Hekimlerin gelirleri azalıyor, çalışma koşulları bozuluyor, sağlık hizmeti kalitesizleşiyor!

Hekimlerin gelirleri azalıyor, çalışma koşulları bozuluyor, sağlık hizmeti kalitesizleşiyor!

  • 28/01/2016 12:45

Ankara Tabip Odası, Sağlıkta Dönüşüm Programı ve onun önemli ayaklarından biri olan Performans Sisteminin etkisini ölçmek üzere 26 Kasım 2015’te üyelerine gönderdiği Özlük Hakları ve Performans Sistemi anketinin sonuçlarını açıkladı. Buna göre; hekimlerin gelirleri azalıyor, çalışma koşulları bozuluyor, sağlık hizmeti kalitesizleşiyor.

Ankara Tabip Odası’nda 28 Ocak Perşembe günü yapılan basın toplantısına ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Çetin Atasoy, Genel Sekreter Dr. Ebru Basa ve Yönetim Kurulu üyeleri Dr. Asuman Doğan, Dr. Onur Naci Karahancı katıldı.

Basın açıklamasında aşağıdaki ifadeler yer aldı:

Sağlıkta Dönüşüm Programının hayata geçmesi ile birlikte sağlığın giderek piyasalaştığını, sağlığın hak olmaktan çıkıp para ile satın alınan bir meta haline geldiğini, sağlık hizmetinin niteliğinin yıldan yıla bozulduğunu defalarca dile getirdik. Öte yandan bu program hekimler ve sağlık emekçileri için yaşamı her gün daha da çekilmez hale getirmektedir. Şiddet üreten sağlık ortamı hekimler ve sağlık emekçileri için hakaret, dayak, yaralanmalar ve hatta ölümlerle sonuçlanmaktadır. İş barışımız bozulmuş, dayanışmamız azalmıştır. Hekimler kendilerini mesleki olarak geliştiremez, dahası yıllık izinlerini dahi kullanamaz olmuştur. Sürekli artan iş yükü, önlenemeyen şiddet, bozulan sağlık ortamı karşılığında ne yazık ki sağlık çalışanları emekliliğe yansımadığı için emeklilikte kendilerini açlık ve yoksullukla baş başa bırakan düşük temel ücretlerle, güvencesiz ve sürekli azalan döner sermaye gelirleriyle yüzyüzedir. Hekimler, sağlık çalışanları ve onların emeklileri arttığı ifade edilen refahtan ve kişi başı gelirden yararlanamamıştır. Bir hekim emeklisinin maaşı en fazla yoksulluk sınırının neredeyse yarısı kadardır, açlık sınırının biraz üzerindedir. Artan döviz kurları ve enflasyon karşısında temel ücretler ve güvencesiz gelirler erimektedir.  

Bu ve benzeri saptamaları Ankara Tabip Odası olarak daha önce de yaptık ve yetkilileri ve kamuoyunu olumsuz gidişin tersine çevrilmesi için uyardık, bilgilendirdik.

Sahada yaptığımız bu ve benzeri gözlemlerimizi bilimsel olarak ölçtüğümüz bir anketin sonuçlarını burada sizlerle paylaşıyoruz.  Ankara Tabip Odası’nın 26 Kasım 2015’te üyelerine gönderdiği anketin sonuçlarını açıklıyoruz:

Anketimiz 375 hekim tarafından yanıtlanmıştır.

1)      Yanıt veren hekimlerin %47’si kadın, %53’ü erkektir.

2)      Ünvanlara göre dağılıma bakıldığında %3’ü asistan hekim, %5’i pratisyen hekim, %64’ü uzman hekim, %29’u öğretim üyesidir.

3)      Çalışılan kuruma göre %29’u devlet hastanesinde, %48’i eğitim ve araştırma hastanesinde, %19’u tıp fakültesinde, %4’ü ASM/TSM’de çalışmaktadır.

4)      Çalışma süresine göre hekimlerin %21’i 5 yıldan az, %14’ü 6-10 yıl arası, %24’ü 11-20 yıl arası, %41’i 21 yıldan fazla çalışmıştır. Yani hekimlerin yaklaşık üçte ikisi en az 10 yıllık meslek yaşamına sahiptir.

