"Dr. Kamil Furtun’u saygıyla anıyor, sağlıkta şiddete artık yeter diyoruz!"


Sağlıkta şiddet, tüm talep ve önerilerimiz göz ardı edilerek, TTB’nin hazırladığı yasa taslağı yok sayılarak bakanlığın önümüze sürdüğü palyatif uygulamaların çözüme götürmemesi sonucunda ne yazık ki sağlık çalışanları için hayati tehlike oluşturmaya devam etmektedir.
Psikolojik ve sosyoekonomik değerlendirmelerle ortaya konabilecek pek çok sebebin yanında sağlık sisteminin işleyişi, hastaların hastane, hekim ve diğer sağlık çalışanlarına dönük algısı sağlıkta şiddetin önemli belirleyicileri iken, özellikle son dönemlerde açılmaya başlanan Şehir hastaneleri ile sağlık hizmetinin AVM merkezlerindekine benzer şekilde alınıp satılan bir meta haline getirilmesi, hastanın yerini müşteri kavramının alması ve hastaların talep ettikleri her şeyin, istedikleri anda ve istedikleri şekilde karşılanması yönünde bir beklentiye sokulması bu belirleyenler arasında öne çıkacak görünmektedir. Hastaların sağlık hizmetlerinden beklentisini sürekli artırıp, şikayet ve tehdit kanallarının devreye sokulması, şiddetin tek sorumlusunu sağlık çalışanları olarak gösterecek şekilde yapılan medya yayınları ise psikolojik şiddetin tetikleyicileridir. Fiziksel ve psikolojik şiddet, tüm hekimlerde onur kırıcı, meslekten uzaklaştırıcı etki yaratarak tükenmişlik ve hekim intiharlarına varan sonuçlara yol açmakta, uzmanlık alanı seçiminden riskli hastalara yaklaşıma dek pek çok konuda aslında doğrudan toplumu da ilgilendiren bir hâl almaktadır.

Yıllardan bu yana sağlık alanındaki şiddetin, kışkırtılmış talebe yol açan Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile bağlantısını, şiddetin aynı zamanda sosyolojik bir olgu olduğunu, toplumsal barış ve demokrasi ortamından bağımsız düşünülemeyeceğini söyledikçe ve yazdıkça, Sağlık Bakanlığı kulaklarını kapatmaya devam etti.

En son haberlere de yansıyan “Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı” hazırlayan Sağlık Bakanlığı, hasta yakınları ile sağlık emekçileri arasındaki “iletişimi güçlendirmek” ve şiddetin önüne geçmek için çeşitli öneriler sundu. Sağlık çalışanlarının yaşadığı toplumsal gerçeklikle bağdaşmayan bu öneriler paketine göre; kamusal sağlık alanı piyasa mekanizmalarına terk edilirken, hastaneler işletmeye dönüşürken, sağlık emekçileri tüm “şirinlikleri” ile “müşterilere” hizmet verecek. Günde 100 hasta bakmaya zorlanan hekim, hastalarla “göz teması” kuracak, yorgun olsa da “tebessüm” edecek...

Hastanelerde yanında yardımcı bir çalışan olmadan, beş dakika içinde hastadan anamnez alan, fizik muayene yaparak tetkik isteyen, bilgisayara kayıt giren ve bir gözünü ekrandan ayır(a)mayan hekim, “sempatik” davrandığı ölçüde şiddetten uzak duracak (!)

Ankara Tabip Odası olarak diyoruz ki:

Sağlıkta şiddeti önlemede önceliğimiz hastayı ve sağlıkçıyı hedef göstermeden şiddete neden olan ortamı ve uygulanan yanlış sağlık politikalarını ortadan kaldırmayı hedeflemek olmalıdır.
Sağlıklı bir toplum, sağlıklı nesiller yerine “Yaşasın Tüketim Çılgınlığı ve Sömürü” sloganı belirleyici oldukça, sağlıkta şiddetin sonu gelmeyecektir.
Sağlıkta şiddet, ne tebessümle ne mimikle ne de modern x-ray cihazlarıyla önlenebilir. Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nden ve sağlığı piyasalaştıran anlayıştan vazgeçilmedikçe her dakika bir sağlık çalışanı şiddete uğramaya devam edecektir.
Bugün Dr. Kamil Furtun gibi yaşamını hastalarına adamış, tüm hastaları tarafından çok iyi bir hekim, çok iyi bir insan olarak anılan, ancak bir hasta tarafından öldürülen meslektaşımızın ölüm yıl dönümü. Kendisini ve şiddete kurban verdiğimiz tüm diğer meslektaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor ve artık hiçbir meslektaşımızın ne fiziki ne de sözel ve psikolojik şiddete maruz kalmayacağı bir sağlık ortamında çalışabilme talebimizi tekrarlıyoruz.

Artık Yeter! Sağlıkta Şiddet Son Bulsun!

Ankara Tabip Odası

Yönetim Kurulu


Makaleye Dön
29-05-2019, 00:00