<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru">
<channel>
<title>2026 Haberleri - Ankara Tabip Odası</title>
<link>https://ato.org.tr/</link>
<language>tr</language>
<description>2026 Haberleri - Ankara Tabip Odası</description><item turbo="true">
<title>Yoksulluk Çocukların Sağlığını ve Geleceğini Çalıyor</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3238-yoksulluk-cocuklarin-sagligini-ve-gelecegini-caliyor.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3238-yoksulluk-cocuklarin-sagligini-ve-gelecegini-caliyor.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>kansu</dc:creator>
<pubDate>Thu, 20 Aug 2026 13:59:03 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[Yoksulluk sadece ekonomik bir olgu değildir; barınmadan beslenmeye, sağlık hizmetlerine erişimden çocukların gelişimine kadar yaşamın bütün alanlarını etkileyen bir halk sağlığı sorunudur. TÜİK’in 2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı verileri başta nüfusun kırılgan grupları olmak üzere yoksulluğun toplumsal yaşam ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır.<br><br><b>Gelir eşitsizliği derinleşiyor</b><br><br>TÜİK’e göre toplumun en yüksek gelirli yüzde 20’si toplam gelirin %48’ini, en düşük gelirli yüzde 20 ise yalnızca %6,4’ünü alıyor. Böylece en zengin yüzde 20’nin gelir payı, en yoksul yüzde 20’nin payının 7,5 katına ulaşıyor. En zengin yüzde 10’un geliri ise en yoksul yüzde 10’un gelirinin 12,9 katına denk geliyor.<br><br>Bu eşitsizlik yalnızca gelir tablolarında görülmüyor; insanların nasıl yaşadığını ve sağlıklarını nasıl koruyabildiğini de belirleyen bir etkendir.<br><br><b>Yoksulluk yaşam koşullarına yansıyor</b><br><br>Türkiye’de nüfusun %28,8’i sızdıran çatı, nemli duvar veya çürümüş pencere çerçevesi gibi konut sorunları yaşıyor. %27,9’u ise yalıtım sorunları nedeniyle konutunu yeterince ısıtamıyor. Sağlıksız ve yetersiz ısınan konutlar; özellikle çocuklar açısından solunum yolu hastalıkları, enfeksiyonlar ve ruhsal sorunlar bakımından sağlık risklerini artırıyor.<br><br><b>Yoksulluğun en ağır yükünü çocuklar taşıyor</b><br><br>Ailesinin yanında temel ihtiyaçları karşılanamayan çocuk sayısı son sekiz yılda yaklaşık yüzde 58 artışla 2018’de 122 bin 489’dan 2026’da 193 bin 601’e yükseldi. <br><br>2026’nın ilk yarısında 1 milyon 866 bin 245 kişi, çocukların okula devam etmesi ve sağlık kontrollerinin yapılması koşuluyla verilen Şartlı Eğitim ve Şartlı Sağlık Yardımlarından yararlandı. Haziran 2017-Haziran 2026 döneminde ise 55 bin 711 çocuğun sokakta risk altında olduğu tespit edildi.<br><br>Çocuk yoksulluğu yalnızca bugün yeterince yemek yiyememek anlamına gelmez. Yeterli ve sağlıklı beslenemeyen çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği, demir eksikliği ve anemi, bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara yatkınlık ve bilişsel gelişim sorunları görülebilir. Özellikle erken çocukluk dönemindeki beslenme yetersizliği, öğrenme ve okul başarısını da olumsuz etkileyebilir.<br><br>Yetersiz beslenmenin etkileri yalnızca çocukluk dönemiyle sınırlı değildir. Çocuklukta yetersiz ve düşük kaliteli beslenme, yaşamın ilerleyen dönemlerinde obezite, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların riskini artırabilir. Böylece yoksulluk, kuşaklar boyunca devam eden bir sağlık eşitsizliği döngüsü yaratabilir.<br><br><b>Planlı ve kamucu çözümler geliştirilmelidir</b><br><br>Sağlık yalnızca hastanelerde üretilmez. İnsanların sağlığı aldığı ücrette, tüketebildiği gıdada, yaşadığı evde, çalışma koşullarında, eğitim olanaklarında ve geleceğe duyduğu güvende belirlenir. Milyonlarca hanenin sosyal yardımlarla ayakta kalabildiği, yüz binlerce çocuğun temel ihtiyaçlarının aileleri tarafından karşılanamadığı bir ülkede yoksulluk tam da bu nedenle halk sağlığı sorunudur.<br><br>Yoksulluğun bir halk sağlığı sorununa dönüşmesini önlemek için adil gelir bölüşümü ve vergilendirme politikaları uygulanmalı, ücret ve emekli gelirleri insanca yaşam düzeyine yükseltilmeli; çocukların sağlıklı beslenme, eğitim ve sağlık hizmetlerine ücretsiz erişimi güvence altına alınmalıdır. Okullarda ücretsiz ve nitelikli beslenme programları yaygınlaştırılmalı, sağlıklı gıdaya ve insanca barınmaya erişim sağlanmalı, enerji yoksulluğu kalıcı sosyal haklarla giderilmelidir. Sağlık hizmetleri herkes için ücretsiz ve eşit erişilebilir hale getirilmeli, koruyucu ve birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmelidir. <br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu</b><br><b>Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu</b>]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ Yoksulluk sadece ekonomik bir olgu değildir; barınmadan beslenmeye, sağlık hizmetlerine erişimden çocukların gelişimine kadar yaşamın bütün alanlarını etkileyen bir halk sağlığı sorunudur. TÜİK’in 2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı verileri başta nüfusun kırılgan grupları olmak üzere yoksulluğun toplumsal yaşam ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır.<br><br><b>Gelir eşitsizliği derinleşiyor</b><br><br>TÜİK’e göre toplumun en yüksek gelirli yüzde 20’si toplam gelirin %48’ini, en düşük gelirli yüzde 20 ise yalnızca %6,4’ünü alıyor. Böylece en zengin yüzde 20’nin gelir payı, en yoksul yüzde 20’nin payının 7,5 katına ulaşıyor. En zengin yüzde 10’un geliri ise en yoksul yüzde 10’un gelirinin 12,9 katına denk geliyor.<br><br>Bu eşitsizlik yalnızca gelir tablolarında görülmüyor; insanların nasıl yaşadığını ve sağlıklarını nasıl koruyabildiğini de belirleyen bir etkendir.<br><br><b>Yoksulluk yaşam koşullarına yansıyor</b><br><br>Türkiye’de nüfusun %28,8’i sızdıran çatı, nemli duvar veya çürümüş pencere çerçevesi gibi konut sorunları yaşıyor. %27,9’u ise yalıtım sorunları nedeniyle konutunu yeterince ısıtamıyor. Sağlıksız ve yetersiz ısınan konutlar; özellikle çocuklar açısından solunum yolu hastalıkları, enfeksiyonlar ve ruhsal sorunlar bakımından sağlık risklerini artırıyor.<br><br><b>Yoksulluğun en ağır yükünü çocuklar taşıyor</b><br><br>Ailesinin yanında temel ihtiyaçları karşılanamayan çocuk sayısı son sekiz yılda yaklaşık yüzde 58 artışla 2018’de 122 bin 489’dan 2026’da 193 bin 601’e yükseldi. <br><br>2026’nın ilk yarısında 1 milyon 866 bin 245 kişi, çocukların okula devam etmesi ve sağlık kontrollerinin yapılması koşuluyla verilen Şartlı Eğitim ve Şartlı Sağlık Yardımlarından yararlandı. Haziran 2017-Haziran 2026 döneminde ise 55 bin 711 çocuğun sokakta risk altında olduğu tespit edildi.<br><br>Çocuk yoksulluğu yalnızca bugün yeterince yemek yiyememek anlamına gelmez. Yeterli ve sağlıklı beslenemeyen çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği, demir eksikliği ve anemi, bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara yatkınlık ve bilişsel gelişim sorunları görülebilir. Özellikle erken çocukluk dönemindeki beslenme yetersizliği, öğrenme ve okul başarısını da olumsuz etkileyebilir.<br><br>Yetersiz beslenmenin etkileri yalnızca çocukluk dönemiyle sınırlı değildir. Çocuklukta yetersiz ve düşük kaliteli beslenme, yaşamın ilerleyen dönemlerinde obezite, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların riskini artırabilir. Böylece yoksulluk, kuşaklar boyunca devam eden bir sağlık eşitsizliği döngüsü yaratabilir.<br><br><b>Planlı ve kamucu çözümler geliştirilmelidir</b><br><br>Sağlık yalnızca hastanelerde üretilmez. İnsanların sağlığı aldığı ücrette, tüketebildiği gıdada, yaşadığı evde, çalışma koşullarında, eğitim olanaklarında ve geleceğe duyduğu güvende belirlenir. Milyonlarca hanenin sosyal yardımlarla ayakta kalabildiği, yüz binlerce çocuğun temel ihtiyaçlarının aileleri tarafından karşılanamadığı bir ülkede yoksulluk tam da bu nedenle halk sağlığı sorunudur.<br><br>Yoksulluğun bir halk sağlığı sorununa dönüşmesini önlemek için adil gelir bölüşümü ve vergilendirme politikaları uygulanmalı, ücret ve emekli gelirleri insanca yaşam düzeyine yükseltilmeli; çocukların sağlıklı beslenme, eğitim ve sağlık hizmetlerine ücretsiz erişimi güvence altına alınmalıdır. Okullarda ücretsiz ve nitelikli beslenme programları yaygınlaştırılmalı, sağlıklı gıdaya ve insanca barınmaya erişim sağlanmalı, enerji yoksulluğu kalıcı sosyal haklarla giderilmelidir. Sağlık hizmetleri herkes için ücretsiz ve eşit erişilebilir hale getirilmeli, koruyucu ve birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmelidir. <br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu</b><br><b>Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu</b> ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ Yoksulluk sadece ekonomik bir olgu değildir; barınmadan beslenmeye, sağlık hizmetlerine erişimden çocukların gelişimine kadar yaşamın bütün alanlarını etkileyen bir halk sağlığı sorunudur. TÜİK’in 2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı verileri başta nüfusun kırılgan grupları olmak üzere yoksulluğun toplumsal yaşam ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır.