Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ndeki Noter Tasdikli Akademik Skandala Yargıdan Durdurma


25.07.2011

ANKARA TABİP ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

 

Ankara’da yeni kurulan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Başbakan’ın Ankara için açıkladığı “çılgın proje” kapsamında uluslararası bilim merkezi olacağı ve 3 kıtadan öğrenci yetiştireceği ifade edilerek özel bir yer elde etmişti. Bu üniversitenin Tıp Fakültesi’ne atanacak akademik personel alımına ilişkin kadro ilanı kamuoyunda rahatsızlık yaratmış ve gündemde önemli yer tutmuştu. Kadro ilanının “açıklamalar” kısmında başvuru için öyle şartlar ileri sürülüyordu ki her bir kadronun belli kişiye işaret ettiği apaçık ortadaydı. Hekimler arasındaki yaygın görüş, söz konusu adrese teslim kadro ilanıyla yapılmak istenenin “Devlet eliyle tarikat üniversitesi kurmak” olduğuydu.

Başka kişilerin başvurusunu engellemek için konulan ek koşullarda dikkat çeken pek çok eşi görülmemiş durum vardı. Hizmet sürelerinde, akademik unvanların sürelerinde keyfilik dikkat çekiciydi. Bir anabilim dalına başvurmak için 2 yıllık, başkası için 5 yıllık, bir başkası için 8 yıllık ya da 10 yıllık profesörlük süreleri istenmekteydi. Daha önce görülmemiş biçimde akademik kadroya atanmak için 2 yıl, 3 yıl, 5 yıl gibi sürelerle sağlık idareciliği, üst düzey sağlık idareciliği yapmış olmak gibi kabul edilemez kriterler konmuştu. Akademik unvanların anabilim dallarına dağılımı keyfi idi. Başvuru için tartışmalı sertifikalar istenmesinin yanında genel cerrahi anabilim dalına sadece bir yardımcı doçent alınıyor olması ve onun da “kabızlık cerrahisi” konusunda deneyim ve çalışma sahibi olmasının istenmesi hekimler arasında espri konusu olmuştu.

Söz konusu kadrolara atanacak kişiler hekimler arasında dilden dile dolaşıyor, hatta bazı hekimler daha başvuru süresi dolmadan tebrikleri kabul ediyorlardı. Ankara Tabip Odası alandan hekimlerin ilettiği bilgilerle oluşturduğu “atanacaklar” listesini başvuru süresi dolmadan 3 gün önce noter tasdiki ile belgelemişti. Zaman içerisinde tespit edilen 32 isimden 31’inin atamasının yapıldığı ortaya çıkmış, adrese teslim kadro ilanı ve kadrolaşma belgelenmişti. Ankara Tabip Odası’nın bu girişimi kamuoyunda geniş yankı bulmuştu.

Atananlar arasında çarpıcı isimler vardı. Ankara İl Sağlık Müdürü bu biçimde yardımcı doçentlik kadrosuna, bazı eğitim ve araştırma hastanelerinin başhekimleri ve klinik şefleri profesörlük kadrolarına atandı. Değişik birimlere atanalar arasında akrabalık ilişkileri olanlar vardı.

Adrese Teslim Atamalara Yargı’dan Durdurma

Bu süreçte Ankara Tabip Odası, 6023 Sayılı TTB Yasası hükümlerinin kendisine verdiği görev gereği söz konusu ilanın içeriğinde mevcut olan ve üniversitenin Tıp Fakültesi'ne öğretim üyesi alımına dair tesis edilen öznel/subjektif koşul ve belirlemelerin iptali ve öncelikle yürütmesinin durdurulması talebiyle bir dava açtı. Söz konusu davayı ele alan Ankara 5. İdare Mahkemesi, 2011/753 Esas sayılı dosyasında 01.07.2011 tarihinde aldığı kararında, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğü’nün söz konusu tasarrufunda mevcut hukuka aykırılıklara ve telafisi güç zararların doğma ihtimaline dikkat çekerek, öncelikle bir yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Anılan kararında mahkeme; davaya konu ilanda getirilen ek koşulların, başta 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda yer bulan şartları taşımadığı ve “Yükseköğretim Kurulu’ndan onay alınmaksızın tesis edildiği” tespitinde bulunmuş ve bunun yanı sıra; “açıklamalar” kısmında ortaya konan söz konusu ek koşulların “objektif değerlendirme imkanını ortadan kaldırdığı”na, mevzuatta yer alan “bilimsel kaliteyi arttırma amacı”na uygunluğa dair de somut bir tespit bulunmadığına, “birbirinden ilintisiz şartların kişileri tarif eder nitelikte olduğu”na dikkat çekmiştir. Bu nedenlerle mahkeme; “üniversitelerin akademik kadrolara yapacakları atamalarda aranacak genel şartlar yanında özel şartların Yüksek Öğretim Kurumu’ndan onay alınmak suretiyle, özellikle bilimsel kaliteyi arttırma amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte olmak şartıyla belirlenmesi gerekirken bu kurala uyulmadan çıkılan ilanda yer alan açıklamalarda hukuka uyarlık bulunmamaktadır” sonucuna varmış bulunmaktadır.

Bu arada Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğü tarafından mahkemeye sunulan yazılı savunmada ise; tabip odası tarafından böyle bir davanın açılamayacağı, odanın böylesi bir davada taraf ehliyetine sahip bulunmadığı dile getirilmiş; ancak iptali istenen ilandaki öznel/subjektif koşul ve belirlemelere dair ise ciddi hiçbir karşı savunmanın yapılamadığı görülmüştür.

Anılan yargı karar gereği, üniversitenin Tıp Fakültesi’nin kimi anabilim dallarına yapılan çok sayıda yardımcı doçent, doçent ve profesör atamasının hukuki geçerliliği bu an için kalmamış bulunmaktadır. Yargı kararının gereğini yapmak Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nin yükümlülüğü olup, süreç Ankara Tabip Odası tarafından dikkatle takip edilmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Ankara Tabip Odası

Mahkeme Kararı İçin Tıklayınız...


Makaleye Dön
5-07-2011, 13:23