14 Mart Tıp Bayramı'nda Dört Acil Talep


Türk Tabipleri Birliği, Ankara Tabip Odası, Türk Hemşireler Derneği, Ankara Diş Hekimleri Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi, Devrimci Sağlık İş, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği’nin üye ve yöneticileri Numune Hastanesi bahçesinde biraraya gelerek sağlık emekçilerinin taleplerini içeren basın açıklaması düzenlemek istedi.

14 Mart Tıp Bayramı'nda Dört Acil Talep


Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının açıklama yapmasını, emniyet güçleri, valilik kararını gerekçe göstererek engelledi. Kolluk güçleri tarafından Anayasanın düşünce ve fikrini serbestçe ifade etme hükümleri yok sayılarak, çifte standartlı uygulamada ısrar edildi.



Yöneticilerin ve açıklamaya destek vermeye gelen milletvekilleri Murat Emir, Tur Yıldız Biçer ve Aylin Nazlıaka’nın polisi ikna etme çabaları sonuçsuz kaldı.

Kolluk kuvvetleri açıklamayı engellemek için hastane bahçesinde 14 Mart Tıp Bayramı’nda sağlık çalışanlarına biber gazı ve plastik mermi kullandı. Orantısız müdahale sonunda Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Onur Naci Karahancı ile SES yöneticileri İbrahim Kara ve Adem Polat gözaltına alındı. Gözaltına alınan yöneticiler adli işlemlerin ardından serbest bırakıldı.

Sağlık meslek örgütleri, Numune Hastanesi bahçesinde yapılmasına izin verilmeyen açıklamayı Ankara Tabip Odası’nda gerçekleştirdi.

Basın açıklamasından önce gözaltı kararına tepki gösteren Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Vedat Bulut “Bu uygulamalar asla kabul edilemez. Bu yaşananlarla ilgili suç duyurusunda bulunacağız. Bu uygulamalar yurtdışında da saygınlığımızı son derece kötü etkiliyor. Bilimsel kongreler birer birer iptal ediliyor, yabancı bilim insanları Türkiye'deki bilimsel kongrelere gelmek istemiyor. Türkiye için çok büyük kayıp” diye konuştu.



14 Mart Tıp Bayramı’nda sağlık emekçilerinin dört acil talebini içeren ortak açıklamayı okuyan Dr. Bulut şu sözleri kaydetti:

1919 yılı 14 Mart’ında İngilizlerin işgali altındaki İstanbul'da, tıbbiye 3.sınıf öğrencisi Hikmet Boran'ın önderliğinde işgalcilere karşı protesto gerçekleşmiştir. O günden bu yana, neredeyse yüzyıldır, 14 Mart, Tıp Bayramı olarak kutlanmaktadır. Her yıl bu bayram gününde sevinçlerimizle birlikte sorunlarımızı da halkımızla ve yetkililerle paylaşıyoruz.

Bu yıl 14 Mart Tıp Bayramı’nda 4 talebimizi basınımız aracılığı ile halkımızla paylaşacağız.

“Yıpranıyoruz, hakkımızı istiyoruz… Fiili hizmet zammı yasa değişikliği önerisi bekletilmeden yasalaştırılmalı…”

2014 yılından bu yana sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Sağlık Bakanı ve Müsteşar düzeyinde söz verildiği şekilde fiili hizmet zammının ve 5 yıla bir yıl olacak şekilde yıpranma payının yasalaşmasını beklemekteyiz. Bu yasa değişikliği bekletilmeden TBMM’de görüşülsün ve haklarımız verilsin. Dört yıldır bekletilen bu düzenlemeyi daha ne kadar bekleyeceğiz? “Fiili Hizmet Zammı Yasa Tasarısı” ve sağlık çalışanlarının bekletilen haklarının verilmesi yönündeki taleplerimizi yineliyoruz.

“Sağlık çalışanlarının ücretleri ve emeklilik aylıkları insanca yaşamaya izin verecek şekilde düzenlenmeli…”

Nitelikli bir sağlık hizmeti üretmenin en temel bileşenlerinden biri çalışma koşullarıdır. İnsanca çalışma koşulları ve emeğimizin karşılığı olan ücret, bir birinden ayrı düşünülemez. Sağlık çalışanlarının ücretleri ve emeklilik aylıkları insanca yaşamaya izin verecek şekilde düzenlenmelidir. Yıllarca sağlığının risk altında olduğu ortamlarda çalışan sağlık emekçilerinin emekliliklerini gelir kaygısından uzak, insanca geçirmek istemeleri en doğal haklarıdır.

