Kontrolden çıkan salgın ve filyasyon uygulamaları üzerine ATO Görüşü

Basın Bülteni

Kontrolden çıkan salgın ve filyasyon uygulamaları üzerine ATO Görüşü

09 Eylül 2020

 KONTROLDEN ÇIKAN SALGIN VE  FİLYASYON UYGULAMALARI ÜZERİNE

COVID-19 salgınının kontrolden çıktığı trajik günlerden geçiyoruz. Turkuaz tablo gerçekten uzak veriler sunarken Ankara genelinde iki hastane hariç tüm hastaneler pandemi hastanesine dönüştürüldü.   Yatan hasta servisleri doldu, hastalar aynı odalara tıka basa yatırılmaya çalışılıyor. COVİD-19 polikliniklerinin önünde saatlerce beklenen kuyruklar var  ve insanlar artık  test yaptıramadan  muayene olmaktan vazgeçerek geri dönüyor. Ağır hastalar yoğun bakım yatışı için acil servislerde ve şartları yetersiz servislerde tedavi almaya çalışıyor. Hal böyleyken Sağlık Bakanlığı şeffaf şekilde verileri açıklayarak durumun ciddiyetini  ortaya koymamakta ısrar ediyor. Oysa güneş balçıkla sıvanmıyor.

Sağlık Bakanlığı salgın kontrolünde yaşanan sorunları göze almış olacak ki Ağustos ayı başında ve geçtiğimiz hafta yayınladığı genelge ile filyasyon ekiplerini arttırdı ve pek çok hekim ve sağlık çalışanı filyasyon ekiplerine dahil edildi. Sahadan aldığımız bilgiler ise durumun vahametini bir kez daha ortaya koyuyor. Filyasyon ekiplerince evlere ilaç dağıtıyor ve pek çok COVID hastası evde hidroksiklorokin ve favipravir tedavisi alıyor. Sağlık Bakanlığı yayınladığı algoritma ile sadece COVID hastalarına değil bu hastaların test yapılmamış ya da testi negatif olsa dahi temaslı olduğu kişilere de bu tedavi uygulamalarını başlattı. Bu bir filyasyon uygulaması değil; tanı konulmamış ve ayırıcı tanı yapılmamış kişilere yönelik uygunsuz bir tedavi uygulaması olup halk sağlığına ilişkin çok büyük riskler barındırmaktadır.

Hidroksiklorokin tedavisi güncel verilere göre COVID-19 nedeniyle hastanede yatan hastalar için önerilmemektedir. Bugüne kadar toplanan veriler klinik yararı olmadığı yönündedir. Üstelik diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı artan yan etki profili nedeniyle önerilmemektedir.

Favipravir tedavisi ise daha önce bazı Asya ülkerinde influenza tedavisi için kullanılmakta olan bir ilaçtır. Henüz COVID-19 hastalığı için bilimsel olarak  etkinlik ve güvenlik  verisi  sınırlıdır. Hal böyleyken filyasyon uygulamaları kapsamında  bu ilaçların evdeki hastalara dağıtılması doğru değildir. Nitekim hem sahada tedavi alan hastalardan hem de sağlık emekçilerinden aldığımız bilgiler COVID-19 nedeniyle evlerde izlenen hastaların büyük sorunlar yaşadığını göstermektedir. Öyle ki basına da yansıdığı gibi COVID-19 nedeniyle evde izlenirken kaybettiğimiz vatandaşlarımız dahi mevcuttur.

Bunlar yetmezmiş gibi,  birinci basamak sağlık hizmetlerinde de tam bir keşmekeş yaşanmaktadır. Tedavi planlanırken hastalara rapor düzenlenmemekte ve tedavi gidişatı hakkında yeteri kadar bilgi verilememektedir.  Bu nedenle ilacın devamını reçete ettirme ve rapor talebi ile COVID-19 pozitif hastalar ASM’lere başvurmakta  ve  salgının yayılmasına ön ayak olunmaktadır. Yine karantina süreçleri kontrol PCR testi görmeden bitirilmektedir. Bulaş süresinin değişken olabildiği bilimsel olarak gösterilmişken kontrol test yapmadan ya da belirlenecek en güvenli izolasyon süresi tamamlanmadan karantina süreçlerini bitirmek hem salgın kontrolünü zorlaştırmakta hem de hastalar ve yakınları için güvensizlik ortamı oluşturmaktadır.

Sağlık Bakanlığı'na çağrıda bulunuyoruz! COVID-19 salgını şeffaf, akılcı ve bilim kurallarına uygun şekilde yönetilmelidir. Hastaların gözetimden uzak şekilde aldığı bu uygulamalar daha kötü sonuçlara gebedir. Hasta sayısı hastane kapasitesini aşıyor ise bu durum açıklanmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır. Daha önce defalarca belirttiğimiz gibi kapatılan ve şehir hastanesine taşınan hastanelerimiz hizmet verebilecek altyapı ve olanaklara sahip olup derhal açılmalıdır. Hastalar gerekli tedavileri sağlık çalışanlarının gözetiminde laboratuvar ve klinik olarak gözetim altında almalıdır. Veriler şeffaf şekilde açıklanmalı ve oluşturulan rehavet ortamı bir an önce sonlandırılmalıdır.

Ankara Tabip Odası

Yönetim Kurulu