Okulda, Hastanede, Eğitimde ve Sağlıkta Şiddete Hayır! |
|
14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa Siverek’teki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 19 yaşındaki bir saldırganın öğrenci ve öğretmen 16 kişiyi yaralayıp kendi yaşamına son vermesinin ardından; dün de Kahramanmaraş Onikişubat’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda sekizinci sınıf öğrencisi bir çocuk, okul çantasında getirdiği silahlarla bir öğretmen ve sekiz öğrenciyi öldürmüş, çok sayıda kişiyi yaralamıştır. Yine dün aynı saatlerde Mardin Derik Devlet Hastanesi Başhekimi ve sekreteri hastane içinde darp edilmiştir. Ne yazık ki, ülkemiz bir şiddet sarmalı içindedir. Eğitim ve sağlık kurumlarında öğretmenlere, öğrencilere, hekimlere, sağlık çalışanlarına ve güvenlik personellerine yönelik şiddet olağan hale gelmiş, işyerlerimiz güvenli alanlar olmaktan uzaklaşmıştır. Okullar, üniversiteler, hastaneler, aile sağlığı merkezleri bir toplumun geleceğini ve gelişmişlik seviyesini doğrudan etkileyen, bir ülkenin sosyolojisini belirleyen en önemli kurumlardır. Bu kurumların merkezinde ise, insan hayatına doğrudan dokunan öğretmenler ve hekimler yer alır. Son yıllarda hem okullarda hem de hastanelerde tırmanan şiddet olayları sosyal bir krizin göstergeleridir. Eğitim ve sağlık alanında şiddeti hizmet sunumunun parçasına dönüştüren çeşitli yapısal nedenler vardır: Medya iletişim araçlarında, televizyonda, sosyal medyada şiddet içerikli temsillerin ve özendirici yayınların çoğalması, buna karşılık gerekli yayın denetimlerinin eksikliğidir. Ruhsatlı ya da ruhsatsız silahlara erişimin kolaylaşmasıyla birlikte bireysel silahlanma sayısındaki artış da suç oranlarını yukarı çekmekte, suça özenen kişileri teşvik etmektedir. Eğitim ve sağlık çalışanlarını kamuoyu nezdinde değersizleştiren ve itibarsızlaştıran söylemler ile buna zemin hazırlayan idari paradigmadır. Failleri cesaretlendiren cezasızlık kültürü de şiddeti her an yeniden üreten faktörlerden biridir. Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamının oluşturulmaması, güvenli işyeri organizasyonunun yapılmamasıdır. Eğitim ve sağlık kurumlarının fiziksel koşulları dışında çalışma koşullarının iyileştirilmemesi, buna uygun işgücü planlamasının yapılmamasıdır. Kamu hizmetlerini ticarileştiren, hizmet sunumunda nitelikten önce niceliğe önem veren piyasacı ve popülist politikalardaki ısrardır. Eğitimde ve sağlıkta şiddet vakalarının büyük bölümü öğrencilerin ve hastaların “müşteri” gibi görüldüğü kamu kurumlarında gerçekleşmektedir. Toplumsallaşan şiddet, “bireysel öfke” patlaması veya “münferit” bir vaka olmadığı gibi tek başına güvenlik teknikleriyle ve cezai önlemlerle çözülemez. Şiddet, öngörülebilir ve önlenebilir bir sorundur; bu nedenle politik, hukuki, kültürel ve fiziksel önlemleri bir araya getiren bütüncül politikalara ihtiyacımız vardır. Kamu otoritesinin eğitimde ve sağlıkta şiddetin sona ermesi için çok yönlü ve kararlı adımlar atması gerekmektedir. Öğretmene ya da hekime yönelen her türlü şiddet, aslında toplumun kendi geleceğine ve sağlığına yönelmiş bir tehdittir. Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Makaleye Dön |
| 16-04-2026, 12:30 |