Yoksulluk Bir Halk Sağlığı Sorunudur: Eşitlik ve Adalet İçin Kamucu Çözümler


Yoksulluk yalnızca gelir yetersizliği değil; sağlığa, eğitime, barınmaya, beslenmeye ve insanca yaşam hakkına erişimin kısıtlanması anlamına geliyor. Özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve güvencesiz çalışanlar bu derinleşen eşitsizlikten ve ekonomik krizden en ağır biçimde etkileniyor.

Bugün Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizlik alarm verici boyutlara ulaşmıştır. TÜİK verilerine göre en zengin yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yaklaşık yüzde 48’ini alırken, en yoksul yüzde 20’nin payı yalnızca yüzde 6,4 düzeyindedir.

Eurostat verilerine göre Türkiye, yüzde 29,8'lik yoksulluk veya sosyal dışlanma riski oranıyla Avrupa’nın zirvesinde olup, 25 milyon kişi yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altındadır.

16,9 milyon emeklinin büyük bölümü asgari ücretin altında gelirle yaşamını sürdürmektedir.

Yoksulluk; çocuklarda yetersiz beslenme ve gelişim sorunlarını, kadınlarda güvencesizliği ve bakım yükünü, yaşlılarda ise sağlık hizmetine erişim sorunlarını derinleştirmektedir. Gelir eşitsizliği arttıkça toplum sağlığı bozulmakta; kronik hastalıklar, ruh sağlığı sorunları ve sosyal dışlanma yaygınlaşmaktadır.

Bu nedenle yoksullukla mücadele ve bölüşüm eşitsizliğini ortadan kaldırmak için planlı ve politika setlerine acil ihtiyaç vardır.

Kamu Hizmetleri Erişilebilir, Eşit ve Ücretsiz Olmalıdır
Eğitim, sağlık ve barınma gibi en temel kamusal haklar; piyasa koşullarına terk edilmeksizin herkes için eşit, nitelikli, erişilebilir ve parasız olmalıdır. Toplumun her ferdi, bu haklardan hiçbir engel olmaksızın yararlanabilmelidir.

Ekonomide ve Vergide Adalet Sağlanmalıdır
Gelir dağılımındaki uçurumu kapatmak adına vergide adalet ilkesi esas alınmalıdır. Bu kapsamda;
• Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan kademeli bir sisteme geçilmeli,
• Servet vergisi ivedilikle hayata geçirilmelidir.

Ücret Politikaları İnsanca Yaşamı Gözetmelidir
Ücretli çalışanlar, işsizler ve tüm dezavantajlı grupların sosyal refahını korumak için temel gelir güvencesi ve doğrudan gelir desteği gibi mekanizmalar planlanmalıdır. Asgari ücret başta olmak üzere tüm maaşlar insan onuruna yaraşır bir düzeye çekilmelidir. Özellikle emekli maaşları, yoksulluk sınırının üzerinde olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Kapsayıcı Sosyal Koruma Uygulanmalıdır
Yoksulluğun yıkıcı etkilerini en derinden hisseden kadınlar ve çocuklar için kapsayıcı sosyal koruma programları oluşturulmalıdır. Toplumsal sağlığı korumanın yolu, kimseyi arkada bırakmayan, dayanışmayı ve adaleti merkeze alan politikaları savunmaktan geçer. ‘Sağlıkta Dönüşüm’den sağlığın sosyalizasyonuna tekrar geçilmelidir.

Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu
Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu

Makaleye Dön
6-05-2026, 13:44