DR. FİLİZ YILDIRIM YALNIZ DEĞİLDİR

Basın açıklaması

18 Ekim 2021

DR. FİLİZ YILDIRIM YALNIZ DEĞİLDİR

Bizler ne yazık ki “karının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin”, koca sever de döver de”, “kadın dediğin koluna taktın mı yakışacak, duvara çarptın mı yapışacak”, “kızını dövmeyen dizini döver”, “dayak cennetten çıkmadır” atasözlerinin hala kullanıldığı, kabul gördüğü bir ülkede ve coğrafyada yaşıyoruz.

Evet kadın dövülebilir hatta öldürülebilir. Çünkü “yemeğin tuzunu fazla koymuştur”, “yemeği geç pişirmiştir”, “çocuğu ağlatmıştır”, “kapıyı geç açmıştır”. Fail olan erkeklerin ise her zaman bir gerekçesi, yargılanırken de hafifletici bir sebebi vardır.

Ülkemizde ve dünyada evrensel bir gerçeklik olarak kabul ettiğimiz kadına yönelik şiddet sorunu can yakıcı bir biçimde kadınları ve kız çocuklarını yaralamakta,  öldürmekte ve ruhsal, bedensel ve cinsel anlamda sakat bırakmaktadır.

Kadına yönelik şiddet;  ister özel, isterse kamusal alanda olsun, kadınların insan haklarını ve temel özgürlüklerini ihlal eder. Şiddet kadınların yaşamlarını örselenmiş bireyler olarak sürdürmelerine neden olur.

Şiddet; kontrol etmek, boyun eğdirmek, sindirmek için kullanılmasının yanı sıra, ev içinde cinsel taciz ve istismar, savaş dönemlerinde sistematik tecavüzler olarak da güncelliğini koruyor. Kadına yönelik şiddet sınıf ve kültür ayırmadan devam etmekte, küresel düzeyde de ekonomik, siyasal ve etnik sorunlarla iç içe geçmiş bir şekilde giderek artmaktadır.

Son zamanlarda sevindirici bir gelişme olarak kadına yönelik şiddete karşı olan tepki ve duyarlılık artmıştır. Yanı sıra kadın hareketi mücadelesi de güçlenmekle birlikte yoksullaşma, siyasi ve dinsel gericilik, savaş ve militarizm ortamında kadına yönelik her türlü ayrımcılık fuhuş, seks köleliği, siyasal şiddette de (savaşta ve gözaltı koşullarında taciz ve tecavüz gibi) artma da söz konusudur

Son yıllarda artışın nedenine neo-liberal politikalar, yoksulluk, hızlı kentsel dönüşüm ve değerler bunalımı, savaşlar, İslami ve milliyetçi nitelikli bir muhafazakarlaşma, otoriter ve militarist eğilimlerin güçlenmesi gibi etkenleri de ekleyebiliriz.

Türkiye güçlü bir ataerkil toplumsal yapıya sahiptir. Kadına yönelik şiddet, "geleneksel" biçimlerinin yanı sıra bazı yeni biçimleriyle sürmektedir.

Ülkemizde kadınlar aile içi şiddetin yanı sıra kamusal alanlarda sokakta, okulda, markette, çalıştığı işyerinde, adliye koridorlarında ve daha birçok yerde yaralanmakta ve öldürülmektedir.

Aile içi şiddette kadınlar şiddet gerekçelerini aile sırrı olarak gördükleri için açıklamakta zorlanmakla hatta kocalarına itaat etmedikleri için şiddeti hak ettiklerini dahi düşünmektedirler. Kadınların yalnızca dörtte biri sağlık kuruluşuna başvurmakta, yaşanan şiddet saklanmaya çalışılmaktadır.

 

Kadınların eşleri, erkek arkadaşları, akrabaları tarafından "namus" gerekçesiyle yaralandıkları, öldürüldükleri ülkemizde hala ceza yasasının haksız tahrik maddesi nedeniyle bu tür suçlara ceza indirimi uygulaması devam etmektedir.

Meslektaşımız Dr. Filiz Yıldırım’ın yaşadıkları kadına yönelik şiddet kadar erkek egemen yargının  verdiği hükümlerin adalet ve hukuktan ne kadar uzak olduğunu bizlere göstermiş durumdadır.

