sağlık kampüsleriyle hekimlerin gelecek kaygısının arttığını,

-          % 89’u sağlık alanında yandaş kadrolaşmanın arttığını,

-          % 74’ü sağlık alanında yolsuzluk ve suistimalin arttığını düşünüyor.

Hekimlerin

-          % 4’ü geleceğe umutla bakıyor,

-          % 6’sı mevcut sağlık sisteminin halka yeterli ve nitelikli sağlık hizmeti sağladığını,

-          % 94’ü mevcut sağlık sisteminin yaklaşımının ‘çok hasta bak da nasıl bakarsan bak’ olduğunu,

-          % 88’i mevcut sistemle hastaların sağlığının ciddi bir riske atıldığını,

-          Sadece % 3’ü sağlıkta dönüşüm tamamlandığında halkın nitelikli sağlık hizmetine kavuşacağını düşünüyor,

-          % 36’sı çalışma sürelerinden rahatsız değil,

-          % 20’si aldığı ücretten memnun,

-          % 94’ü özlük haklarında gerileme olduğunu,

-          % 4’ü Bakanlığın hekim özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik çalıştığını düşünüyor,

-          % 3’ü Bakanlığın şiddete yönelik önlemlerini yeterli buluyor,

-          % 1’den azı emekli hekim maaşını yeterli buluyor.

Bu tabloya göre mesleki bağımsızlık, iş, gelir, gelecek ve can güvencesi bakımlarından hekimlerin memnun olduğunu söyleyebilmek mümkün mü?

Ankaralı hekimler bu ankete verdikleri yanıtlarla sağlıkta dönüşüm programının maskesini bir kez daha düşürmüş, süslü sözlerle, tatlı yalanlarla halka yutturulmaya çalışılan sağlığı metalaştırma programını yöneticilerin yüzüne bir kez daha çarpmıştır.

Eğer bir ülkede hekimlerin % 94’ü mevcut sağlık sisteminin yaklaşımının ‘çok hasta bak da nasıl bakarsan bak’ olduğunu, % 88’i mevcut sistemle hastaların sağlığının ciddi bir riske atıldığını söylüyorsa, oradaki sağlık yöneticilerinin uykularının kaçması gerekir ama kaçmıyor. Onlar yalancı anketlerle yalancıktan memnuniyetler yaratarak sağlıktan daha çok para kazanmanın ve kazandırmanın önünü açma gayretindeler.

O nedenle olsa gerek 90 gün çalışmasında hastaya iyi sağlık hizmeti verilmesiyle hiç ilgisi olmayan ‘personel ve hastalar ortak tuvalet kullanacak’ gibi bir saçma düzenleme var.

O nedenle olsa gerek ‘yemeğiniz sıcak mıydı?’ sorusu var. Ama mesela ‘doktorunuz size kaç dakika ayırabildi?’ yok, ‘iyileştiniz mi?’ yok, ‘katkı payı’ yok.

O nedenle olsa gerek ‘gizli müşteri’lerle hekimin hastasına ‘hoş geldiniz’ deyip demediğini kontrol var. Bu yöntemle hekimin ailede, ilköğretimde, lisede kazanamadığı adab-ı muaşereti, fakültede ve meslek yaşamı boyunca edinemediği hasta-hekim ilişkisi becerisini şimdi Bakanlık tüm hekimlere kazandıracak öyle mi?

Ne hakla! Siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz?

Hastamıza neyi, nasıl söyleyeceğimizi Bakanlıkta koltuğuna kaykılmış oturan bürokrattan öğrenecek değiliz! Adab-ı muaşeret onu bilmeyenlerin öğretebileceği şey değildir!

Hekimlerin de eksiği, kusuru olabilir, sağlık çalışanlarının da. Ama şu samimi görüşümüzü ifade etmek isteriz ki bu ülkenin yurttaşlarının en iyi muamele gördükleri yerler her şeye rağmen hastanelerdir. Lütfen herkes karakolda, adliyede, tapu dairesinde, sular idaresinde, dolmuşta, otobüste yaşadıklarını hatırlasın. Ama herkes. Sağlık Bakanı dahil.

Saygılarımızla

Ankara Tabip Odası