<br><br><b>Gelir eşitsizliği derinleşiyor</b><br><br>TÜİK’e göre toplumun en yüksek gelirli yüzde 20’si toplam gelirin %48’ini, en düşük gelirli yüzde 20 ise yalnızca %6,4’ünü alıyor. Böylece en zengin yüzde 20’nin gelir payı, en yoksul yüzde 20’nin payının 7,5 katına ulaşıyor. En zengin yüzde 10’un geliri ise en yoksul yüzde 10’un gelirinin 12,9 katına denk geliyor.<br><br>Bu eşitsizlik yalnızca gelir tablolarında görülmüyor; insanların nasıl yaşadığını ve sağlıklarını nasıl koruyabildiğini de belirleyen bir etkendir.<br><br><b>Yoksulluk yaşam koşullarına yansıyor</b><br><br>Türkiye’de nüfusun %28,8’i sızdıran çatı, nemli duvar veya çürümüş pencere çerçevesi gibi konut sorunları yaşıyor. %27,9’u ise yalıtım sorunları nedeniyle konutunu yeterince ısıtamıyor. Sağlıksız ve yetersiz ısınan konutlar; özellikle çocuklar açısından solunum yolu hastalıkları, enfeksiyonlar ve ruhsal sorunlar bakımından sağlık risklerini artırıyor.<br><br><b>Yoksulluğun en ağır yükünü çocuklar taşıyor</b><br><br>Ailesinin yanında temel ihtiyaçları karşılanamayan çocuk sayısı son sekiz yılda yaklaşık yüzde 58 artışla 2018’de 122 bin 489’dan 2026’da 193 bin 601’e yükseldi. <br><br>2026’nın ilk yarısında 1 milyon 866 bin 245 kişi, çocukların okula devam etmesi ve sağlık kontrollerinin yapılması koşuluyla verilen Şartlı Eğitim ve Şartlı Sağlık Yardımlarından yararlandı. Haziran 2017-Haziran 2026 döneminde ise 55 bin 711 çocuğun sokakta risk altında olduğu tespit edildi.<br><br>Çocuk yoksulluğu yalnızca bugün yeterince yemek yiyememek anlamına gelmez. Yeterli ve sağlıklı beslenemeyen çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği, demir eksikliği ve anemi, bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara yatkınlık ve bilişsel gelişim sorunları görülebilir. Özellikle erken çocukluk dönemindeki beslenme yetersizliği, öğrenme ve okul başarısını da olumsuz etkileyebilir.<br><br>Yetersiz beslenmenin etkileri yalnızca çocukluk dönemiyle sınırlı değildir. Çocuklukta yetersiz ve düşük kaliteli beslenme, yaşamın ilerleyen dönemlerinde obezite, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların riskini artırabilir. Böylece yoksulluk, kuşaklar boyunca devam eden bir sağlık eşitsizliği döngüsü yaratabilir.<br><br><b>Planlı ve kamucu çözümler geliştirilmelidir</b><br><br>Sağlık yalnızca hastanelerde üretilmez. İnsanların sağlığı aldığı ücrette, tüketebildiği gıdada, yaşadığı evde, çalışma koşullarında, eğitim olanaklarında ve geleceğe duyduğu güvende belirlenir. Milyonlarca hanenin sosyal yardımlarla ayakta kalabildiği, yüz binlerce çocuğun temel ihtiyaçlarının aileleri tarafından karşılanamadığı bir ülkede yoksulluk tam da bu nedenle halk sağlığı sorunudur.<br><br>Yoksulluğun bir halk sağlığı sorununa dönüşmesini önlemek için adil gelir bölüşümü ve vergilendirme politikaları uygulanmalı, ücret ve emekli gelirleri insanca yaşam düzeyine yükseltilmeli; çocukların sağlıklı beslenme, eğitim ve sağlık hizmetlerine ücretsiz erişimi güvence altına alınmalıdır. Okullarda ücretsiz ve nitelikli beslenme programları yaygınlaştırılmalı, sağlıklı gıdaya ve insanca barınmaya erişim sağlanmalı, enerji yoksulluğu kalıcı sosyal haklarla giderilmelidir. Sağlık hizmetleri herkes için ücretsiz ve eşit erişilebilir hale getirilmeli, koruyucu ve birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmelidir. <br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu</b><br><b>Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu</b> ]]></content:encoded>
</item><item turbo="true">
<title>Sağlık Bakanının Bilgisine: 164 Ülkede Bağışıklama Programına Alınmış Olan HPV Aşısı Etkili ve Güvenli Bir Aşıdır</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3236-ucretsiz-hpv-asisi-haktir-hpv-asisi-hakkinda-bilgi-notu.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3236-ucretsiz-hpv-asisi-haktir-hpv-asisi-hakkinda-bilgi-notu.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>kansu</dc:creator>
<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 14:20:39 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[Bilindiği üzere, tüm dünyada yaygın olarak kullanılan ve rahim ağzı kanserini etkili biçimde önlediği kanıtlanmış olan HPV aşısının ülkemizde de Genişletilmiş Bağışıklama Programı’na alınacağı, hem önceki Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca hem de mevcut Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu tarafından kamuoyuna duyurulmuştu.<br><br>Ancak birkaç gün önce Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu, bir televizyon programında HPV aşısıyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:<br>“Ben bunu açıkladıktan sonra bazı bilim adamları geldiler, ‘Bunu açıkladınız ama biz bunun karşıt görüşüyüz çünkü buna gerek yok,’ dediler. Çünkü HPV oranlarımız farklı, HPV profilimiz de farklı. ‘Bunu tartışalım, ondan sonra yapalım,’ dediler… Bir yararı olacaksa programa almamız lazım; olmayacaksa niye alalım? Faydası olmayacak bir şeye devletin, milletin parasını niye vereyim?”<br><br>Bilimsel yaklaşım açısından son derece talihsiz bulduğumuz bu ifadeleri, toplum sağlığı açısından bir geri adım olarak değerlendiriyoruz. Sayın Bakan’ı, HPV aşısıyla ilgili olarak kendisine yanıltıcı bilgi veren “bazı bilim adamları”nı ve bu iddiaları destekleyen bilimsel verileri kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyoruz.<br><i><br><b>Bugüne kadar HPV aşısıyla ilgili ortaya konmuş bilimsel verileri ve ülkelerin uygulamalarını “bazı” bilim insanlarına ve Sayın Bakan’a hatırlatmak istiyoruz:</b></i><br><br>1. İnsan papilloma virüsü (HPV), dünya genelinde her yıl yaklaşık 690 bin kanser vakasına (her 100.000 kişi-yılda 8 vaka) neden olan kanserojen bir virüstür.¹<br><br>2. HPV; kadınlarda serviks, vulva ve vajen kanserlerine, erkeklerde penis kanserine; her iki cinste ise anüs, ağız boşluğu ve larenks kanserlerine neden olur. Ayrıca bazı HPV tipleri siğillere yol açar.¹<br><br>3. Rahim ağzı kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında dördüncü sıradadır ve vakaların hemen tamamı (%99’u) HPV ile ilişkilidir.²<br>4. 2023 yılında yayımlanan bir rapora göre, Türkiye’de serviks kanseri sıklığı her 100.000 kişide 5,9; ağız boşluğu kanseri sıklığı ise her 100.000 kişide 1,63’tür.³<br><br>5. Bu kanserlerin yaklaşık %70’i, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de HPV tip 16 ve HPV tip 18’den kaynaklanmaktadır.⁴˒⁵ İki yüzden fazla farklı tipi bulunan HPV’nin, kanser riski yüksek 15–20 tipi bulunmaktadır. Dolayısıyla “bazı” bilim insanlarının ülkemizde HPV profilinin farklı olduğu yönündeki iddiası bilimsel verilerle kanıtlanmaya muhtaçtır.<br><br>6. HPV aşısının koruyuculuğu farklı çalışmalarda %90–100 olarak bulunmuş; aşının uygulamaya girdiği ülkelerde serviks kanseri sıklığının yaklaşık %90 oranında azaldığı gösterilmiştir.⁶ Koruyuculuk; aşının uygulandığı yaşa ve aşının içerdiği virüs tipi sayısına göre değişebilmektedir.<br><br>7. Tam da bu nedenlerle Dünya Sağlık Örgütü, 2018 yılında serviks kanserinin elimine edilebilecek ilk kanser olduğunu bildirmiş; 2020 yılında toplanan Dünya Sağlık Asamblesi ise 2030 yılına kadar ulaşılması gereken aşılama ve tarama hedeflerini belirlemiştir. 2030 yılı aşılama hedefi, kız çocuklarının %90’ının 15 yaşına gelmeden HPV’ye karşı aşılanmasıdır.<br><br>8. Ocak 2026 itibarıyla, aşağıdaki haritada görüldüğü gibi, Libya’dan Endonezya’ya, Nijerya’dan Suudi Arabistan’a kadar 164 ülke HPV aşısını ulusal aşı programına entegre etmiş durumdadır.⁷<br><br><div style="text-align:center;"><a href="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/1787051941_1.png" class="highslide"><img src="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/medium/1787051941_1.png" style="max-width:100%;" alt=""></a></div><br><br>Türkiye’nin hâlâ “programa alınması planlanıyor” aşamasında olması kabul edilemez.<br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu</b><br><br><b>Kaynaklar</b><br><br>1. Lancet Glob Health. 2020;8:e180–e190.<br><br>2. Pathogens. 2025;14(10):1043.<br><br>3. HPV Information Centre. Türkiye HPV ve ilişkili hastalıklar raporu.<br><br>4. Clin Microbiol Rev. 2003;16(1):1–17.<br><br>5. Int J Gynecol Pathol. 2009;28:541–548.<br><br>6. Vaccines (Basel). 2021;9(12):1413.<br><br>7. Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health, International Vaccine Access Center. 2026.]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ Bilindiği üzere, tüm dünyada yaygın olarak kullanılan ve rahim ağzı kanserini etkili biçimde önlediği kanıtlanmış olan HPV aşısının ülkemizde de Genişletilmiş Bağışıklama Programı’na alınacağı, hem önceki Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca hem de mevcut Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu tarafından kamuoyuna duyurulmuştu.