Yeni Bir Toplumsal Düzeni Emek ve Bilimle Kuracağız!


İNSANCA YAŞAMAK İÇİN OLUŞTURACAĞIMIZ

YENİ BİR TOPLUMSAL DÜZENİ EMEK VE BİLİMLE KURACAĞIZ!

30 Nisan 2020

Bizler bu ülkenin işçileri, emekçileri, kamu emekçileri, mühendisleri, mimarları, hekimleri, mali müşavirleri, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, gençleri, kadınları, emeklileriyiz.

Bizler bu dünyanın tüm değerlerini ve güzelliklerini, alın terimizle, aklımızla, bilgimizle, kısacası emeğimizle üretenler, emek en yüce değerdir diyenleriz.

Emeğine, onuruna, geleceğine sahip çıkanları; sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya için mücadele edenleri; salgına karşı amansız bir mücadele vermek için görevinin başında olan başta sağlık emekçileri olmak üzere tüm işçi ve emekçileri selamlıyoruz. 1 Mayıs’ta hayatını kaybeden tüm emekçileri saygıyla anıyoruz.

2020 1 Mayısında fiziken olmasa da, her yılki gibi umutla, bilinçle ve dayanışmayla bir aradayız.

On yıllardır gezegenimizdeki tüm dünya halklarına sınırsız bir emek ve doğa sömürüsü, savaşlar, ekonomik krizler, artan eşitsizlikler, yoksulluk, işsizlik dışında hiçbir şey sunamayan bu düzen küresel salgın ile beraber büyük bir uygarlık krizi yaşıyor.

Ortak hastalığımız kapitalizm! İnsanlığın, doğanın ve yaşamın üzerine çöküyor. Bu uygarlık krizi bir kez daha gösteriyor ki, bu düzenin çarkları bizleri, dünyanın tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenleri insanca yaşatmak için kurulmamış.

Salgın koşullarında bile zorunlu olmayan işlerde, fabrikalarda, atölyelerde, kamu kurum ve kuruluşlarında, şantiyelerde çalışmamızı dayatan; zorunlu işlerde gerekli önlemleri almadan bizleri çalıştıran bu düzen, bizi üretimdeki herhangi bir araç gereçten farksız basit bir meta olarak görüyor.

Artık daha net görüyoruz ki, insani ihtiyaçlarımız için üretmiyoruz, insanca yaşamak için üretmiyoruz, toplumun geniş kesimlerine daha iyi bir yaşam kurmak için üretmiyoruz. Sadece ve sadece sermayenin bu akıldışı düzeninin çarkları dönsün diye üretiyoruz.

İşte 2020 1 Mayıs'ı bu gerçekliğin en çıplak haliyle görüldüğü ve bunun karşısında işçi sınıfının başka bir dünya, yeni bir toplumsal düzen iradesinin dünya çapında haykırdığı bir kırılma anı olarak tarihe geçecek.

Biz yeni bir toplumsal düzen istiyoruz.

Eğer bugün insanca yaşamak için üreten biz emekçilerin düzeni egemen olsaydı salgına karşı göstermelik bir mücadele  yerine gerçek bir mücadele verirdik.

  1. Temel, zorunlu ve acil mal ve hizmet üreten işler dışında bütün işlerde salgın süresince çalışma acilen durdurulurdu. Çünkü yaşamaktan, insandan daha önemli hiçbir şey olmazdı.
  2. Salgın süresince herkesin işi ve geçimi güvencede olurdu.
  3. İnsanlar yaşam savaşı verirken elektrik, su, doğalgaz faturalarından KDV, kredilerden faiz toplamak asla akla gelmeyeceği gibi, temel ihtiyaçlar salgın süreci boyunca devlet tarafından karşılanırdı.
  4. Tümüyle kamu kontrolündeki sağlık kuruluşları, yurttaşların tamamına, istisnasız ve ön koşulsuz bütünüyle parasız sağlık hizmeti sunardı.
  5. Salgına karşı önlemler üç beş patron örgütü ile değil, işçilerle, kamu ve sağlık emekçileri ile, hekimlerle, mühendislerle, akademisyenlerle beraber belirlenirdi. Ölçü patronların karları değil aklın ve bilimin ışığında toplumun korunması olurdu.
  6. Başta sağlık emekçileri ve belediye çalışanları olmak üzere tüm zorunlu işlerde çalışanlar haftalarca koruyucu ekipman beklemez, insanlarımızın ölümü ve hastalanması engellenirdi.
  7. Tüm kadınlara iş ve gelir güvencesi sağlanır, ev içi şiddetin önlenmesi için etkin önlemler alınırdı.
  8. Tek kişinin dediği ferman olmaz, muhtarından belediyesine tüm kamu kurumları ile işbirliği içinde bir mücadele yürütülür, maskesinden ekmeğine tüm ihtiyaçlar beraber karşılanır, siyasi rekabet değil halkın sağlığı öncelikli olurdu.

