“Adil Yargılanma Hakkı Sağlansın, Aytaç Ünsal Yaşasın”

Ortak Basın Açıklaması

2 Eylül 2020

Basına ve Kamuoyuna

Bizler, bundan yaklaşık on gün önce "Ebru ve Aytaç Yaşasın, Adil Yargılanma Hakkı Sağlansın" diye bu salondan sizlere seslenmiştik.  Bu açıklamadan dört gün sonra açlık grevinin 238. gününde olan Ebru Timtik'in ölüm haberini aldık. Yetkililer; o gün dediğimiz gibi Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın adil yargılanma taleplerine kulak verselerdi, bizler bugün onların yeniden beslenme sürecini tartışıyor olurduk; ama maalesef bugün burada bir başka kaybın olması endişesiyle toplanmış bulunuyoruz.

Ölüm orucunun 212. gününde olan Aytaç Ünsal, şu anda İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi mahkûm koşuğunda bulunmaktadır.  Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) raporuna rağmen tahliye edilmeyen Ünsal’ın sağlık durumu kritik eşiği de geçti. Ailesinden ve avukatlarından aldığımız bilgiye göre bulunduğu ortam koşullarının kendi sağlığı için olumsuz riskler taşıdığını, 24 saat kesintisiz olan aydınlatmanın ve yetersiz havalandırmanın sağlığını olumsuz etkilediğini öğrenmiş bulunuyoruz. Tüm bunlar önemli birer eksik olması bir yana, Aytaç Ünsal’ın bulunduğu hastanenin pandemi hastanesi olması bile başlı başına bir risk faktörüdür. Bu bilgiler ışığında bile mahkûm koğuşunun şartlarının cezaevlerinden daha kötü olduğunu ve Aytaç Ünsal'ın sağlığını olumsuz yönde etkilediğini söyleyebiliriz.

Sağlık durumundaki değişiklik, kilo kaybının %50'nin daha üzerinde olması, yürüme güçlüğünün başlaması, vücudunda başlayan yaralar, bacaklarında ve karın bölgesinde olan ödem biz sağlık emekçilerini endişelendirmektedir. Bu bulgular, insan sağlığı açısından geri dönüşümsüz bir sürecin belirtisi olabilir. Bu yüzden Aytaç Ünsal’ın açlık grevinin sonlandırması için gerekli koşullarının bir an önce sağlanması son derece önemlidir.

Tüm bunlar yaşanırken; Aytaç Ünsal’ın kendi talebi olan bağımsız hekimler tarafından izlenme hakkı, hekim seçme özgürlüğü elinden alınıyor. Açlık grevleri, biz sağlıkçıların çok uzun yıllardan beri gündeminde olup; sağlıkçıların gözetiminde yapılan açlık grevlerinin, kişilerin sağlıklarında daha az komplikasyonlara neden olduğunu gözlemlemiş bulunuyoruz. Bu yüzden Aytaç Ünsal’ın bağımsız sağlıkçılardan oluşan bir heyet tarafından izlenmesini bundan sonraki süreç için de son derece önemli buluyoruz.

Sağlık hakkı, kişinin kendisi ve bedeni hakkında özgürce karar alabilmesi ve hekimin de kişinin almış olduğu bu karara saygı göstermesiyle korunabilir. Açlık grevi ya da farklı nedenlerle kişinin özerk kararlarına uyulmaması, aksi yönde müdahalelerde bulunulması, bu hakkın ortadan kaldırılması anlamına gelecektir.

Zorla müdahale, uygulama sırasında kullanılan yöntemler; kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığını bozmakta, yaşama ve sağlık hakkını ortadan kaldırmaktadır.  Kaldı ki Türkiye’de ve dünyada doğrudan zorla müdahale kapsamındaki girişimler sonucu insanların yaşamını yitirdiği ya da sağlıklarının zarar gördüğü durumlara çokça tanık olunmuştur. Hekimler tüm bu nedenlerle zorla müdahalenin aslında yaşamı kurtarmadığını, aksine yaşam hakkını tehdit ettiğini, hekimle hastası arasında var olan tüm ilişki ve diyalog olanaklarını tükettiğini, açlık grevi yapan kişinin belki de hayata tutunduğu son bağı kopardığının farkında olmalıdırlar.

Açlık grevleri, özgürlüğünden yoksun bırakılan mahpusların yaşanan sorunlar nedeniyle taleplerinin siyasi iktidarlar tarafından dikkate alınmadığı, diğer yöntemlerin sonuçsuz kaldığı durumlarda, kamuoyunun dikkatini çekerek olanlardan haberdar olmalarını sağlamayı amaçlayan; ama esas olarak da sonuç alma olasılığının olduğu gözetilerek başvurulan bir yöntemdir. Bizler, sağlık emekçileri ve insan hakları savunucuları olarak Aytaç Ünsal’ın “Adil Yargılanma” talebine bu bağlamda yaklaşıyoruz. Yetkilileri bir kez daha bu talebe cevap olmaya çağırıyoruz. Ebru Timtik bu yıl içinde açlık grevi sonucunda yaşamını yitiren dördüncü kişidir. Taleplerine baktığımızda ise benzer olduğunu görüyoruz. Adalet, özgürlük gibi demokrasinin bel kemiği olan öğeler talebiyle başlatılan ve yaşamın sona ermesi ile sonuçlanan açlık grevleri, bizlere yaşadığımız ülkedeki "Adalet" krizini gösteriyor.

Bizler biliyoruz ki Ebru ve Aytaç’ın Adil Yargılanma talepleri toplumun tüm kesimlerine ulaşıp, tüm dünyada sesini duyurmuştur.  Bizlere düşen Aytaç Ünsal’ı yaşatmaktır ve bu kez Aytaç’ın yaşaması için haykırıyoruz “Adil Yargılanma Hakkı Sağlansın, Aytaç Ünsal Yaşasın”

 

ATO İnsan Hakları Komisyonu

ÇHD Ankara Şube

ÖHD Ankara Şube

İHD Ankara Şube

SES Ankara Şube

TİHV