<br><br>Ancak birkaç gün önce Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu, bir televizyon programında HPV aşısıyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:<br>“Ben bunu açıkladıktan sonra bazı bilim adamları geldiler, ‘Bunu açıkladınız ama biz bunun karşıt görüşüyüz çünkü buna gerek yok,’ dediler. Çünkü HPV oranlarımız farklı, HPV profilimiz de farklı. ‘Bunu tartışalım, ondan sonra yapalım,’ dediler… Bir yararı olacaksa programa almamız lazım; olmayacaksa niye alalım? Faydası olmayacak bir şeye devletin, milletin parasını niye vereyim?”<br><br>Bilimsel yaklaşım açısından son derece talihsiz bulduğumuz bu ifadeleri, toplum sağlığı açısından bir geri adım olarak değerlendiriyoruz. Sayın Bakan’ı, HPV aşısıyla ilgili olarak kendisine yanıltıcı bilgi veren “bazı bilim adamları”nı ve bu iddiaları destekleyen bilimsel verileri kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyoruz.<br><i><br><b>Bugüne kadar HPV aşısıyla ilgili ortaya konmuş bilimsel verileri ve ülkelerin uygulamalarını “bazı” bilim insanlarına ve Sayın Bakan’a hatırlatmak istiyoruz:</b></i><br><br>1. İnsan papilloma virüsü (HPV), dünya genelinde her yıl yaklaşık 690 bin kanser vakasına (her 100.000 kişi-yılda 8 vaka) neden olan kanserojen bir virüstür.¹<br><br>2. HPV; kadınlarda serviks, vulva ve vajen kanserlerine, erkeklerde penis kanserine; her iki cinste ise anüs, ağız boşluğu ve larenks kanserlerine neden olur. Ayrıca bazı HPV tipleri siğillere yol açar.¹<br><br>3. Rahim ağzı kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında dördüncü sıradadır ve vakaların hemen tamamı (%99’u) HPV ile ilişkilidir.²<br>4. 2023 yılında yayımlanan bir rapora göre, Türkiye’de serviks kanseri sıklığı her 100.000 kişide 5,9; ağız boşluğu kanseri sıklığı ise her 100.000 kişide 1,63’tür.³<br><br>5. Bu kanserlerin yaklaşık %70’i, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de HPV tip 16 ve HPV tip 18’den kaynaklanmaktadır.⁴˒⁵ İki yüzden fazla farklı tipi bulunan HPV’nin, kanser riski yüksek 15–20 tipi bulunmaktadır. Dolayısıyla “bazı” bilim insanlarının ülkemizde HPV profilinin farklı olduğu yönündeki iddiası bilimsel verilerle kanıtlanmaya muhtaçtır.<br><br>6. HPV aşısının koruyuculuğu farklı çalışmalarda %90–100 olarak bulunmuş; aşının uygulamaya girdiği ülkelerde serviks kanseri sıklığının yaklaşık %90 oranında azaldığı gösterilmiştir.⁶ Koruyuculuk; aşının uygulandığı yaşa ve aşının içerdiği virüs tipi sayısına göre değişebilmektedir.<br><br>7. Tam da bu nedenlerle Dünya Sağlık Örgütü, 2018 yılında serviks kanserinin elimine edilebilecek ilk kanser olduğunu bildirmiş; 2020 yılında toplanan Dünya Sağlık Asamblesi ise 2030 yılına kadar ulaşılması gereken aşılama ve tarama hedeflerini belirlemiştir. 2030 yılı aşılama hedefi, kız çocuklarının %90’ının 15 yaşına gelmeden HPV’ye karşı aşılanmasıdır.<br><br>8. Ocak 2026 itibarıyla, aşağıdaki haritada görüldüğü gibi, Libya’dan Endonezya’ya, Nijerya’dan Suudi Arabistan’a kadar 164 ülke HPV aşısını ulusal aşı programına entegre etmiş durumdadır.⁷<br><br><div style="text-align:center;"><a href="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/1787051941_1.png" class="highslide"><img src="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/medium/1787051941_1.png" style="max-width:100%;" alt=""></a></div><br><br>Türkiye’nin hâlâ “programa alınması planlanıyor” aşamasında olması kabul edilemez.<br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu</b><br><br><b>Kaynaklar</b><br><br>1. Lancet Glob Health. 2020;8:e180–e190.<br><br>2. Pathogens. 2025;14(10):1043.<br><br>3. HPV Information Centre. Türkiye HPV ve ilişkili hastalıklar raporu.<br><br>4. Clin Microbiol Rev. 2003;16(1):1–17.<br><br>5. Int J Gynecol Pathol. 2009;28:541–548.<br><br>6. Vaccines (Basel). 2021;9(12):1413.<br><br>7. Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health, International Vaccine Access Center. 2026. ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ Bilindiği üzere, tüm dünyada yaygın olarak kullanılan ve rahim ağzı kanserini etkili biçimde önlediği kanıtlanmış olan HPV aşısının ülkemizde de Genişletilmiş Bağışıklama Programı’na alınacağı, hem önceki Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca hem de mevcut Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu tarafından kamuoyuna duyurulmuştu.<br><br>Ancak birkaç gün önce Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu, bir televizyon programında HPV aşısıyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:<br>“Ben bunu açıkladıktan sonra bazı bilim adamları geldiler, ‘Bunu açıkladınız ama biz bunun karşıt görüşüyüz çünkü buna gerek yok,’ dediler. Çünkü HPV oranlarımız farklı, HPV profilimiz de farklı. ‘Bunu tartışalım, ondan sonra yapalım,’ dediler… Bir yararı olacaksa programa almamız lazım; olmayacaksa niye alalım? Faydası olmayacak bir şeye devletin, milletin parasını niye vereyim?”<br><br>Bilimsel yaklaşım açısından son derece talihsiz bulduğumuz bu ifadeleri, toplum sağlığı açısından bir geri adım olarak değerlendiriyoruz. Sayın Bakan’ı, HPV aşısıyla ilgili olarak kendisine yanıltıcı bilgi veren “bazı bilim adamları”nı ve bu iddiaları destekleyen bilimsel verileri kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyoruz.<br><i><br><b>Bugüne kadar HPV aşısıyla ilgili ortaya konmuş bilimsel verileri ve ülkelerin uygulamalarını “bazı” bilim insanlarına ve Sayın Bakan’a hatırlatmak istiyoruz:</b></i><br><br>1. İnsan papilloma virüsü (HPV), dünya genelinde her yıl yaklaşık 690 bin kanser vakasına (her 100.000 kişi-yılda 8 vaka) neden olan kanserojen bir virüstür.¹<br><br>2. HPV; kadınlarda serviks, vulva ve vajen kanserlerine, erkeklerde penis kanserine; her iki cinste ise anüs, ağız boşluğu ve larenks kanserlerine neden olur. Ayrıca bazı HPV tipleri siğillere yol açar.¹<br><br>3. Rahim ağzı kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında dördüncü sıradadır ve vakaların hemen tamamı (%99’u) HPV ile ilişkilidir.²<br>4. 2023 yılında yayımlanan bir rapora göre, Türkiye’de serviks kanseri sıklığı her 100.000 kişide 5,9; ağız boşluğu kanseri sıklığı ise her 100.000 kişide 1,63’tür.³<br><br>5. Bu kanserlerin yaklaşık %70’i, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de HPV tip 16 ve HPV tip 18’den kaynaklanmaktadır.⁴˒⁵ İki yüzden fazla farklı tipi bulunan HPV’nin, kanser riski yüksek 15–20 tipi bulunmaktadır. Dolayısıyla “bazı” bilim insanlarının ülkemizde HPV profilinin farklı olduğu yönündeki iddiası bilimsel verilerle kanıtlanmaya muhtaçtır.<br><br>6. HPV aşısının koruyuculuğu farklı çalışmalarda %90–100 olarak bulunmuş; aşının uygulamaya girdiği ülkelerde serviks kanseri sıklığının yaklaşık %90 oranında azaldığı gösterilmiştir.⁶ Koruyuculuk; aşının uygulandığı yaşa ve aşının içerdiği virüs tipi sayısına göre değişebilmektedir.<br><br>7. Tam da bu nedenlerle Dünya Sağlık Örgütü, 2018 yılında serviks kanserinin elimine edilebilecek ilk kanser olduğunu bildirmiş; 2020 yılında toplanan Dünya Sağlık Asamblesi ise 2030 yılına kadar ulaşılması gereken aşılama ve tarama hedeflerini belirlemiştir. 2030 yılı aşılama hedefi, kız çocuklarının %90’ının 15 yaşına gelmeden HPV’ye karşı aşılanmasıdır.<br><br>8. Ocak 2026 itibarıyla, aşağıdaki haritada görüldüğü gibi, Libya’dan Endonezya’ya, Nijerya’dan Suudi Arabistan’a kadar 164 ülke HPV aşısını ulusal aşı programına entegre etmiş durumdadır.⁷<br><br><div style="text-align:center;"><a href="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/1787051941_1.png" class="highslide"><img src="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/medium/1787051941_1.png" style="max-width:100%;" alt=""></a></div><br><br>Türkiye’nin hâlâ “programa alınması planlanıyor” aşamasında olması kabul edilemez.<br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu</b><br><br><b>Kaynaklar</b><br><br>1. Lancet Glob Health. 2020;8:e180–e190.<br><br>2. Pathogens. 2025;14(10):1043.<br><br>3. HPV Information Centre. Türkiye HPV ve ilişkili hastalıklar raporu.<br><br>4. Clin Microbiol Rev. 2003;16(1):1–17.<br><br>5. Int J Gynecol Pathol. 2009;28:541–548.<br><br>6. Vaccines (Basel). 2021;9(12):1413.<br><br>7. Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health, International Vaccine Access Center. 2026. ]]></content:encoded>
</item><item turbo="true">
<title>2026-2027 Dönemi Tıp Öğrenci Bursuna Başvurular Başladı</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3235-2026-2027-donemi-tip-ogrenci-bursuna-basvurular-basladi.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3235-2026-2027-donemi-tip-ogrenci-bursuna-basvurular-basladi.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>kansu</dc:creator>