Bu anlatılan hayal değil. İnsanlık tarihi boyunca egemenler, toplumun çoğunluğunun çıkarına bir düzenin mümkün olmadığını anlattılar ve yalan söylediler.

Bugün görüyoruz ki, asıl olmaması gereken, akıl dışı olan bu düzenin kendisidir. Toplumları hastalığa, dünyayı ekolojik krizlere, üretenleri açlığa, işsizliğe, güvencesizliğe mahkum eden bu düzen Türkiye ve dünya halklarının sırtında bir yüktür.

Bu düzenin çarkları bizim emeğimizle, aklımızla, bilgimizle dönüyor, öyle ise biz bu düzeni emekten, demokrasiden, barıştan yana değiştirebiliriz.

Biz emekçiler sermaye değil halk egemenliğini esas alan, sömürüye karşı emeğin haklarını koruyan, toplumsal zenginliğe el koyan yüzde 1’in değil toplumun yararını esas alan yeni bir toplumsal düzeni kurmak için seferber olacağız.

1.İnsan onuruna yaraşır bir iş ve ücret, kamusal sosyal güvenlik ve sendikal hakların eksiksiz güvence altına alındığı yeni bir toplumsal düzen kuracağız.

2.Demokrasi ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırıldığı yeni bir toplumsal düzen kuracağız.

3.Her türlü ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe ve ötekileştirmeye karşı eşit yurttaşlığın, yurtta, bölgede ve dünyada barışın benimsendiği yeni bir toplumsal düzen kuracağız.

2020 1 Mayıs'ında tarihin bu kırılma anında ilan ediyoruz:

Birliği, mücadeleyi ve dayanışmayı böylesi bir toplumsal düzeni kurmak için güçlendireceğiz.

Yeni bir toplumsal düzeni emek ile bilim ile kuracağız!

Bugün tarihin çok önemli bir kırılma anında insanlığı dünya çapında tehdit eden salgın ortamında kitlesel 1 Mayıslar yapmayacağız. Fakat salgını 1 Mayısları engellemek, unutturmak için fırsata çevirmek isteyen yaklaşımlara karşı mücadelemizden hiçbir koşulda vaz geçmeyeceğimizin altını çiziyoruz.

Bizler Ankara’da 1 Mayıs Mitingini Tandoğan Meydanında kutlamak için daha Şubat ayında Valiliğe başvurmuştuk. Daha sonra salgın nedeniyle kitlesel miting yerine Ulus Atatürk Anıtı önünde açık hava koşullarına uygun kişisel koruyucu donanımla, fiziksel mesafeyi koruyarak vb tüm önlemleri alarak, temsili katılımlı anma için başvuru yapmıştık. 1 Mayıs’ta değil 30 Nisan’da sadece 5 kişilik bir katılımla basın açıklamasından başka bir şeye izin verilmeyeceği ibaresi olan Valilik cevabı ile karşılaştık. Bu tutumu kabul etmeyerek 5 kişi ile sınırlı bir katılımla anma ve açıklama yapmayacağız. Bir çok kentte dayatılan bu yaklaşımı kabul etmiyoruz.  Bu dayatmanın salgın ve sağlık ile bir ilişkisi olamayacağını çocuklar bile anlar.

1 Mayıs Uluslararası İşçi Bayramıdır; Engellenemez, Karantinaya Alınamaz.

Her balkon 1 Mayıs alanı, her pencere bir meydan diyoruz.

1 Mayıs akşam Saat:21.00 de balkonlarda olacağız.

1 Mayıs akşam saat:21.00 de hep birlikte 1 Mayıs marşını söyleyerek, alkışlarla, balonlarla yaşasın 1 Mayıs diyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın birlik, mücadele, dayanışma.

DİSK Ankara Bölge Temsilciliği

KESK Ankara Şubeler Platformu

TMMOB Ankara İKK

Ankara Tabip Odası

Ankara Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası

 

 


Makaleye Dön
30-04-2020, 13:27