Devlet Hizmet Yükümlülüğünü Yerine Getiren Hekimlerin Geçici Görevlendirilmelerine İlişkin ATO Hukuk Bürosu Bilgilendirme Yazısı

Devlet Hizmet Yükümlülüğünü Yerine Getiren Hekimlerin Geçici Görevlendirilmelerine İlişkin ATO Hukuk Bürosu Bilgilendirme Yazısı

  • 29/09/2016 22:50

Ankara Tabip Odası Hukuk Bürosu tarafından hazırlanan bu yazı, Sağlık Bakanlığı’na ve Kamu Hastaneleri Kurumu’na gönderilmiştir.

Bilindiği üzere "Devlet hizmeti yükümlülüğü" ya da kullanımdaki yaygın adlandırma ile "mecburi hizmet" uygulaması, 5371 sayılı Yasa ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na eklenen ek hükümler uyarınca, 05.07.2005 tarihinde yürürlük kazanmış; tıp fakültelerinden mezun olan ya da uzmanlığını tamamlayan hekimlerimize yönelik olarak, atandıkları yere göre değişen 300 ila 600 gün süreyle görev yapma zorunluluğu yaşama geçirilmiştir. Bu zorunluluğu yerine getirmeyen hekimlerin ise mesleklerini icra etmeleri yasaklanmıştır. Gerek niteliği, gerekse öngörülen söz konusu zorlayıcı yaptırımın ağırlığı dikkate alındığında hekimlerimizin tabi tutulduğu bu idari rejimin, diğer meslek mensupları ve kamu hizmetleri nezdinde bir benzeri yoktur.

Öteden beri bu uygulamayı savunan Bakanlığınız yetkililerinin de sıklıkla dile getirdiği üzere mecburi hizmet uygulaması, kamu sağlık hizmetlerinin ülke genelinde etkin biçimde yürütülmesi ve belirli yerlerdeki özgün hekim ihtiyacının karşılanması amacına yöneliktir. Bu kapsamda mecburi hizmet atamasına tabi tutularak, belirli bir yerdeki belirli bir kadroya atanan bir hekimin, bu yer ve kadro nezdindeki güncel ve özgün bir personel ihtiyacını karşılaması söz konusudur.

Bu nedenle mecburi hizmet uygulaması kapsamında, belirli bir yerdeki belirli bir kadroya atanan hekimin, bu görev süresi içinde ayrıca bir atama ve nakil işlemine ya da geçici görevlendirme işlemine tabi tutulması, bizzat mecburi hizmet uygulamasının doğası ve amacı ile çatışacaktır. Nitekim bu nedenle, 3359 sayılı Yasa'nın Ek 6’ncı maddesi, mecburi hizmetini yerine getiren personelin mazeret ve zorunlu haller dışında bir başka yere atanamayacağını, öte yandan ancak deprem gibi olağanüstü hallerde ve bir ayı aşmamak koşulu ile geçici görevlendirmeye tabi tutulabileceğini hükme bağlamaktadır. Aksi ile yorum yapıldığında anılan yasa hükmünün açık ve kesin ifadesi şudur ki; belli bir yer ve kadro nezdinde mecburi hizmetini yerine getiren personel, idare tarafından ayrıca bir atama ve nakil işlemine ve/veya geçici görevlendirme tasarrufuna tabi tutulmamalıdır. Kaldı ki, bir başka yer ve kadro nezdinde oluşan personel ihtiyacı da, sürekli bir uygulama olan mecburi hizmet uygulaması kapsamında ilk kez atamaya tabi tutulacak personel ile kolaylıkla karşılanabilir.

Söz konusu açık mevzuat hükümlerinin ve kamusal gereklerin varlığına karşın, mecburi hizmetini yerine getiren hekimlerimiz nezdinde sıklıkla keyfi geçici görevlendirme işlemlerinin tesis edildiği görülmektedir. Nitekim mecburi hizmetini Ankara'da yerine getiren hekimlerimiz hakkında son günlerde keyfi geçici görevlendirme işlemleri tesis edildiği; böylelikle hem bu hekimlerimiz, hem de bu hekimlerimizin yürüttüğü kamu hizmeti nezdinde ağır mağduriyetlere yol açıldığı, odamıza sıklıkla iletilmektedir.

Oysa, söz konusu keyfiyete karşı idari yargı tarafından verilmiş kararlar da mevcuttur. Geride kalan 2015 yılında İzmir 5. İdare Mahkemesi tarafından, mecburi hizmetini İzmir'deki bir hastanede sürdürürken, Mardin Kızıltepe'ye geçici görevlendirilen bir hekimin açtığı iptal davasında tesis edilen kararda; 3359 sayılı Yasa'nın Ek 6’ncı maddesinde yer alan ve yukarıda değinilen yasal sınırlamaya dikkat çekilmiş; öte yandan mecburi hizmetini yerine getiren personelin yürüttüğü görevin önem ve özelliğinin, bizzat özel bir yasa ile belirlendiğine de vurgu yapılarak, mecburi hizmetini yapan personelin ayrıca bir geçici görevlendirme işlemine tabi tutulmasının kamu hizmetinin aksamasına neden olacağı kabul ve ifade edilmiştir.

Bu olgular ışığında, mecburi hizmetini yürüten hekimler hakkında tesis edilen gündemdeki geçici görevlendirme işlemleri; açıkça hukuka, hizmet gereklerine ve kamu yararına aykırılık taşımaktadır. Öte yandan bu kapsamdaki her bir geçici görevlendirme işlemi, bizzat Bakanlığınızın kendi tespit ve idaresini yok sayması anlamına da gelmektedir. Çünkü, görev yaptığı sağlık kuruluşundan ve verdiği kamu hizmetinden, geçici görevlendirme yolu ile koparılan her hekim; daha dün bu kuruluşa ve hizmete, güncel bir hekim ihtiyacı olduğu gerekçesi ile yine bakanlığınız tarafından atanmıştır. Bu kapsamda söz konusu keyfi geçici görevlendirme işlemleri; gerek bu işlemlere tabi tutulan hekimlerimiz, gerekse genel olarak kamuoyu tarafından sorgulanmakta; her durumda haklı, yerinde ve meşru bulunmamaktadır.

Ankara Tabip Odası olarak, Anayasa'nın 135 inci maddesi ile 6023 sayılı Yasa hükümlerinin verdiği yetki ve görev gereği, söz konusu keyfiyete ivedi olarak son verilmesini diler; hekimlerimizin hak ve menfaatleri ile kamunun sağlık hakkı için mücadele kararlılığımızı bu vesile ile bir kez daha ifade etmek isteriz.