<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:41:12 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[<span style="font-size:12pt;"><b>Başvuru kriterlerini incelemek için <a href="https://ato.org.tr/tip-ogrenci-bursu.html">tıklayınız</a></b></span><br><br><div style="text-align:center;"><a href="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/2.png" class="highslide"><img src="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/medium/2.png" style="max-width:100%;" alt=""></a></div>]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ <span style="font-size:12pt;"><b>Başvuru kriterlerini incelemek için <a href="https://ato.org.tr/tip-ogrenci-bursu.html">tıklayınız</a></b></span><br><br><div style="text-align:center;"><a href="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/2.png" class="highslide"><img src="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/medium/2.png" style="max-width:100%;" alt=""></a></div> ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-size:12pt;"><b>Başvuru kriterlerini incelemek için <a href="https://ato.org.tr/tip-ogrenci-bursu.html">tıklayınız</a></b></span><br><br><div style="text-align:center;"><a href="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/2.png" class="highslide"><img src="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/medium/2.png" style="max-width:100%;" alt=""></a></div> ]]></content:encoded>
</item><item turbo="true">
<title>17 Ağustos Depremini 27. Yılında Unutmadık, Unutturmayacağız</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3234-17-agustos-depremini-unutmadik-unutturmayacagiz.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3234-17-agustos-depremini-unutmadik-unutturmayacagiz.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>kansu</dc:creator>
<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 15:49:25 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[<i><b>Bugün 17 Ağustos depreminin 27. yılındayız...</b></i><br><br>17 Ağustos 1999, saat 03.02... yerkürenin doğal hareketinin yıkıcı bir afete; deprem organizasyonunun olmayışı, sağlık hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle binlerce can kaybı ve toplumsal travmaya dönüştüğü tarih ve saat.<br><br>Deprem, sel, orman yangınları gibi doğanın toplum üzerindeki “dışsal-yıkıcı” etkilerini afet olarak adlandırırken bu tip doğa olaylarının fiziksel dünya için olağan olduğunu da ifade etmek durumundayız. Depremlerin, salgınların, orman yangınlarının bilgisine sahip olduğumuzda, insanlar için “dışsal, beklenmedik, yıkıcı olaylar’’ olmaktan çıkacaklarının bilincine varabilmemiz mümkün olacaktır.<br><br>Afetlerin en fazla etkilediği meslek grubu olarak, öncelikle can kaybını önleyebilecek, depreme dayanıklı binaların inşa edilmesi ve deprem sonrasında arama-kurtarma faaliyetleri ile entegre bir sağlık hizmet ağının anında kurulmasının hayati öneminin bilincinde denetim mekanizmalarının süreklilik kazanması gerektiğini unutmuyor, unutturmuyoruz.<br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu</b><br><b>Ankara Tabip Odası Olağan Dışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Komisyonu</b>]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ <i><b>Bugün 17 Ağustos depreminin 27. yılındayız...</b></i><br><br>17 Ağustos 1999, saat 03.02... yerkürenin doğal hareketinin yıkıcı bir afete; deprem organizasyonunun olmayışı, sağlık hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle binlerce can kaybı ve toplumsal travmaya dönüştüğü tarih ve saat.<br><br>Deprem, sel, orman yangınları gibi doğanın toplum üzerindeki “dışsal-yıkıcı” etkilerini afet olarak adlandırırken bu tip doğa olaylarının fiziksel dünya için olağan olduğunu da ifade etmek durumundayız. Depremlerin, salgınların, orman yangınlarının bilgisine sahip olduğumuzda, insanlar için “dışsal, beklenmedik, yıkıcı olaylar’’ olmaktan çıkacaklarının bilincine varabilmemiz mümkün olacaktır.<br><br>Afetlerin en fazla etkilediği meslek grubu olarak, öncelikle can kaybını önleyebilecek, depreme dayanıklı binaların inşa edilmesi ve deprem sonrasında arama-kurtarma faaliyetleri ile entegre bir sağlık hizmet ağının anında kurulmasının hayati öneminin bilincinde denetim mekanizmalarının süreklilik kazanması gerektiğini unutmuyor, unutturmuyoruz.<br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu</b><br><b>Ankara Tabip Odası Olağan Dışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Komisyonu</b> ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ <i><b>Bugün 17 Ağustos depreminin 27. yılındayız...</b></i><br><br>17 Ağustos 1999, saat 03.02... yerkürenin doğal hareketinin yıkıcı bir afete; deprem organizasyonunun olmayışı, sağlık hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle binlerce can kaybı ve toplumsal travmaya dönüştüğü tarih ve saat.<br><br>Deprem, sel, orman yangınları gibi doğanın toplum üzerindeki “dışsal-yıkıcı” etkilerini afet olarak adlandırırken bu tip doğa olaylarının fiziksel dünya için olağan olduğunu da ifade etmek durumundayız. Depremlerin, salgınların, orman yangınlarının bilgisine sahip olduğumuzda, insanlar için “dışsal, beklenmedik, yıkıcı olaylar’’ olmaktan çıkacaklarının bilincine varabilmemiz mümkün olacaktır.<br><br>Afetlerin en fazla etkilediği meslek grubu olarak, öncelikle can kaybını önleyebilecek, depreme dayanıklı binaların inşa edilmesi ve deprem sonrasında arama-kurtarma faaliyetleri ile entegre bir sağlık hizmet ağının anında kurulmasının hayati öneminin bilincinde denetim mekanizmalarının süreklilik kazanması gerektiğini unutmuyor, unutturmuyoruz.<br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu</b><br><b>Ankara Tabip Odası Olağan Dışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Komisyonu</b> ]]></content:encoded>
</item><item turbo="true">
<title>Dr.Füsun Sayek’i yitirişimizin 20. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3233-dr-fusun-sayek-anma-bulusmasi-duzenlendi.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3233-dr-fusun-sayek-anma-bulusmasi-duzenlendi.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>kansu</dc:creator>
<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:21:02 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[<br>1984-1986 yılları arasında Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu üyeliği, 1990-1994 yıllarında TTB Merkez Konseyi 2.Başkanı, 1996-2006 yılları arasında TTB Merkez Konsey Başkanlığı yapmış olan Dr.Füsun Sayek, ölümünün 20.yılında TTB tarafından Arsuz’da düzenlenen etkinliklerle anıldı. <br>Dr.Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Geliştirme Derneği’nin ev sahipliğinde 15-16 Ağustos 2026 tarihlerinde düzenlenen anma etkinliklerinin ilk gününde, açılışını Merkez Konsey 2.başkanı Prof.Dr.Ayşe Gültekingil’in yaptığı ‘Tıp Eğitiminde Mesleklerarası Eğitim Çalıştayı’ gerçekleştirildi. Prof.Dr.İskender Sayek tarafından yapılan ‘Sağlık Çalışanları Eğitiminde Mesleklerarası Eğitim’ sunumunda sağlık profesyonellerinin birbirlerinin rollerine saygılı, anlayışlı ve destekleyici olması gerektiğinin, sağlık ve sosyal bakım sınırlarının değişen doğasını anlayabilmenin, mesleklerarası işbirliğinin önemi vurgulandı. Tüm sağlık mesleklerinde ortak olan ve hasta odaklı hizmet sunumuna yönelik bilgi, beceri, yetenek ve tutum kazandıracak bir eğitim modelinin nasıl oluşturulabileceği çalışıldı. <br>Sevgi, özen ve tutarlılığın simgesi olarak Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr.Füsun Sayek, mezarı başında katılımcıların anılarını paylaştığı bir birliktelikle anıldı. <br>Medya Ombdusmanı Faruk Bildirici ve gazeteci Sibel Bahçetepe’nin konuşmacı olduğu ‘Medya,Etik,Sağlık: Neredeyiz ?’ başlıklı söyleşi, Semra Topçu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Medyada çıkan sağlıkla ilgili etik dışı, haksız, suçlayıcı, yanlış haberlere TTB tarafından müdahil olunmasının; pandemi sürecinde olduğu gibi toplumun doğru bilgi ve haberin kaynağı olarak TTB’yi görmesinin yöntemleri konuşuldu.<br>Etkinliklerin ikinci gününde, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr.Gökhan Bulut’un kolaylaştırıcılığıyla gerçekleştirilen ‘Meslek Örgütü/TTB - İletişim Stratejileri’ çalıştayının açılış konuşması TTB Merkez Konsey üyesi Ayşegül Ateş Tarla tarafından yapıldı. Aynı fakülteden Dr.Çağrı Kaderoğlu Bulut’un, ‘İletişim Stratejileri; Mevcut Durum, İhtiyaçlar, Öneriler’ başlıklı bilgilendirici sunumunun ardından, meslektaşlarla, toplumla, medyayla ve politika yapıcılarla siyasal alandaki iletişim stratejileri üzerine, doğru ve etkili iletişimin öncelikli bir çalışma konusu olması gerektiğine dair paylaşımlarda bulunuldu.<br>Son olarak TTB Ali Özyurt Edebiyat Topluluğu’nun düzenlediği, hekim yazarlar Dr.Okan Toygar, Dr.Nedim İnce ve Dr.Fatih Balkan ile söyleşi ve imza günü gerçekleştirildi. <br><br>]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ <br>1984-1986 yılları arasında Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu üyeliği, 1990-1994 yıllarında TTB Merkez Konseyi 2.Başkanı, 1996-2006 yılları arasında TTB Merkez Konsey Başkanlığı yapmış olan Dr.Füsun Sayek, ölümünün 20.yılında TTB tarafından Arsuz’da düzenlenen etkinliklerle anıldı. <br>Dr.Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Geliştirme Derneği’nin ev sahipliğinde 15-16 Ağustos 2026 tarihlerinde düzenlenen anma etkinliklerinin ilk gününde, açılışını Merkez Konsey 2.başkanı Prof.Dr.Ayşe Gültekingil’in yaptığı ‘Tıp Eğitiminde Mesleklerarası Eğitim Çalıştayı’ gerçekleştirildi. Prof.Dr.İskender Sayek tarafından yapılan ‘Sağlık Çalışanları Eğitiminde Mesleklerarası Eğitim’ sunumunda sağlık profesyonellerinin birbirlerinin rollerine saygılı, anlayışlı ve destekleyici olması gerektiğinin, sağlık ve sosyal bakım sınırlarının değişen doğasını anlayabilmenin, mesleklerarası işbirliğinin önemi vurgulandı. Tüm sağlık mesleklerinde ortak olan ve hasta odaklı hizmet sunumuna yönelik bilgi, beceri, yetenek ve tutum kazandıracak bir eğitim modelinin nasıl oluşturulabileceği çalışıldı. <br>Sevgi, özen ve tutarlılığın simgesi olarak Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr.Füsun Sayek, mezarı başında katılımcıların anılarını paylaştığı bir birliktelikle anıldı. <br>Medya Ombdusmanı Faruk Bildirici ve gazeteci Sibel Bahçetepe’nin konuşmacı olduğu ‘Medya,Etik,Sağlık: Neredeyiz ?’ başlıklı söyleşi, Semra Topçu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Medyada çıkan sağlıkla ilgili etik dışı, haksız, suçlayıcı, yanlış haberlere TTB tarafından müdahil olunmasının; pandemi sürecinde olduğu gibi toplumun doğru bilgi ve haberin kaynağı olarak TTB’yi görmesinin yöntemleri konuşuldu.<br>Etkinliklerin ikinci gününde, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr.Gökhan Bulut’un kolaylaştırıcılığıyla gerçekleştirilen ‘Meslek Örgütü/TTB - İletişim Stratejileri’ çalıştayının açılış konuşması TTB Merkez Konsey üyesi Ayşegül Ateş Tarla tarafından yapıldı. Aynı fakülteden Dr.Çağrı Kaderoğlu Bulut’un, ‘İletişim Stratejileri; Mevcut Durum, İhtiyaçlar, Öneriler’ başlıklı bilgilendirici sunumunun ardından, meslektaşlarla, toplumla, medyayla ve politika yapıcılarla siyasal alandaki iletişim stratejileri üzerine, doğru ve etkili iletişimin öncelikli bir çalışma konusu olması gerektiğine dair paylaşımlarda bulunuldu.<br>Son olarak TTB Ali Özyurt Edebiyat Topluluğu’nun düzenlediği, hekim yazarlar Dr.Okan Toygar, Dr.Nedim İnce ve Dr.Fatih Balkan ile söyleşi ve imza günü gerçekleştirildi. <br><br> ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ <br>1984-1986 yılları arasında Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu üyeliği, 1990-1994 yıllarında TTB Merkez Konseyi 2.Başkanı, 1996-2006 yılları arasında TTB Merkez Konsey Başkanlığı yapmış olan Dr.Füsun Sayek, ölümünün 20.yılında TTB tarafından Arsuz’da düzenlenen etkinliklerle anıldı. <br>Dr.Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Geliştirme Derneği’nin ev sahipliğinde 15-16 Ağustos 2026 tarihlerinde düzenlenen anma etkinliklerinin ilk gününde, açılışını Merkez Konsey 2.başkanı Prof.Dr.Ayşe Gültekingil’in yaptığı ‘Tıp Eğitiminde Mesleklerarası Eğitim Çalıştayı’ gerçekleştirildi. Prof.Dr.İskender Sayek tarafından yapılan ‘Sağlık Çalışanları Eğitiminde Mesleklerarası Eğitim’ sunumunda sağlık profesyonellerinin birbirlerinin rollerine saygılı, anlayışlı ve destekleyici olması gerektiğinin, sağlık ve sosyal bakım sınırlarının değişen doğasını anlayabilmenin, mesleklerarası işbirliğinin önemi vurgulandı. Tüm sağlık mesleklerinde ortak olan ve hasta odaklı hizmet sunumuna yönelik bilgi, beceri, yetenek ve tutum kazandıracak bir eğitim modelinin nasıl oluşturulabileceği çalışıldı. <br>Sevgi, özen ve tutarlılığın simgesi olarak Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr.Füsun Sayek, mezarı başında katılımcıların anılarını paylaştığı bir birliktelikle anıldı. <br>Medya Ombdusmanı Faruk Bildirici ve gazeteci Sibel Bahçetepe’nin konuşmacı olduğu ‘Medya,Etik,Sağlık: Neredeyiz ?’ başlıklı söyleşi, Semra Topçu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Medyada çıkan sağlıkla ilgili etik dışı, haksız, suçlayıcı, yanlış haberlere TTB tarafından müdahil olunmasının; pandemi sürecinde olduğu gibi toplumun doğru bilgi ve haberin kaynağı olarak TTB’yi görmesinin yöntemleri konuşuldu.<br>Etkinliklerin ikinci gününde, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr.Gökhan Bulut’un kolaylaştırıcılığıyla gerçekleştirilen ‘Meslek Örgütü/TTB - İletişim Stratejileri’ çalıştayının açılış konuşması TTB Merkez Konsey üyesi Ayşegül Ateş Tarla tarafından yapıldı. Aynı fakülteden Dr.Çağrı Kaderoğlu Bulut’un, ‘İletişim Stratejileri; Mevcut Durum, İhtiyaçlar, Öneriler’ başlıklı bilgilendirici sunumunun ardından, meslektaşlarla, toplumla, medyayla ve politika yapıcılarla siyasal alandaki iletişim stratejileri üzerine, doğru ve etkili iletişimin öncelikli bir çalışma konusu olması gerektiğine dair paylaşımlarda bulunuldu.<br>Son olarak TTB Ali Özyurt Edebiyat Topluluğu’nun düzenlediği, hekim yazarlar Dr.Okan Toygar, Dr.Nedim İnce ve Dr.Fatih Balkan ile söyleşi ve imza günü gerçekleştirildi. <br><br> ]]></content:encoded>
</item><item turbo="true">
<title>7589 Sayılı Kanun ile Tıbbi Uygulamalardan Doğan Tazminatlarda Yapılan Değişiklik Hakkında Bilgi Notu</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3231-7589-sayili-kanun-ile-tibbi-uygulamalardan-dogan-tazminatlarda-yapilan-degisiklik-hakkinda-bilgi-notu.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3231-7589-sayili-kanun-ile-tibbi-uygulamalardan-dogan-tazminatlarda-yapilan-degisiklik-hakkinda-bilgi-notu.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>sibeldurak</dc:creator>
<pubDate>Wed, 12 Aug 2026 13:09:41 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 55. maddesinde; çalışma gücünün azalması veya kaybı ile destekten yoksun kalma hallerinde tazminatların faiz hesabına ilişkin önemli bir değişiklik yapılmıştır.<br>Yeni düzenlemeye göre tazminat faizi;<br>● Kazancın bilindiği döneme ilişkin kısım için haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten,<br>● Kazancın bilinemediği döneme ilişkin kısım için ise olay tarihinden değil, mahkeme karar tarihinden itibaren işletilecektir.<br>Bu düzenleme özellikle gelecekte gerçekleşmesi beklenen kazanç kayıpları bakımından önem taşımaktadır. Uzun süren davalarda, henüz gerçekleşmemiş gelecekteki zararlar için olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmemesi, biriken faiz yükünü sınırlayacaktır.<br>Ayrıca tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilmesi öngörülmüştür.<br><br><b>1. Tıbbi malpraktis davaları bakımından nasıl anlaşılmalı?</b><br>Yapılan değişiklik, hekimlerin tıbbi uygulamadan doğan hukuki sorumluluğunun esaslarını değiştirmemektedir. <br>Kusur, tıbbi standartlara uygunluk, zarar, illiyet bağı ve tazminatın ana parasının hesaplanmasına ilişkin esaslar korunmaktadır. Dolayısıyla düzenleme mali yükü sınırlasa da “malpraktis sorumluluğu kaldırıldı” veya “tazminat sorunu kökten çözüldü” şeklinde yorumlanmamalıdır.<br><b><br>2. Zaman bakımından uygulama: Geçmiş olaylar</b><br>Yeni hükümler, Kanun’un geçiş maddesi uyarınca 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen zarar doğuran olaylar bakımından uygulanacaktır.<br>Bu tarihten önce gerçekleşen tıbbi uygulamalarda davanın daha sonra açılmış olması yeni faiz kuralının uygulanmasını sağlamaz. Bu nedenle somut uyuşmazlıklarda öncelikle zarar doğuran olayın meydana geldiği tarih belirlenmelidir.<br><br><b>3. Hekimlerimiz açısından neden önemlidir?</b><br>Düzenleme, özellikle uzun süren ve çalışma gücü kaybı kaynaklı yüksek tutarlı tazminat davalarında faiz birikimini sınırlayabilecektir.<br>Bununla birlikte, gelecekteki zararlar bakımından faizin karar tarihine çekilmesi, hesaplanan ana para tutarından ziyade karar tarihine kadar birikecek faiz tutarını etkilemektedir. Tahkikat öncesinde yapılan ödemelerin mahsup edilmesine ilişkin yeni kural ise ayrıca tazminat hesabında dikkate alınacaktır.<br>Ayrıca bu değişiklik, dava sonundaki yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücreti bakımından doğrudan bir düzenleme getirmemektedir.<br>Bu nedenle değişiklik, hekimler açısından mali yükü sınırlayan; ancak malpraktis uyuşmazlıklarının toplam ekonomik riskini ortadan kaldırmayan bir düzenlemedir.<br><br><b>4. Sonuç</b><br>7589 sayılı Kanun, kapsamlı bir “malpraktis reformu” değil; çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında belirli zarar kalemleri bakımından faiz başlangıcına ilişkin teknik ve sınırlı bir düzenlemedir.<br>Somut vakalarda olayın tarihi, sağlık kuruluşunun kamu veya özel nitelikte olup olmadığı ve sorumluluğun hukuki dayanağı ayrıca değerlendirilmelidir.