5)      Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yurttaşlarımızın hekime başvuru sayısı hızla artmıştır. 2002’de kişi başı hekime başvuru sayısı 3.1 iken 2014’te 8.3 olmuştur. Bu sayı OECD ülkelerinin ortalamasından hayli yüksektir. Acil servislere her yıl 100 milyondan fazla başvuru olmaktadır; nüfusundan fazla acil servis başvurusu olan tek ülke Türkiye’dir. Bu nedenle hekimler ve sağlık çalışanları son derece ağır bir iş yükü altındadır. Çok sayıda hekim polikliniklerde günde 100’den fazla hasta muayene etmekte, özellikle genç hekimler ve asistanlar ayda 10 güne varan nöbet tutmakta, nöbet sonrası izin kullanamamaktadır. Hekimler ve sağlık emekçileri bu olağanüstü çalışmalarının karşılığını alamamaktadır; iş yükleri giderek artığı alde bir çok hekim gelirlerinin azalması tehlikesiyle karşı karşıyadır. Anketimizden son bir yılda hekimlerin %81’inin döner sermaye gelirlerinin azaldığı, %17’sinin değişmediği, sadece %2’sinin arttığı öğrenilmiştir. Yani 5 hekimden 4’ü bu gelirlerinin azaldığını söylemektedir. Artan hayat pahalılığına, artan iş yüküne karşılık hekimlerin ücretleri azalmıştır.

6)      Üstelik bu azalma hiç de hafife alınır düzeyde değildir:  Azalma oranı hekimlerin %12’sinde %10’dan az, %24’ünde %10-20, %26’sında %21-30, %13’ünde %31-40, %13’ünde %41-50, %8’inde %51-75, %4’ünde %76-100 arasındadır. Azalma oranı neredeyse her üç hekimin 2’si için en az %20 düzeyindedir. %50’den fazla azalma olduğunu belirtenlerin oranı %12.43’tür.

7)      Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın hastanelerdeki yüzü olan performansa dayalı ek ödeme, yani “baktığın hasta kadar, yaptığın ameliyat kadar ücret alırsın” dayatması, sağlık hizmetlerinin niteliğinde kabul edilemez aşınmalara yol açmıştır. Hekimler, sağlık hizmetinin ne yönde değiştiğini hem bizlerden hem de Sağlık Bakanlığı’ndan daha iyi değerlendireceklerdir, zira hizmeti doğrudan onlar vermekte, sonuçlarını onlar görmektedir.  Performansa dayalı ek ödeme sisteminin sağlık hizmetinin niteliğini ne yönde etkilediği sorusuna hekimlerin %4’ü arttığı, %18’i değişmediği, %78’i azaldığı yanıtını vermiştir. Neredeyse 5 hekimden 4’ü bu sistemin hastaların sağlığına yaramadığı görüşündedir. Sağlık Bakanlığı’nı bu dramatik bulguyu ciddiye almaya davet ediyoruz.

8)      Sağlık hizmeti ekip işidir. Ekibin uyum içinde, dayanışma halinde çalışması hizmetin niteliğini doğrudan etkileyen bir unsurdur. Ne yazık ki hekimler bu özelliğin de artık kalmadığı kanısındadırlar. Performansa dayalı ek ödeme sistemi ile sağlık çalışanları arasındaki dayanışma ve iş barışının nasıl etkilendiği sorusuna hekimlerin %1’i arttığı, %4’ü değişmediği, %95’i azaldığı yanıtını vermiştir. Hekimlerin neredeyse tamamı iş barışının bozulduğu konusunda ittifak etmiştir. Bu feryadı bakanlık duyacak mıdır?

9)      Sağlığın ticarileşmesi sağlık ortamının moral değerlerini ortadan kaldırmaktadır. Performansa dayalı ek ödeme sistemi ile sağlık alanındaki etik dışı uygulamalar ne yönde değişmiştir sorusuna hekimlerin %86’sı arttığı, %9’u değişmediği, %5’i azaldığı yanıtını vermiştir. Performansa dayalı ek ödeme sistemi ile hastayı müşteri olarak görme eğilimi nasıl etkilenmiştir sorusuna ise hekimlerin %91’i arttığı, %9’u değişmediği, %0’a yakını azaldığı yanıtını vermiştir. Hekimler ve sağlık çalışanları etik değerlerin korunduğu bir ortamda çalışmayı arzu etmektedirler. Bu anketin sonuçları hastaların müşteri olarak görülmediği, iyi hekimlik uygulamalarına elverişli bir ortamın yaratılması konusunda Bakanlığa çok iş düştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