“Sağlıkta şiddet yasa tasarısı yasalaşmalı…”

Türkiye sağlık ortamında şiddet her geçen gün etkisini artırıyor. Sağlık ortamındaki şiddet, giderek artan bir sıklıkla hasta ya da hasta yakınlarından sağlık çalışanlarına yönelmiştir. Aslında burada hedefin ya da nedenin sağlık sistemi olduğu açık olarak görülebiliyor. Bu nedenle, uygulanmakta olan sağlık politikalarını ele almaksızın çözüme yönelik herhangi bir yaklaşım, şiddeti ortadan kaldıramayacaktır. Bu temel yaklaşımın yanı sıra, yapılacak olan bir yasal düzenleme ile sağlık çalışanlarına yönelik şiddete asla hoşgörü gösterilmeyeceği, aksine şiddet suçlarının mutlaka cezalandırılacağına vurgu yapılmalıdır. Beyaz kod uygulamasında sağlık çalışanlarına yönelik günlük şiddet 5 adettir. Kayıtlara girmeyen yüzlerce sözel şiddete maruz kalan sağlık emekçileri ‘’Sağlıkta şiddeti önleyecek yasa tasarısını’’ beklemektedir. Sadece yasalarla çözülemeyecek olan şiddet olgusunu sona erdirmenin yolu eğitimden geçmektedir. Şiddetle mücadele, basın organlarının katkısıyla, hem yaygın eğitime dahil edilerek yetişkinlere ulaşılmalı, hem de örgün eğitimde müfredata dahil edilerek küçük yaştan itibaren bu bilincin oluşması sağlanmalıdır.

“Sağlık ve sosyal hizmetler alanında güvenlik soruşturmaları kaldırılmalı…”

14 Mart’ta öncelikli taleplerimizden bir diğeri ise, emeğin, demokrasinin, hukukun, adaletin, toplumsal barışın ve iyi hekimlik/ bakım değerlerinin savunucusu olan sağlık çalışanlarının görevlerine başlamaları için güvenlik soruşturmalarının bir an önce tamamlanarak mağduriyetlerin giderilmesidir.

14 Mart’ın, sağlık çalışanlarının tüm mağduriyetlerinin giderildiği, şiddetten uzak, iyilik, dostluk, dayanışma ve iş barışının hakim olacağı yepyeni bir dönemin ilk günü olmasını diliyoruz.

Türk Hemşireler Derneği

Ankara Diş Hekimleri Odası

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi

Devrimci Sağlık İş

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği

Ankara Tabip Odası



Açıklamadan sonra söz alan SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden de polisin müdahalesini eleştirerek sözlerine başladı. Sağlık emekçilerinin yığınla biriken sorunları olduğunu belirten Erden “Çözüm önerilerimiz çok net ama yetkililer bizi dikkate almıyor” dedi.



Türk Tabipleri Birliği İkinci Başkanı Dr. Sinan Adıyaman da çok uzun yıllardan beri 14 Martları bayram havasında yaşamadıklarını belirterek “Bu haftayı sağlık çalışanlarının sorunlarının tartışıldığı bir hafta olarak görüyoruz. Sağlık Bakanlığı bu günlerde bizim taleplerimizi karşılayacak şekilde bir müjde verir gibi bir takım açıklamalarda bulunuyor ama bunların hiçbiri bugüne kadar doğru çıkmadı. Yine açıklamalarda bulunarak taleplerimizin karşılanacağını söylediler ama inanmıyoruz” dedi. OHAL’den sonra tartışma ortamının bittiğine dikkat çeken Dr. Adıyaman “ Geçen sene Hacettepe’nin önünden on adım yürümemize izin verilmedi. Bu sene hastane önünde dahi açıklama yapılmasına izin verilmedi. Bunu kabul edilemez buluyoruz. Bu bizim demokratik hakkımız. Taleplerimizi dile getireceğimiz 15 dakikalık bir konuşma olacaktı. Üç değerli arkadaşımız gözaltına alındı. Buradaki en önemli şey dayanışmanın, umudun birarada tutulması. Elbet aydınlık günler gelecektir” sözlerini kaydetti.



KESK Eş genel Başkanı Aysun Gezen de yaptığı konuşmada hastane bahçesinde hasta ve hasta yakınlarının hakları, hastane bahçesinde bulunan herkesin canı tehlikeye atıldı diyerek polis müdahalesini kınadı. SES tarafından bazı şehirlerde yapılan anket sonuçlarını paylaşan Aysun Gezen “Sağlık çalışanlarının %63’ü şiddete maruz kalıyor. Bu kişilerin en önemli bölümünü kadın hemşireler, hekimler ve güvenlik görevlileri oluşturuyor” dedi. Şiddetin en önemli sebebinin sömürü koşulları olduğuna dikkat çeken Aysun Gezen “Sağlıkta şiddet yasası hızla çıkartılmalıdır” dedi.


Makaleye Dön
14-03-2018, 00:00