Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri

Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri "Acıya ve Ölüme Alışmayacağız"

  • 14/03/2016 17:30

Ankara’da Kızılay Meydanı’nda 13 Mart akşamı gerçekleşen katliamı lanetleyen Emek ve Demokrasi Güçleri, yaptıkları basın toplantısında “Acıya, gözyaşına, ölüme, kana, katliama, baskılara alışmayacağız” dedi.

Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Ankara’nın en merkezi yeri olan Kızılay’da gerçekleştirilen katliama ilişkin ortak basın açıklaması düzenleyerek, katliamı lanetledi. Mülkiyeliler Birliğinde gerçekleştirilen basın toplantısına Ankara Tabip Odası adına Genel Sekreter Dr. Ebru Basa katıldı.

Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Patlayan bombalar 5 ayda 3’üncü kez olarak hayatımızın içine, yüreğimize düştü. Reyhanlı, Hatay, Suruç, Diyarbakır, 10 Ekim Ankara, Sultanahmet, 17 Şubat Ankara ve 13 Mart Ankara katliamında yüzlerce insanımızı yitirdik.

İstikrar vaat ederek bombayla, kanla iktidar olan hükümet, iktidarını yine savaşla, bombayla, katliamla korumaya çalışıyor. Cizre’de, Silopi’de, Sur’da, Yüksekova’da, Ankara’da  can güvenliğimiz kalmadı.

 

Acıya ve ölüme alışmayacağız

Suriye başta olmak üzere Ortadoğu, ABD, AB ve Rusya’nın yeniden paylaşım sahası haline gelen Ortadoğu’da ve ülkemizde AKP Hükümeti, biz emekçileri ve halkları büyük bir yıkıma sürüklüyor.

Acıya, gözyaşına, ölüme, kana, katliama, baskılara alışmayacağız.

Barış içinde kardeşçe ve güvenle yaşamak bizim hakkımız onu ellerimizle kazanacağız!”

Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, AKP Hükümetine seslenerek şunları kaydetti: “ Ne katliamlara alışacağız, ne evlerimize hapsolacağız, ne de yeni güvenlik konsepti adı altında anti demokratik baskı yasalarınıza teslim olacağız. Bizden katliamlarınıza, her gün kan emen iktidarınıza alışmamızı, bunu fıtrat saymamızı, hele de sessiz kalmamızı beklemeyin. Sorumlusunuz, hesap verin, istifa edin!”

Yaşamak için savaşı durduralım

Ankara halkına da seslenen Emek ve Demokrasi Güçleri, “Hayatımız kendi ellerimizde!

AKP Hükümetinin savaşına, şiddetine, katliamlarına mecbur değiliz.

İşimize, okulumuza, evimize giderken, bombalarla öldürülmek bizim kaderimiz değil.

Susmak, sessiz kalmak, hatta evde oturmak, çocuklarımızı okullara göndermemek, işe gitmemek bizim ve sevdiklerimizin hayatını kurtarmaz. Hayatımız, geleceğimiz ve güvenliğimiz kendi ellerimizdedir.

Yaşamak için savaşı durduralım!

Yaşamak için daha çok örgütlenelim, birleşelim!

İçeride dışarıda hep beraber barış içerisinde yaşamak için mücadele edelim” çağrısı yaptı.

 

Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ebru Basa “Sabaha kadar Odamızı açık tuttuk”

 Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Ebru Basa, yaralıların durumuna ilişkin şu bilgileri aktardı: “Patlamayı duyar duymaz yönetim kurulu üyelerimiz, sekretaryamız ve aktivistlerimizle birlikte odamızda bir kriz merkezi oluşturduk. Bu kriz merkezi üzerinden hastanelerdeki temsilcilerimizle ve meslektaşlarımızla haberleşerek öncelikle yaralıların durumunu tespit etmeye çalıştık. Sabaha kadar Odamızı açık tuttuk.

Özellikle yakınlarına ulaşamayan insanlara yardımcı olmak için çaba sarf ettik.  Hastanelerden gelen isimleri tutanaklaştırarak bir yaralı listesine ulaştık. Yaralı listesine ulaştığımızda Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da bir açıklama yapmıştı. Neredeyse  geleneksel olarak rakamlarımız birbirini tutmuyor fakat bize gelen listeleri teyit etme imkanımız oldu.

Bizler 336 yaralı listesine ulaşmıştık.  O esnada 2 ölüm haberi geldi. Bugün itibari ile tekrar güncelleme yapıldı. 48 kişi tedavi altında. 15’i yoğun bakımda, 2’si acil servislerde gözetim altında, kalanı da kliniklerde tedavi altında. Bizim dün akşam için  organizasyon çabamız biraz da şundan kaynaklandı; 10 Ekim  katliamı gibi bir acı tecrübemiz oldu, üzerine 17 Şubat’ta Merasim Sokak’taki patlama… Zaman zaman kan ihtiyacı zaman zaman da kimi branşlardaki hekim arkadaşlara  ihtiyaç oluyor. Sanıyorum en fazla kayıp olan ya da kayıp olduğu bilgisi verilen insanlara ulaşmada yardımımız oldu. Bugün itibariyle ölü sayısı  Adli Tıp üzerinden 37 olarak açıklandı. Şu anda yapmaya  çalıştığımız şey Yoğun Bakım Servislerinde yatan hastaların durumlarını takip etmek. Eğer bir yardım talebi olursa bunları  değerlendirerek ilgili yerlere ulaşmak. Çok üzgünüm, hepimize geçmiş olsun.”