12 Eylül faşist darbesinin 41. yılı!

12 Eylül faşist darbesinin 41. yılı!

24 Ocak kararları ile birlikte küresel boyutuyla Türkiye’yi neoliberalizme uyarlama süreci ve içeride ise darbenin ideolojisi olan Türk-İslam Sentezini hayata geçiren 12 Eylül faşist darbesinin üzerinde 41 yıl geçti.

12 Eylül faşist darbesinin devamı niteliğindeki siyasal ve sosyal politikalar günümüzde de mevcut siyasal iktidar tarafından katmerlenerek uygulanmaktadır.

Bu kararlarla birlikte emekçilerin yoğun mücadeleler sonucu kazandığı haklar birer birer gasp edilmiştir.

Faşist askeri darbe aynı zamanda kamusal mal ve hizmet üretimini piyasaya açarak kamuyu bir işletme anlayışına göre düzenlemiştir. 

Bu kararlarla kamu sorumluluğunda ve ücretsiz olarak sunulan kamusal hizmetler; başta sağlık hizmet sunumu olmak üzere piyasalaştırma süreci başlatılmıştır. Sağlık tüm yurttaşlara tanınan ücretsiz bir “hak” olmaktan çıkarılmış, kamunun sağlık hizmeti sunumundaki payı azaltılarak özel sağlık sektörün payı artırılmıştır. Sosyal güvenlik sistemi piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda düzenlenmiştir. 

12 Eylül faşist darbe döneminde kamusal her alanda olduğu gibi sağlık alanında da sağlık emekçileri üzerinde de baskı kurulmuş; ekonomik ve özlük hakları budanmıştır. Tıpkı 12 Eylül döneminde olduğu gibi bugün de keyfi ve içeriği belli olmayan “güvenlik soruşturmaları” adı altında yüzlerce genç hekimin ataması yapılmamakta, emekleri hiçe sayılarak ve aileleri ile birlikte cezalandırılmaktadırlar. Yine yüzlerce hekim kamudaki görevlerinden OHAL Kararnameleri ile ihraç edilerek toplum nezdinde itibarsızlaştırılmaktadır. Hekimler için geleceksizlik reva görülmektedir. 

COVID-19 pandemisi döneminde daha aşikar ve görünür olan sağlık politikaları sağlık emekçilerine ve topluma büyük bedeller ödetmiştir. Sağlık sistemini özel sektör prensiplerine göre yönetmek, kamucu bir sağlık planlaması yerine kâr odaklı-maliyet hesaplarına dayalı bir organizasyon anlayışı  ve 12 Eylül darbesinin sağlık alanındaki neoliberal mirası olan “Sağlıkta Dönüşüm Projesi”nden derhal vazgeçilmelidir.

Herkese eşit, parasız, nitelikli ve anadilinde bir sağlık hizmeti sunumu gerçekleştirilmelidir. Pandemi döneminde ön saflarda mücadele eden sağlık çalışanlarının özlük hakları piyasa koşullarına terk edilmemelidir! 

İyi Hekimlik’in değerlerini ilke edinmiş hekimler olarak; başka 12 Eylüllerin, askeri ve sivil darbelerin bir daha yaşanmadığı bir ülke için emek demokrasi ve barışı savunmamız gerektiğinin farkındayız. Demokratik bir ortamda barış içinde yaşamak için dün olduğu gibi bundan sonra da darbelerin karşısında olmaya devam edeceğiz. Yüzyıllardır yankılanan “eşitlik özgürlük kardeşlik” şiarını yüksek sesle dile getirmekten vazgeçmeyeceğiz!

Ankara Tabip Odası

Yönetim Kurulu