Sağlıkta Özelleştirme Politikalarına Son! Kamunun Malı Satılık Değildir!


SAĞLIKTA ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARINA SON VERİLMELİDİR!
KAMUNUN MALI SATILIK DEĞİLDİR!

Türkiye’de sağlık sisteminin geçirdiği yapısal dönüşüm, “Sağlıkta Dönüşüm Programı” (SDP) ile birlikte kamusal bir hak olmaktan çıkıp sermaye odaklı bir piyasa modeline evrilmiştir. Bu süreç; kamu kaynaklarının sistemli bir şekilde özel sektöre aktarılması, devlet hastanelerinin işlevsizleştirilerek tasfiye edilmesi ve sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi üzerine kuruludur. Sağlık sisteminde en çok konuştuğumuz “sağlıkta şiddet”, “randevu krizi”, “koruyucu hizmetlerin yetersizliği” ve “bütçedeki devasa şehir hastaneleri kara deliği” gibi yapısal ve kronik sorunlar, bu politik tercihlerin doğrudan bir sonucudur.

Siyasi iktidarın “kalite” ve “modernizasyon” söylemleriyle sunduğu bu tabloyu, veriler ve somut olgular ışığında kademe kademe incelediğimizde sağlıkta özelleştirme yıkımı daha net anlaşılmaktadır.

1. Özel Hastane Sayısındaki Dramatik Artış ve Holdingleşme

2002 yılında Türkiye’de 774 kamu hastanesi, 50 üniversite hastanesi ve 271 özel hastane bulunurken; 2024 yılı itibarıyla kamu hastanesi sayısı 941’e, üniversite hastanesi 69’a yükselmiş, özel hastane sayısı ise 552’ye ulaşmıştır.

Son 20 yılda özel sektör kamuya oranla 2 kattan fazla büyüyerek sektörün yaklaşık üçte ikiye yakınını kontrol eder hale gelmiştir.

Özel sağlık sermayesi, doğrudan kamu destekleriyle beslenmektedir. 2023-2025 döneminde özel sektör için 830 teşvik belgesi düzenlenmiş, proje başına sabit sermaye tutarı ortalama 40-60 milyon TL seviyesine ulaşmıştır.

2. Finansmanda Özel Sektör Ayrıcalığı

Sistemin en büyük kırılma noktalarından biri finansman akışındaki adaletsizliktir. Kamu kaynakları, özel sektörü besleyen bir damar haline getirilmiştir:
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 2024 yılında devlet ikinci basamak hastanelerine hasta başına 282 TL öderken, özel hastanelere 801 TL ödemiştir.

2012’den bu yana devlet hastanelerine yapılan ödemeler 4,7 kat artarken, özel hastanelere yapılan ödemelerin 9,4 kat artması, sağlığın nasıl kamu kaynaklarıyla piyasalaştırıldığını kanıtlamaktadır.

3. Şehir Hastaneleri: “Bütçeyi Yutan Kara Delik”

Başlangıçta “Devletin kasasından bir kuruş çıkmayacak” denilerek Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) modeliyle pazarlanan ve yapılan şehir hastaneleri bütçenin en ağır yükü haline gelmiştir.

2025 yılında öngörülen ödenek tutarı aşılarak şehir hastanelerine 111,1 milyar TL ödeme yapılmıştır.

2026 yılının sadece ilk dört ayında bütçeden 57,5 milyar TL çıkmıştır. Bu, 2026 yılında şehir hastanelerine her gün en az 479 milyon TL kullanım ve hizmet bedeli ödendiği anlamına gelmektedir.

Başta Ankara olmak üzere, bu projeler, kent hafızasında yer tutan köklü kamu hastanelerini kapatarak veya atıl hale getirerek hem erişilebilir ve nitelikli hizmet sunumunu hem de bütçeyi adeta yutmuştur.