<br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu <br>ATO Hukuk Bürosu</b><br><br><br><i>*Ankara Tabip Odası tarafından 11 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi önceki Başkanı Dr. Alpay Azap ve Avukat Verda Ersoy'un konuşmacı olduğu “Malpraktis ve Hekimlerin Tazminat Sorumluluğu” Panelinde tazminat hukukuna ilişkin dile getirilen ve yeniden düzenleme yapılması konusunda çağrıda bulunulan bir soruna kısmen de olsa çözüm getiren yeni bir yasal düzenleme yapıldı."</i><br><br><div class="dleplyrplayer" style="width:100%;max-width:600px;" theme="light"><video title="1786530085_malpraktis" preload="metadata" controls><source type="video/mp4" src="https://ato.org.tr/uploads/files/2026-08/1786530085_malpraktis.mp4"></video></div>]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 55. maddesinde; çalışma gücünün azalması veya kaybı ile destekten yoksun kalma hallerinde tazminatların faiz hesabına ilişkin önemli bir değişiklik yapılmıştır.<br>Yeni düzenlemeye göre tazminat faizi;<br>● Kazancın bilindiği döneme ilişkin kısım için haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten,<br>● Kazancın bilinemediği döneme ilişkin kısım için ise olay tarihinden değil, mahkeme karar tarihinden itibaren işletilecektir.<br>Bu düzenleme özellikle gelecekte gerçekleşmesi beklenen kazanç kayıpları bakımından önem taşımaktadır. Uzun süren davalarda, henüz gerçekleşmemiş gelecekteki zararlar için olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmemesi, biriken faiz yükünü sınırlayacaktır.<br>Ayrıca tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilmesi öngörülmüştür.<br><br><b>1. Tıbbi malpraktis davaları bakımından nasıl anlaşılmalı?</b><br>Yapılan değişiklik, hekimlerin tıbbi uygulamadan doğan hukuki sorumluluğunun esaslarını değiştirmemektedir. <br>Kusur, tıbbi standartlara uygunluk, zarar, illiyet bağı ve tazminatın ana parasının hesaplanmasına ilişkin esaslar korunmaktadır. Dolayısıyla düzenleme mali yükü sınırlasa da “malpraktis sorumluluğu kaldırıldı” veya “tazminat sorunu kökten çözüldü” şeklinde yorumlanmamalıdır.<br><b><br>2. Zaman bakımından uygulama: Geçmiş olaylar</b><br>Yeni hükümler, Kanun’un geçiş maddesi uyarınca 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen zarar doğuran olaylar bakımından uygulanacaktır.<br>Bu tarihten önce gerçekleşen tıbbi uygulamalarda davanın daha sonra açılmış olması yeni faiz kuralının uygulanmasını sağlamaz. Bu nedenle somut uyuşmazlıklarda öncelikle zarar doğuran olayın meydana geldiği tarih belirlenmelidir.<br><br><b>3. Hekimlerimiz açısından neden önemlidir?</b><br>Düzenleme, özellikle uzun süren ve çalışma gücü kaybı kaynaklı yüksek tutarlı tazminat davalarında faiz birikimini sınırlayabilecektir.<br>Bununla birlikte, gelecekteki zararlar bakımından faizin karar tarihine çekilmesi, hesaplanan ana para tutarından ziyade karar tarihine kadar birikecek faiz tutarını etkilemektedir. Tahkikat öncesinde yapılan ödemelerin mahsup edilmesine ilişkin yeni kural ise ayrıca tazminat hesabında dikkate alınacaktır.<br>Ayrıca bu değişiklik, dava sonundaki yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücreti bakımından doğrudan bir düzenleme getirmemektedir.<br>Bu nedenle değişiklik, hekimler açısından mali yükü sınırlayan; ancak malpraktis uyuşmazlıklarının toplam ekonomik riskini ortadan kaldırmayan bir düzenlemedir.<br><br><b>4. Sonuç</b><br>7589 sayılı Kanun, kapsamlı bir “malpraktis reformu” değil; çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında belirli zarar kalemleri bakımından faiz başlangıcına ilişkin teknik ve sınırlı bir düzenlemedir.<br>Somut vakalarda olayın tarihi, sağlık kuruluşunun kamu veya özel nitelikte olup olmadığı ve sorumluluğun hukuki dayanağı ayrıca değerlendirilmelidir.<br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu <br>ATO Hukuk Bürosu</b><br><br><br><i>*Ankara Tabip Odası tarafından 11 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi önceki Başkanı Dr. Alpay Azap ve Avukat Verda Ersoy'un konuşmacı olduğu “Malpraktis ve Hekimlerin Tazminat Sorumluluğu” Panelinde tazminat hukukuna ilişkin dile getirilen ve yeniden düzenleme yapılması konusunda çağrıda bulunulan bir soruna kısmen de olsa çözüm getiren yeni bir yasal düzenleme yapıldı."</i><br><br><div class="dleplyrplayer" style="width:100%;max-width:600px;" theme="light"><video title="1786530085_malpraktis" preload="metadata" controls><source type="video/mp4" src="https://ato.org.tr/uploads/files/2026-08/1786530085_malpraktis.mp4"></video></div> ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 55. maddesinde; çalışma gücünün azalması veya kaybı ile destekten yoksun kalma hallerinde tazminatların faiz hesabına ilişkin önemli bir değişiklik yapılmıştır.<br>Yeni düzenlemeye göre tazminat faizi;<br>● Kazancın bilindiği döneme ilişkin kısım için haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten,<br>● Kazancın bilinemediği döneme ilişkin kısım için ise olay tarihinden değil, mahkeme karar tarihinden itibaren işletilecektir.<br>Bu düzenleme özellikle gelecekte gerçekleşmesi beklenen kazanç kayıpları bakımından önem taşımaktadır. Uzun süren davalarda, henüz gerçekleşmemiş gelecekteki zararlar için olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmemesi, biriken faiz yükünü sınırlayacaktır.<br>Ayrıca tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilmesi öngörülmüştür.<br><br><b>1. Tıbbi malpraktis davaları bakımından nasıl anlaşılmalı?</b><br>Yapılan değişiklik, hekimlerin tıbbi uygulamadan doğan hukuki sorumluluğunun esaslarını değiştirmemektedir. <br>Kusur, tıbbi standartlara uygunluk, zarar, illiyet bağı ve tazminatın ana parasının hesaplanmasına ilişkin esaslar korunmaktadır. Dolayısıyla düzenleme mali yükü sınırlasa da “malpraktis sorumluluğu kaldırıldı” veya “tazminat sorunu kökten çözüldü” şeklinde yorumlanmamalıdır.<br><b><br>2. Zaman bakımından uygulama: Geçmiş olaylar</b><br>Yeni hükümler, Kanun’un geçiş maddesi uyarınca 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen zarar doğuran olaylar bakımından uygulanacaktır.<br>Bu tarihten önce gerçekleşen tıbbi uygulamalarda davanın daha sonra açılmış olması yeni faiz kuralının uygulanmasını sağlamaz. Bu nedenle somut uyuşmazlıklarda öncelikle zarar doğuran olayın meydana geldiği tarih belirlenmelidir.<br><br><b>3. Hekimlerimiz açısından neden önemlidir?</b><br>Düzenleme, özellikle uzun süren ve çalışma gücü kaybı kaynaklı yüksek tutarlı tazminat davalarında faiz birikimini sınırlayabilecektir.<br>Bununla birlikte, gelecekteki zararlar bakımından faizin karar tarihine çekilmesi, hesaplanan ana para tutarından ziyade karar tarihine kadar birikecek faiz tutarını etkilemektedir. Tahkikat öncesinde yapılan ödemelerin mahsup edilmesine ilişkin yeni kural ise ayrıca tazminat hesabında dikkate alınacaktır.<br>Ayrıca bu değişiklik, dava sonundaki yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücreti bakımından doğrudan bir düzenleme getirmemektedir.<br>Bu nedenle değişiklik, hekimler açısından mali yükü sınırlayan; ancak malpraktis uyuşmazlıklarının toplam ekonomik riskini ortadan kaldırmayan bir düzenlemedir.<br><br><b>4. Sonuç</b><br>7589 sayılı Kanun, kapsamlı bir “malpraktis reformu” değil; çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında belirli zarar kalemleri bakımından faiz başlangıcına ilişkin teknik ve sınırlı bir düzenlemedir.<br>Somut vakalarda olayın tarihi, sağlık kuruluşunun kamu veya özel nitelikte olup olmadığı ve sorumluluğun hukuki dayanağı ayrıca değerlendirilmelidir.<br><br><b>Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu <br>ATO Hukuk Bürosu</b><br><br><br><i>*Ankara Tabip Odası tarafından 11 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi önceki Başkanı Dr. Alpay Azap ve Avukat Verda Ersoy'un konuşmacı olduğu “Malpraktis ve Hekimlerin Tazminat Sorumluluğu” Panelinde tazminat hukukuna ilişkin dile getirilen ve yeniden düzenleme yapılması konusunda çağrıda bulunulan bir soruna kısmen de olsa çözüm getiren yeni bir yasal düzenleme yapıldı."</i><br><br><div class="dleplyrplayer" style="width:100%;max-width:600px;" theme="light"><video title="1786530085_malpraktis" preload="metadata" controls><source type="video/mp4" src="https://ato.org.tr/uploads/files/2026-08/1786530085_malpraktis.mp4"></video></div> ]]></content:encoded>
</item><item turbo="true">
<title>Toplumcu Sağlık Mümkün Etkinliği Yapıldı</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3232-toplumcu-saglik-mumkun-etkinligi-yapildi.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3232-toplumcu-saglik-mumkun-etkinligi-yapildi.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>sibeldurak</dc:creator>
