“İnsanca koşullar altında çalışıp, nitelikli bilimsel bir eğitim talep ediyoruz”

Basın Açıklaması

26 Şubat 2021

“İnsanca koşullar altında çalışıp, nitelikli bilimsel bir eğitim talep ediyoruz”

Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz Uludağ Tıp Fakültesinde uzmanlık eğitimi alan Asistan Hekim Dr. Mustafa Yalçın’ın üzüntüsü altında bugün burada toplanmış bulunuyoruz. Her bir kayıp, kişinin sevenlerin, çevresine ve topluma bazı gerçekleri gösterir; Dr. Mustafa Yalçın’ın kaybı ise bizlere Asistan Hekimlerin tükenme noktasına gelme sürecine çoktan girdiklerini gösterdi.

Bizler asistan hekimleriz! Fakülte ve Eğitim Araştırma Hastanelerinin tüm alanlarında görev alan emeğin görünmez yüzüyüz biz. Sonsuz bir çalışma sömürüsü altında çalıştırılırken; sesimizi yükseltmemiz, haklarımızı talep etmemiz kendi içimizde bile doğru bulunmaz. Çünkü onlarca yıldır bu sömürü sistemi kendi içimizde bile meşrulaşmıştır.

Yasalar, yönetmelikler değişse de bu durum asistan hekimlerin çalışma ve eğitim koşullarına yıllardan beri yansımamaktadır. Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği “uzmanlık öğrencileri 3 günde birden daha sık olmayacak şekilde nöbet tutmalıdır” demesine rağmen resmiyete yansımasa da kimi kliniklerde nöbet sayısı ayda 14-15’i bulabiliyor. Günlük 8 saatlik mesainin ardından 16 saat nöbet tuttuktan sonra ertesi gün çalışmaya yani 36 saat süreyle çalışmak zorunda kalıyoruz. Mevzuatta “gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilmez” ifadesi yer almasına rağmen başhekimlere kurumda hizmetin aksamaması gerekçeleriyle nöbet ertesi dinlenmesi gereken hekimi mesaiye devam ettirme yetkisi verilmiştir. Asistan hekimlerin çoğunun aylık nöbet süresi 130 saati aşmasına rağmen 130 saati aşan nöbet ücretleri yine mevzuata göre ödenememektedir. Asistan hekimler karşılığı ödenmeyen nöbetleri tutmak zorunda kalmaktadır.  Nöbet sonrası izin kullanabilenlere ise nöbet ücreti ödenmemektedir.  “Nöbet ücreti ” ile “nöbet ertesi izin” taleplerinin de karşıt talepler olarak düzenlendiği mevcut sistemde hekimin ya dinlenme hakkından ya da emeğinden vazgeçmesi isteniyor. Mevcut temel ücretin azlığı sebebiyle çoğu asistan arkadaşımız nöbet ücretinin kesilmesini istemediği için nöbet ertesi izin talebinden vazgeçiyor. Bu talebi dile getiren arkadaşlarımız ise gerek daha deneyimli meslektaşları, eğiticileri gerek de hastane yöneticileri tarafından baskıya uğruyorlar hatta nöbet sayıları artırılıyor. Bizler asistan hekimler olarak nöbet sonrası iznimizi talep ediyoruz ve bu hakkı talep etmemiz karşısında nöbet ücretlerimizin kesintiye uğramasını kabul etmiyoruz.

Asistanlık sürecinin nihai hedefi mesleğinde birikimli uzman hekimler yetiştirmek olmasına rağmen var olan sistem bu hedefi gerçekleştirmekten oldukça uzaktır. Öyle ki pek çok asistan hekimin kliniklerinde yaşadıkları en büyük hayal kırıklığı eğitim konusunda olmaktadır. Yine yapılan anketlerde pek çok asistan hekim kliniklerinde var olan eğitimin yetersiz olduğunu belirtmektedirler. Eğitim konusunda ki en önemli engel asistan hekimlerin hizmet verici olarak görülmesi ve performans sistemi ile birlikte sağlık hizmetlerinin artan iş yükünün asistan hekimler üzerinden karşılanmaya devam etmesidir. Angarya, yoğun iş yükü, uykusuz 36 saate varan çalışma düzeni, öğle aralarına ve dinlenme saatlerine sıkıştırılmış eğitim saatleri altında asistan hekimlerin nitelikli eğitim alması beklenemez. Mevzuatta asistan hekimlerin eğitim sorumlusu altında çalışması gerekirken; pek çok asistan hekim bu konuda yalnız bırakılmaktadır. Tek başlarına poliklinik hizmeti verip, konsültasyona gitmektedirler. Eğitim ile ilgili eksikliklerini ise kendilerinden daha kıdemli asistanlar üzerinden, akran eğitimi ile gidermeye çalışmaktadırlar. Bizler asistan hekimler olarak nitelikli tıp eğitimi istiyoruz ve her türlü angaryayı reddediyoruz.

Gözetim olmadan, uzman adına hasta bakılması hukuki olarak da sıkıntılara neden olmakta; esas sorumluluk uzman hekimlerde olmasına karşın asistan hekimler malpraktis davalarında yargılanabilmektedir. Beş dakikaya inmiş muayene süreleri, deneyimli uzman hekimlerin bir hastayı değerlendirmesi için bile uygun kabul edilemez. Teşhisler atlanmakta ya da yanlış konmakta, vaka üzerine derinleşme mümkün olmamaktadır. Bir uzman adına birden fazla poliklinik açılması ve buralarda asistanların görevlendirilmesi, hastane yönetimlerinin kar dürtüsüyle başvurabildiği, etik ve hukuki olmayan bir yöntemdir ve reddedilmelidir.

Hiyerarşik ilişkiler mobbinge neden olabilmektedir. Sağlık ortamında kıdem ve usta-çırak ilişkisi Hipokrat’tan beri bilinen tıp eğitimi ve uygulamasının en önemli temellerinden biridir.  Ancak bazı durumlarda bu ilişki asistan aleyhine işleyerek iş bölümü, akademik ve uygulamalı eğitim süreçlerinde mobbing olarak karşımıza çıkmaktadır.  Mobbingi bildirmek ve şikâyet etmek isteyen asistan hekimler eğitim alamama, huzurlu bir çalışma ortamında çalışamama gibi tehditlere maruz kalıyor. Bu durum mesleğinin henüz başında olan hekimin motivasyonunu kırıp, yalnızlığa, çaresizliğe veya istifaya sürüklüyor. 

Pandemi süreciyle beraber asistan hekimler için tüm bu sorunlar katlanarak arttı. Pandemi servislerinde, polikliniklerde, acil servislerde, filyasyonda, laboratuarda yani pandemi ile mücadelenin her alanında özveri ile görev almamıza rağmen artan iş yükü, ihmal edilen uzmanlık eğitimi, ücret adaletsizliği ve artan mobbing ile karşılaştık.

Pandeminin birinci yılının dolmak üzere olduğu bu günlerde, artık tükenme noktasına geldiğimizi buradan haykırıyoruz. Bu haykırışın karşısında bizlere yönelen “Hepimiz aynı yollardan geçtik“ şeklindeki sorunları görmezden cevapları artık duymuyoruz. Bizler insanca koşullar altında çalışıp, nitelikli bilimsel bir eğitim talep ediyoruz. Sayıları 30 bini bulan asistan hekimler olarak taleplerimizde ısrarcı olduğumuzu bir kez daha buradan duyuruyoruz.

TTB Asistan Hekim ve Genç Uzman Kolu

Ankara Tabip Odası