4. Kamu Taşınmazlarının Satışa Çıkarılması

Sağlıkta özelleştirme furyasının en yeni ve en sarsıcı dalgası, 2026 yılının Mart ve Nisan aylarındaki Cumhurbaşkanlığı Kararları ile başlamıştır.
Kararlara göre toplam 43 ilde 126 sağlık taşınmazının 2028 yılı sonuna kadar satılması planlanmaktadır.

Özelleştirilecek alanların 66’sı, şehir hastanelerinin bulunduğu 17 ilde yer almaktadır. Aktif hizmet veren devlet hastanelerinden verem savaş dispanserlerine kadar pek çok tesis bu listededir.

Sağlık Bakanlığı; özelleştirme kapsamında Ankara’da Çankaya, Yenimahalle ve Kızılcahamam ilçelerinde aralarında hastane, ağız ve diş sağlığı polikliniği, apartman ve arsaların bulunduğu 10 taşınmazı satışa çıkarmıştır. Ankara, özelleştirme kapsamında ikinci sırada yer alan iller arasındadır.

24 Nisan 2026 Tarihinde Resmî Gazete Yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla Özelleştirme Kapsamına Alınan Sağlık Alanları ve Tesislerinden Bazıları
ANKARA / ÇANKAYA / 8158 ada 18 parsel – 1.702 m² (Arsa, Topraklı Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği)
ANKARA / ÇANKAYA / 2941 ada 7 parsel – 3.995 m² (Kargir Apartman)
ANKARA / ÇANKAYA / 2941 ada 8 parsel – 200 m² (Dükkan)
ANKARA / KIZILCAHAMAM / 160.045 ada 1 parsel – 10.723 m² (Kargir Ahmet Öztekin Hastanesi ve Arsa)
ANKARA / YENİMAHALLE / 6017 ada 32 parsel – 433 m² (Betonarme Apartman ve Arsası)
ANKARA / YENİMAHALLE / 6017 ada 43 parsel – 439 m² (Arsa)
ANKARA / YENİMAHALLE / 6017 ada 43 parsel – 899 m² (Arsa)
ANKARA / YENİMAHALLE / 6017 ada 45 parsel – 852 m² (2 Katlı Kargir Apartman ve 3 Katlı 5 Daireli Kargir Apartman)

Sonuç

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile başlayan bu süreç, bugün sağlık tesislerinin doğrudan satışa çıkarılmasıyla nihai aşamasına ulaşmıştır.
Kamu kaynaklarının holdingleşmiş özel sağlık sermayesine aktarıldığı, hastaların hizmete erişmek için her geçen gün daha fazla “katkı payı” ödediği bu model sürdürülebilirliğini yitirmiştir.

Şehir hastanelerine günlük 390 milyon TL ödenirken, Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin yalnızca yüzde 27,54’üne karşılık gelen 406 milyar 255 milyon TL koruyucu sağlık hizmetleri için ayrılmıştır. Bakanlık bütçesinden sağlık emekçilerine ödenecek maaş ve ücretlerle SGK devlet primi gideri ödemeleri çıkartıldıktan sonra, doğrudan koruyucu sağlık hizmetleri programı için kişi başına ayrılan yalnızca 2 bin 476,9 TL’dir.

Kamusal sağlık sisteminin ve halk sağlığının tasfiyesi anlamına gelen bu özelleştirme hamleleri, toplum sağlığını piyasanın insafına terk etmekte ve sağlığı bir hak olmaktan çıkarıp kâr nesnesine dönüştürmektedir. Azalan kamu payı ve artan borç yükü karşısında, sağlık tesislerinin satışı değil, kamusal sağlık yatırımlarının güçlendirilmesi bir zorunluluktur.

Yararlanılan Kaynaklar:

Sağlık Bakanlığı 2024 Yılı İstatistik Yıllığı (2026)
Türk Tabipleri Birliği Sağlık Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Teklifi Değerlendirmesi (2025)
DİSK-AR “Özel Hastanelerin SGK’ya Yükü Tırmanıyor” Araştırma Bülteni (2024)
OECD “Bir Bakışta Sağlık” Raporu (2025)
Makaleye Dön
16-05-2026, 10:33