<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 16:21:08 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu’nun “Toplumcu Sağlık Mümkün” başlığı altında düzenlediği film gösterimi ve söyleşi etkinliği 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü ATO’da yapıldı. <br><br>Etkinlikte ilk olarak José Martí Küba Dostluk Derneği Genel Sekreteri Dr. Aslıhan Ilgaz ile gerçekleştirilen söyleşide kamucu-planlamacı bir sağlık sisteminin az kaynakla toplum sağlığının geliştirilmesi yönünde başarıları, sağlık emekçilerinin enternasyonalist dayanışmadaki rolü ve toplumcu sağlığın nasıl mümkün olabileceği tartışıldı. Ayrıca Küba'ya uygulanan ABD ablukasının etkilerinin ve Kübalıların yaratıcı çözümlerle eğitim ve sağlık gibi temel hizmetleri sürdürme kararlılığının paylaşıldığı söyleşide Küba'da sağlık merkezleri ve hastanelerin elektrik ihtiyacına katkı için sürdürülen 'Küba'ya Güneş Topluyoruz' dayanışma kampanyası hakkında bilgiler paylaşıldı. <br>Ardından, “Kübalı Sağlıkçılar Maraş’taydı” kısa filmi ve “Sağlığa!” belgeselleri izlenerek söyleşide konu edilen deneyimler hakkında detaylı örnekler tartışılarak etkinlik sonlandırıldı.]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu’nun “Toplumcu Sağlık Mümkün” başlığı altında düzenlediği film gösterimi ve söyleşi etkinliği 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü ATO’da yapıldı. <br><br>Etkinlikte ilk olarak José Martí Küba Dostluk Derneği Genel Sekreteri Dr. Aslıhan Ilgaz ile gerçekleştirilen söyleşide kamucu-planlamacı bir sağlık sisteminin az kaynakla toplum sağlığının geliştirilmesi yönünde başarıları, sağlık emekçilerinin enternasyonalist dayanışmadaki rolü ve toplumcu sağlığın nasıl mümkün olabileceği tartışıldı. Ayrıca Küba'ya uygulanan ABD ablukasının etkilerinin ve Kübalıların yaratıcı çözümlerle eğitim ve sağlık gibi temel hizmetleri sürdürme kararlılığının paylaşıldığı söyleşide Küba'da sağlık merkezleri ve hastanelerin elektrik ihtiyacına katkı için sürdürülen 'Küba'ya Güneş Topluyoruz' dayanışma kampanyası hakkında bilgiler paylaşıldı. <br>Ardından, “Kübalı Sağlıkçılar Maraş’taydı” kısa filmi ve “Sağlığa!” belgeselleri izlenerek söyleşide konu edilen deneyimler hakkında detaylı örnekler tartışılarak etkinlik sonlandırıldı. ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu’nun “Toplumcu Sağlık Mümkün” başlığı altında düzenlediği film gösterimi ve söyleşi etkinliği 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü ATO’da yapıldı. <br><br>Etkinlikte ilk olarak José Martí Küba Dostluk Derneği Genel Sekreteri Dr. Aslıhan Ilgaz ile gerçekleştirilen söyleşide kamucu-planlamacı bir sağlık sisteminin az kaynakla toplum sağlığının geliştirilmesi yönünde başarıları, sağlık emekçilerinin enternasyonalist dayanışmadaki rolü ve toplumcu sağlığın nasıl mümkün olabileceği tartışıldı. Ayrıca Küba'ya uygulanan ABD ablukasının etkilerinin ve Kübalıların yaratıcı çözümlerle eğitim ve sağlık gibi temel hizmetleri sürdürme kararlılığının paylaşıldığı söyleşide Küba'da sağlık merkezleri ve hastanelerin elektrik ihtiyacına katkı için sürdürülen 'Küba'ya Güneş Topluyoruz' dayanışma kampanyası hakkında bilgiler paylaşıldı. <br>Ardından, “Kübalı Sağlıkçılar Maraş’taydı” kısa filmi ve “Sağlığa!” belgeselleri izlenerek söyleşide konu edilen deneyimler hakkında detaylı örnekler tartışılarak etkinlik sonlandırıldı. ]]></content:encoded>
</item><item turbo="true">
<title>Ankara&#039;da Çalışan İşyeri Hekimi Meslektaşlarımızın Dikkatine</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3230-ankarada-calisan-isyeri-hekimi-meslektaslarimizin-dikkatine.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3230-ankarada-calisan-isyeri-hekimi-meslektaslarimizin-dikkatine.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>kansu</dc:creator>
<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:46:52 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[Değerli Meslektaşımız,<br><br>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kayıtlarına göre Odamız bölgesinde işyeri hekimliği yaptığınız görülmektedir. Ancak üyelik kayıtlarımızın incelenmesi sonucunda, Odamıza üye olmadığınız anlaşılmıştır. Eğer halen İşyeri Hekimliği yapmıyorsanız bunu bize belgeleyerek bildiriniz.<br>Kamu kurumu niteliğinde olan benzer meslek kuruluşlarında olduğu gibi, hekimlerin mesleklerini icra edebilmeleri açısından tabip odalarına üye olmaları ve üyelik görevlerini yerine getirmeleri, yasal bir zorunluluktur.<br><br>6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 7. Maddesi; “Bir tabip odası sınırları içinde sanatını serbest olarak icra eden tabipler bir ay içinde o il veya bölge tabip odasına üye olmak ve üyelik görevlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Mesleklerini serbest olarak icra etmeksizin kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanlar ile herhangi bir sebeple mesleğini icra etmeyenler tabip odalarına üye olabilirler.” Hükmünü içermektedir. Biz Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu olarak Odaya üye olmanızdan büyük mutluluk duyarız.<br><br>Yine, Türk Tabipleri Birliği Üyelik İşlemleri Yönergesi'nin 5. maddesinin 1. fıkrası gereğince de; “Mesleğini sadece kamu kurum ve kuruluşlarının asli ve sürekli görevlerinde icra edenler dışındaki hekimler, çalıştıkları yere bakılmaksızın (hastane, tıp merkez, poliklinik, Vakıf Üniversitesi, işyeri hekimliği vb.) Odaya üye olmak zorundadır” denmektedir.<br><br>İşyeri hekimleri de işbu düzenlemeler kapsamında tabip odasına üye olmak zorundadır.<br><br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, tabip odasına üye olma yükümlülüğünüz bulunmaktadır. İşbu yazının tarafınıza tebliği itibariyle 30 gün içerisinde Ankara Tabip Odası'na üye olmanız, belirtilen süre içerisinde üye olma yükümlülüğünüzü yerine getirmediğiniz takdirde, resen üyeliğinizin yapılacağını ve hakkınızda disiplin soruşturması açılabileceğini bilgilerinize sunarız.<br><br>Saygılarımızla,<br><br>Ankara Tabip Odası<br>Yönetim Kurulu<br>_________________________________________________________________________________<br><br><b>Ankara Tabip Odası'na üye olabilmek için istenen belgeler şöyledir:<br>1. Doktor olduğunuzu gösterir belge (Diploma, Çıkış belgesi, Kurum kimliği gibi)<br>2. Ankara'da İkamet ettiğinizi gösterir resmi belge (İkametgah veya adınıza düzenlenmiş resmi bir fatura gibi)<br>3. Doktor Bilgi Bankası (E-Devlet Çıktısı)<br>4. Üyelik Başvuru Formunun doldurulması (Üyelik işlemleri sırasında doldurulabilir)<br>(https://ato.org.tr/files/documents/0645268001546513511.pdf linkinden Üyelik Başvuru Formuna erişebilirsiniz)<br>5. Nüfus Cüzdanı fotokopisi<br>6. 1 adet resim</b><br><br><br><b>Resmi yazıyı indirmek için aşağıdaki bağlantıya lütfen tıklayınız</b><br><br><br><div style="text-align:center;"><a href="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/isyeri-hekimleri-uyelik-davet-yazisi.png" class="highslide"><img src="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/medium/isyeri-hekimleri-uyelik-davet-yazisi.png" style="max-width:100%;" alt=""></a></div>]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ Değerli Meslektaşımız,<br><br>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kayıtlarına göre Odamız bölgesinde işyeri hekimliği yaptığınız görülmektedir. Ancak üyelik kayıtlarımızın incelenmesi sonucunda, Odamıza üye olmadığınız anlaşılmıştır. Eğer halen İşyeri Hekimliği yapmıyorsanız bunu bize belgeleyerek bildiriniz.<br>Kamu kurumu niteliğinde olan benzer meslek kuruluşlarında olduğu gibi, hekimlerin mesleklerini icra edebilmeleri açısından tabip odalarına üye olmaları ve üyelik görevlerini yerine getirmeleri, yasal bir zorunluluktur.<br><br>6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 7. Maddesi; “Bir tabip odası sınırları içinde sanatını serbest olarak icra eden tabipler bir ay içinde o il veya bölge tabip odasına üye olmak ve üyelik görevlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Mesleklerini serbest olarak icra etmeksizin kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanlar ile herhangi bir sebeple mesleğini icra etmeyenler tabip odalarına üye olabilirler.” Hükmünü içermektedir. Biz Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu olarak Odaya üye olmanızdan büyük mutluluk duyarız.<br><br>Yine, Türk Tabipleri Birliği Üyelik İşlemleri Yönergesi'nin 5. maddesinin 1. fıkrası gereğince de; “Mesleğini sadece kamu kurum ve kuruluşlarının asli ve sürekli görevlerinde icra edenler dışındaki hekimler, çalıştıkları yere bakılmaksızın (hastane, tıp merkez, poliklinik, Vakıf Üniversitesi, işyeri hekimliği vb.) Odaya üye olmak zorundadır” denmektedir.<br><br>İşyeri hekimleri de işbu düzenlemeler kapsamında tabip odasına üye olmak zorundadır.<br><br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, tabip odasına üye olma yükümlülüğünüz bulunmaktadır. İşbu yazının tarafınıza tebliği itibariyle 30 gün içerisinde Ankara Tabip Odası'na üye olmanız, belirtilen süre içerisinde üye olma yükümlülüğünüzü yerine getirmediğiniz takdirde, resen üyeliğinizin yapılacağını ve hakkınızda disiplin soruşturması açılabileceğini bilgilerinize sunarız.