Geçici Görevlendirme İşlemlerine Karşı Haklarımız

18.May.2011 09:13:03

Kural olarak kamu hizmetleri; “planlılık”, “belirlilik” ve “süreklilik” esasları ile kamu personelinin çalışma yaşamına dair temel hak ve özgürlükleri de dikkate alınarak; kadrolu devlet personelinin olağan atama ve nakil işlemleri kapsamında ihtiyaç duyulan hizmet bölgelerinde süreklilik gösteren bir biçimde görevlendirilmesi yolu ile görülür.

Ancak mevzuatta, bu olağan işleyişin bir istisnası olarak “geçici görevlendirme” kurumu da öngörülmüş bulunmaktadır. Ne yazık ki uygulamada bu istisnai usul, onu neredeyse olağanlaştıran bir sıklıkta başvurulan ve gerek kamu personeli, gerekse genel olarak kamu yararı açısından ciddi mağduriyet ve kayıplara yol açan olumsuz bir tabloyu doğurmaktadır. Bu kapsamda, hukuka ve kamu yararı amacına aykırı bu tür “geçici görevlendirme” işlemlerinden mağdur olan personel içinde sağlık personeli de fazlasıyla yer tutmaktadır.

Peki, sizi mağdur eden, aynı zamanda hukuka ve kamu yararına amacına aykırı olduğunu düşündüğünüz bir geçici görevlendirme işlemine maruz kaldığınızda, haklarınız ve haklarınızı savunmak için izlemeniz gereken usul nedir?

Öncelikle geçici görevlendirme işlemi, size tebliğ edilmesi gereken bir işlem olup, bu konudaki yazılı emri imza ile tebliğ alırken, “Söz konusu geçici görevlendirme işlemi muvafakatım (onayım) olmadan, tarafıma önceden bilgi verilmeden ve tarafımdan görüş sorulmadan, aynı zamanda hukuka, hizmet gereklerine ve kamu yararı amacına aykırı olarak tesis edilmiş olup, kabul etmiyor ve yargıya başvurma hakkımı saklı tutuyorum” şeklinde bir yazılı şerh (çekince) düşmeniz, ancak bundan sonra şerhin altına imza ile emri tebliğ almanız (yani tebellüğ etmeniz) yerinde olacaktır. Nitekim 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Geçici Süreli Görevlendirme Şartları” başlıklı 9. ek maddesinde, geçici görevlendirmenin, ancak memurun onayı (muvafakatı) ile olacağı açıkça hükme bağlanmaktadır.

Geçici görevlendirme emrinin size tebliği ile bu işlemi durdurmak için başvuracağınız yargısal süreçte başlamış olur. Geçici görevlendirme işlemine karşı idari yargıya, emrin size tebliği itibariyle 60 gün içinde bir iptal davası açmanız gerekmektedir. Uygulamada çoğu zaman, böylesi bir işleme maruz kalan kamu personelinin bir üst makama itiraza yöneldiği gözlenmektedir. Böylesi bir çabanın ne ölçüde işlevli olacağı bilinmese de, dava açma süresinin kaybına yol açmamasına dikkat edilmelidir.

Açacağınız iptal davasında da konu edileceği üzere, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 9. ek maddesinde bir geçici görevlendirme işleminin hukukiliğine dair aynı zamanda, işlemin süresinin en fazla 2 yıl olması ve görevlendirmenin memurun mesleği ile ilgili olması şartları da yer almaktadır. Öte yandan “Devlet Memurları Geçici Süreli Görevlendirme Yönetmeliği”ne göre de, bir geçici görevlendirme işleminin hukuka uygun olması için; 7 ve daha yukarı bir dereceden göreve ilişkin boş bir kadronun bulunması, kurum içinden bu görevi yürütecek elemanın kısa sürede sağlanamaması ile görevin, yetenekli ve iyi yetişmiş personele ihtiyaç gösteren işlerden olması gibi ek şartlara da yer verilmiştir.

Bütün bu düzenlemelerin yanı sıra, bir geçici görevlendirme işleminin, her idari işlem ve eylem için aranan “amaç unsuru”na da uygun olması gerekmektedir. Bu açıdan amaç unsuru; genel amaç ve özel amaç olarak iki başlık altında değerlendirilir. İdari işlem ve eylemlerin genel ve değişmez amacı, “kamu yararı ölçütü” dür. Bundan anlaşılması gereken ise, geçici görevlendirme işleminin, gerçekten de acil gereksinim duyulan bir kamu hizmetinin sağlıklı ve yeterli biçimde yürütülmesi amacına yani kamunun menfaatine uygun olması; başkaca bir amaca, örneğin personeli cezalandırma gibi bir amaca kesinlikle hizmet etmemesidir.

Öte yandan geçici görevlendirme işlemi, mevzuatın diğer hükümleri ile de uygunluk taşımalıdır. Bu kapsamda; Anayasa’nın 41. maddesinde yer alan “ailenin korunması” ve yine Anayasa’nın 56. maddesinde yer alan “sağlık hakkı” öne çıkmaktadır. Uygulamada tesis edilen somut geçici görevlendirme işlemi ile bu işleme tabi tutulan personelin aile birliğinin bozulması ya da onun sağlığı için zarar teşkil eden başka bir ortamda görev yapmaya zorlanması, Anayasanın yukarıda anılan hükümlerine aykırılık nedeniyle geçici görevlendirme işlemini de hukuka ve kamu yararı ölçütüne aykırı kılacaktır.

Son olarak; kamu hizmetlerinin ilgili kamu personelinin atama ve nakil yolu ile görevlendirilmesini kapsayan olağan işleyişine dair açıklamalarımız yeniden ele alındığında, bu olağan işleyişin yerini tutmaya yönelik geçici görevlendirme işlemleri de açıkça hukuka aykırılık taşıyacaktır. Yani belirli bir kamu hizmetine ihtiyaç duyulan bir bölgede, yeni personel istihdamı ve bu personelin o bölgede atama/nakil yolu ile görevlendirilmesi beklenirken, onun yerine ihtiyaç duyulan kamu hizmetinin süreli geçici görevlendirme işlemleri ile gördürülmesinde, hukuka ve kamu yararına uygunluk bulunamaz. Yani her koşulda bir istisnai rejim olan geçici görevlendirme uygulamalarında, istisna kural halini almamalıdır.