10)   Hekimler eskiye oranla hastalarına daha az zaman ayırabilmektedir. Kuşkusuz bunun en önemli nedeni kışkırtılmış sağlık talebidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisine göre 20 dakika olması gereken muayene süresi, hekimlerin günde yüzlerce hasta muayene etmeye zorlandığı bugünün koşullarında 3-5 dakikaya inmiştir. Bir yurttaşımız yılda ortalama 8.3 kez hekime başvurmakta olup bu sayı sağlık göstergeleri bizden çok daha iyi olan Finlandiya’nın, İsveç’in neredeyse 3 katıdır. Bu sistemin sonucunda hastalarına ayırdığı sürenin arttığını söyleyen hekim neredeyse yoktur.Hekimlerin %65’i, yani yaklaşık üçte ikisi hastalarına ayırdıkları zamanın azaldığını ifade etmektedir. Bu sistem bizleri hastalarımızı yeterince dinlemekten, muayene etmekten, tedavilerini kendilerine açıklamaktan alıkoymaktadır.

11)   Sağlıkta Dönüşüm Programı şiddet üretmekte, sağlık çalışanları için sıkça hakaret, kimi zaman dayak, hatta ölüm anlamına gelmektedir. Her gün ortalama 30 şiddet vakası Sağlık Bakanlığı’na bildirilmekte, yıllar içerisinde bu sayıda herhangi bir azalma meydana gelmemektedir. Performansa dayalı ek ödeme sistemi sonrası sağlık çalışanlarına yönelik şiddet vakalarının ne yönde değiştiği sorusuna hekimlerin %86’sı arttığı, %13’ü değişmediği, %1’i azaldığı yanıtını vermiştir. Hekimler Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın getirdiği performans uygulamasının şiddet ürettiğini tespit etmektedir.

12)  Hekimler ve sağlık çalışanları karşılayamayacakları iş yükünün altında tükenmiştir. Özellikle genç hekimler, asistanlar olmak üzere çok sayıda hekim haftalık 40 saat çalışma süresinin çok üzerinde sürelerde çalışmakta, sık nöbet tutmakta, nöbet sonrası izin kullanamamakta, bazı nöbetlerin ücretini alamamaktadır. Yıllık izinlerin kullanımı dahi sorun olabilmektedir. Performansa dayalı ek ödeme sistemi sonrası yıllık izinleri kullanma olanakları nasıl etkilenmiştir sorusuna hekimlerin %1’i arttığı, %17’si değişmediği, %82’si azaldığı yanıtını vermiştir.

13)   Tıp sürekli gelişen, her yıl yeni tekniklerin, bilgilerin geliştirildiği bir disiplindir. Hekimler hastalarına yararlı olabilmek adına bilgi ve deneyimlerini yaşam boyu korumaya ve geliştirmeye mecburdur. Oysa birçok hekimin bu olanağı giderek azalmaktadır. Performansa dayalı ek ödeme sisteminden sonra meslek içi sürekli eğitim etkinliklerine ayırabildikleri zamanın nasıl etkilendiği sorusuna hekimlerin %1’i arttığı, %25’i değişmediği,%74’ü azaldığı yanıtını vermiştir. Dört hekimden üçü kendisini yeterince geliştiremediğini düşünmektedir.

Sonuç olarak Sağlıkta Dönüşüm Programı ve onun önemli ayaklarından biri olan Performans Sistemi, sağlık ortamında iş barışını ve dayanışmayı bozmuş, hekimlerin iş yükünü olağanüstü artırmış, sağlık hizmetlerini kalitesizleştirmiştir. Hekimler artan iş yüklerine karşın, düşük temel ücretler, emekliliğe yansımayan güvencesiz ödeme sistemleri ile yüz yüzedir. Özellikle son yıllarda belirginleşen döviz kurlarındaki artış ve tetiklediği enflasyon karşısında, hekimlerin gelirleri azalmaktadır. Azalma ciddi oranlardadır ve bu durum hekimlerin çok önemli bir kısmını etkilemektedir.

Emekliliğe yansımayan, güvencesiz, yıldan yıla azalan ücret politikalarından vazgeçilmelidir. Hekimlerin temel ücretleri çok uzun olan eğitim süreleri ve çok ağır olan çalışma koşulları dikkate alınarak bir an önce iyileştirilmelidir.  Hekim maaşlarının emekli aylıklarına yansıması için gerekli düzenlemeler bir an önce yapılmalı, bu amaçla TBMM’ye verilmiş yasa teklifleri gündeme alınmalı ve görüşülmelidir.