<br><br>Saygılarımızla,<br><br>Ankara Tabip Odası<br>Yönetim Kurulu<br>_________________________________________________________________________________<br><br><b>Ankara Tabip Odası'na üye olabilmek için istenen belgeler şöyledir:<br>1. Doktor olduğunuzu gösterir belge (Diploma, Çıkış belgesi, Kurum kimliği gibi)<br>2. Ankara'da İkamet ettiğinizi gösterir resmi belge (İkametgah veya adınıza düzenlenmiş resmi bir fatura gibi)<br>3. Doktor Bilgi Bankası (E-Devlet Çıktısı)<br>4. Üyelik Başvuru Formunun doldurulması (Üyelik işlemleri sırasında doldurulabilir)<br>(https://ato.org.tr/files/documents/0645268001546513511.pdf linkinden Üyelik Başvuru Formuna erişebilirsiniz)<br>5. Nüfus Cüzdanı fotokopisi<br>6. 1 adet resim</b><br><br><br><b>Resmi yazıyı indirmek için aşağıdaki bağlantıya lütfen tıklayınız</b><br><br><br><div style="text-align:center;"><a href="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/isyeri-hekimleri-uyelik-davet-yazisi.png" class="highslide"><img src="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/medium/isyeri-hekimleri-uyelik-davet-yazisi.png" style="max-width:100%;" alt=""></a></div> ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ Değerli Meslektaşımız,<br><br>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kayıtlarına göre Odamız bölgesinde işyeri hekimliği yaptığınız görülmektedir. Ancak üyelik kayıtlarımızın incelenmesi sonucunda, Odamıza üye olmadığınız anlaşılmıştır. Eğer halen İşyeri Hekimliği yapmıyorsanız bunu bize belgeleyerek bildiriniz.<br>Kamu kurumu niteliğinde olan benzer meslek kuruluşlarında olduğu gibi, hekimlerin mesleklerini icra edebilmeleri açısından tabip odalarına üye olmaları ve üyelik görevlerini yerine getirmeleri, yasal bir zorunluluktur.<br><br>6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 7. Maddesi; “Bir tabip odası sınırları içinde sanatını serbest olarak icra eden tabipler bir ay içinde o il veya bölge tabip odasına üye olmak ve üyelik görevlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Mesleklerini serbest olarak icra etmeksizin kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanlar ile herhangi bir sebeple mesleğini icra etmeyenler tabip odalarına üye olabilirler.” Hükmünü içermektedir. Biz Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu olarak Odaya üye olmanızdan büyük mutluluk duyarız.<br><br>Yine, Türk Tabipleri Birliği Üyelik İşlemleri Yönergesi'nin 5. maddesinin 1. fıkrası gereğince de; “Mesleğini sadece kamu kurum ve kuruluşlarının asli ve sürekli görevlerinde icra edenler dışındaki hekimler, çalıştıkları yere bakılmaksızın (hastane, tıp merkez, poliklinik, Vakıf Üniversitesi, işyeri hekimliği vb.) Odaya üye olmak zorundadır” denmektedir.<br><br>İşyeri hekimleri de işbu düzenlemeler kapsamında tabip odasına üye olmak zorundadır.<br><br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, tabip odasına üye olma yükümlülüğünüz bulunmaktadır. İşbu yazının tarafınıza tebliği itibariyle 30 gün içerisinde Ankara Tabip Odası'na üye olmanız, belirtilen süre içerisinde üye olma yükümlülüğünüzü yerine getirmediğiniz takdirde, resen üyeliğinizin yapılacağını ve hakkınızda disiplin soruşturması açılabileceğini bilgilerinize sunarız.<br><br>Saygılarımızla,<br><br>Ankara Tabip Odası<br>Yönetim Kurulu<br>_________________________________________________________________________________<br><br><b>Ankara Tabip Odası'na üye olabilmek için istenen belgeler şöyledir:<br>1. Doktor olduğunuzu gösterir belge (Diploma, Çıkış belgesi, Kurum kimliği gibi)<br>2. Ankara'da İkamet ettiğinizi gösterir resmi belge (İkametgah veya adınıza düzenlenmiş resmi bir fatura gibi)<br>3. Doktor Bilgi Bankası (E-Devlet Çıktısı)<br>4. Üyelik Başvuru Formunun doldurulması (Üyelik işlemleri sırasında doldurulabilir)<br>(https://ato.org.tr/files/documents/0645268001546513511.pdf linkinden Üyelik Başvuru Formuna erişebilirsiniz)<br>5. Nüfus Cüzdanı fotokopisi<br>6. 1 adet resim</b><br><br><br><b>Resmi yazıyı indirmek için aşağıdaki bağlantıya lütfen tıklayınız</b><br><br><br><div style="text-align:center;"><a href="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/isyeri-hekimleri-uyelik-davet-yazisi.png" class="highslide"><img src="https://ato.org.tr/uploads/posts/2026-08/medium/isyeri-hekimleri-uyelik-davet-yazisi.png" style="max-width:100%;" alt=""></a></div> ]]></content:encoded>
</item><item turbo="true">
<title>Tıp Öğrencileri Desteğinizi Bekliyor</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3229-tip-ogrencileri-desteginizi-bekliyor.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3229-tip-ogrencileri-desteginizi-bekliyor.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>kansu</dc:creator>
<pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:15:47 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[Ankara Tabip Odası tarafından tıp öğrencilerinin eğitimlerine destek olmak amacıyla başlatılan öğrenci bursu devam ediyor. <br><br>Geleceğe umutla bakan genç meslektaşlarımız için katkılarınız çok değerli.<br><br>Burs fonuna katkı sunmak isteyenler ATO yönetimi tarafından oluşturulmuş olan, aşağıda bilgisi yer alan banka hesabına bağışta bulunabilirler.<br><br><b>Hesap Adı: ANKARA TABİP ODASI<br><br>Banka Adı: İŞ BANKASI<br><br>Şube: ÇUKURAMBAR/ANKARA<br><br>IBAN: TR33 0006 4000 0014 3790 3405 19</b>]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ Ankara Tabip Odası tarafından tıp öğrencilerinin eğitimlerine destek olmak amacıyla başlatılan öğrenci bursu devam ediyor. <br><br>Geleceğe umutla bakan genç meslektaşlarımız için katkılarınız çok değerli.<br><br>Burs fonuna katkı sunmak isteyenler ATO yönetimi tarafından oluşturulmuş olan, aşağıda bilgisi yer alan banka hesabına bağışta bulunabilirler.<br><br><b>Hesap Adı: ANKARA TABİP ODASI<br><br>Banka Adı: İŞ BANKASI<br><br>Şube: ÇUKURAMBAR/ANKARA<br><br>IBAN: TR33 0006 4000 0014 3790 3405 19</b> ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ Ankara Tabip Odası tarafından tıp öğrencilerinin eğitimlerine destek olmak amacıyla başlatılan öğrenci bursu devam ediyor. <br><br>Geleceğe umutla bakan genç meslektaşlarımız için katkılarınız çok değerli.<br><br>Burs fonuna katkı sunmak isteyenler ATO yönetimi tarafından oluşturulmuş olan, aşağıda bilgisi yer alan banka hesabına bağışta bulunabilirler.<br><br><b>Hesap Adı: ANKARA TABİP ODASI<br><br>Banka Adı: İŞ BANKASI<br><br>Şube: ÇUKURAMBAR/ANKARA<br><br>IBAN: TR33 0006 4000 0014 3790 3405 19</b> ]]></content:encoded>
</item><item turbo="true">
<title>Dr. Köksal Aydın Aramızdan Ayrılışının 8. Yılında Mezarı Başında Anıldı</title>
<guid isPermaLink="true">https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3228-dr-koksal-aydin-aramizdan-ayrilisinin-8-yilinda-mezari-basinda-anildi.html</guid>
<link>https://ato.org.tr/haberler/2026-haberleri/3228-dr-koksal-aydin-aramizdan-ayrilisinin-8-yilinda-mezari-basinda-anildi.html</link>
<category><![CDATA[2026 Haberleri]]></category>
<dc:creator>kansu</dc:creator>
<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:50:33 +0300</pubDate>
<description><![CDATA[Sağlık hakkı ve "iyi hekimlik" mücadelesinin önemli isimlerinden, Ankara Tabip Odası üyesi ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası'nın (SES) önceki dönem Genel Başkanlarından Dr. Köksal Aydın, aramızdan ayrılışının 8. yılında mezarı başında anıldı.<br><br>31 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen anma törenine Dr. Köksal Aydın'ın ailesi, Ankara Tabip Odası, SES Genel Merkezi ve Ankara Şubesi yöneticileri ve üyeleri katılarak, sağlık emek ve demokrasi mücadelesine sunduğu katkıları saygıyla andı.]]></description>
<turbo:content><![CDATA[ Sağlık hakkı ve "iyi hekimlik" mücadelesinin önemli isimlerinden, Ankara Tabip Odası üyesi ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası'nın (SES) önceki dönem Genel Başkanlarından Dr. Köksal Aydın, aramızdan ayrılışının 8. yılında mezarı başında anıldı.<br><br>31 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen anma törenine Dr. Köksal Aydın'ın ailesi, Ankara Tabip Odası, SES Genel Merkezi ve Ankara Şubesi yöneticileri ve üyeleri katılarak, sağlık emek ve demokrasi mücadelesine sunduğu katkıları saygıyla andı. ]]></turbo:content>
<content:encoded><![CDATA[ Sağlık hakkı ve "iyi hekimlik" mücadelesinin önemli isimlerinden, Ankara Tabip Odası üyesi ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası'nın (SES) önceki dönem Genel Başkanlarından Dr. Köksal Aydın, aramızdan ayrılışının 8. yılında mezarı başında anıldı.<br><br>31 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen anma törenine Dr. Köksal Aydın'ın ailesi, Ankara Tabip Odası, SES Genel Merkezi ve Ankara Şubesi yöneticileri ve üyeleri katılarak, sağlık emek ve demokrasi mücadelesine sunduğu katkıları saygıyla andı. ]]></content:encoded>
</item></channel></rss>