Avukatının bildirimleri üzerinden dava sürecini özetlersek; Dr. Filiz Yıldırım’ın eski eşi İ.K. hakkında Ankara Batı 7. Asliye ceza mahkemesinin 2018/707 E sayılı dosyasında: eşine şiddette bulunmaktan, eşine hakaret etmekten, eşine karşı silahlı tehdit suçlarından kamu davası açılmıştır. Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesi hakaret ve silahlı tehdit suçundan beraat kararı, kasten yaralama suçundan 1 yıl 9 ay hapis cezası vermiştir. Dr. Filiz Yıldırım’ın şiddete maruz kalırken tamamen meşru savunma ve canını kurtarmak için saldırganın kolunu ısırması haksız tahrik sayılmış ve 1/6 oranında indirim yapılmış 1 yıl 4 ay 6 günlük cezası 1 yıl 1 ay 15 güne indirilmiş, “sanığın kişilik özellikleri” de gerekçe gösterilerek Hükmün Açıklanmasının Geri bırakılmasına ve  herhangi bir yükümlülük altına alınmaksızın  5 yıl denetim süresine  tabi tutulmasına karar verilmiştir. Dr. Filiz Yıldırım’ın avukatı beraat kararı verilen hakaret ve tehdit suçlarından Ankara Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf talep etmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara da Ankara Batı Ağır Ceza Mahkemesinde itiraz etmiştir. Dosya İstinaf yönünden incelenmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gitmiş, İstinaf Mahkemesi hem hakaret hem de silahlı tehdit yönünden cezalandırılmasına karar vermiş ancak mahkeme Cumhuriyet Başsavcılığının ve Başkanının görüş ve karşı oyuna rağmen (ki gerekçesiz tahrik olmayacağını ve az ceza verildiğini belirmiştir) haksız tahrik uygulanarak eksik ceza vermiştir. Bu durumdan temyize tabii olan bölümü tahrik olmayacağı gerekçesi ile hem savcı hem avukatı tarafından Yargıtay’da temyiz edilmiştir.

Kasten yaralama suçundan verilen ve itiraz ettikleri Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 15.02.2019 tarihinde kaldırılıp dosya Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesine geri gönderilmiştir. 2. Ağır Ceza Mahkemesi haksız tahrik olmayacağına ve eksik ceza verildiğine işaret ederek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararını kaldırmıştır.

Normal olarak 7. Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin kasten yaralama suçundan dosyayı yeni esasa kaydetmesi yeni duruşma günü vermesi gerekirken vermediği, bunun üzerine avukatının 28.02.2019 tarihinde bir dilekçe ile başvurduğu, dosyanın yeni esasa kaydedilmesini ve yargılamaya devam edilmesini talep ettiği, ancak hakimin bu başvuruları hiç dikkate almadığı, İstinaf mahkemesi de kasten yaralamak suçundan ne yapıldığını mahkemeden sorduğu halde hakim imzalı olarak henüz esas kaydı almadığı belirtilmektedir.

Hakimler Savcılar Yüksek Kuruluna şikayet ettikleri kasten yaralama suçundan kaldırılan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararına rağmen 2 yıl 7 ay süre ile hiçbir işlem yapılmadığı, sanığın yargı önüne çıkartılmadığı belirterek hakimi şikayet ettikleri, hakimin bu şikayete rağmen yeni esas numarası vermediği ve sessiz kaldığı belirtilmektedir.

Dr. Filiz Yıldırım ve eski eşi arasında Ankara 5. Aile Mahkemesinin boşanma kararı 13.08.2021 Cuma günü UYAP’a kaydedilmiş olup hakimin kasten yaralama suçundan 2 yıl 6-7 ay beklettiği dosyayı 16.08.2021 tarihinde esasa kaydettiği tespit edilmiştir.

Dr. Filiz Yıldırım’ın olay esnasında eşinin kolunu canını kurtarmak için ısırdığı, yasal savunma (meşru müdafa) altında bu fiili işlediğinden dolayı ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi amacıyla açılan dava da Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesine verilmiştir.

Ayni hakim ilk celse karar verip,  bu fiili yasal savunma amacıyla işlediğini belirterek dosyayı kapatması gerekirken hiç ilgisi olmayan hakaret ve tehdit suçlarından istinafa giden dosyanın sonucunun beklenmesine karar vermiştir. Böylece Filiz Yıldırım’ın kusurlu olmadığının ortaya çıkması geciktirilmiş, eski eşi 2.5 yıl yargı önüne çıkartılmamış, yargıya ulaşma hakkı engellenmiş,  davaların makul sürede bitirilmesini isteme hakkı ihlal edilmiştir

 Reddi hakim talepleri; hakim tarafından birtakım mazeretler ileri sürülerek reddedilmiş, bu mazeretlere yapılan itiraz üzerine kabul edilmiştir. Hakim hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna yaptıkları şikayet soruşturması halen devam etmektedir.

İ.K. hakkında açılan dava, Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesinde 2019/ 328 E sayılı dosyada reddi hakim üzerine görevlendirilen başka bir hakim tarafından devam etmektedir.

Evet Ankara Tabip Odası Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu olarak bizler hukuksal anlamda da yeni birtakım düzenlemelere gidilerek kadına karşı şiddet suçlarının Türk Ceza Kanununda ayrı bir bölüm altında yeniden düzenlenmesini, “haksız tahrik”, “iyi hal”  ölçütlerinin değiştirilmesini, kadına yönelik şiddet suçlarının diğer şiddet suçlarından ayrı değerlendirilmesini, verilen cezaların gerekçeli kararlarında gerekçe ve nedenlerin açıklanmasının zorunlu hale getirilmesini istiyoruz. Unutmamalıyız ki adalete erişim ve adil yargılanma hakkı hepimizin hakkıdır. Bu talebimizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.

 

    ANKARA TABİP ODASI KADIN HEKİMLİK VE KADIN SAĞLIĞI KOMİSYONU