Özelde Çalışan Hekimlerin Sorunları Büyüyor

Özelde Çalışan Hekimlerin Sorunları Büyüyor

Özel hastaneler ve kurumlarda çalışan hekimlerin sorunlarına ilişkin 23 Mart 2022 Çarşamba günü Ankara Tabip Odası’nda basın toplantısı düzenledi.

Ankara Tabip Odası (ATO) Genel Sekreteri Dr. Muharrem Baytemür ve ATO Özel Hekimlik Komisyonu Üyesi Dr. Mine Coşkun’un katıldığı toplantıda özelde çalışan hekimlerin sorunlarının büyüdüğüne dikkat çekildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“AKP iktidarı döneminde neoliberal sağlık politikalarının daha kararlı uygulanmasıyla, sağlık hizmetlerindeki metalaşma hızlanmış, hasta tam anlamıyla müşteriye dönüşmüştür. Destek ve teşviklerle çok hızlı büyüyen özel sektör başvuru sayısı, 2002 ‘de 5.697.170 iken 2020’de 75.433.870’e çıkarak 13 kattan fazla artmıştır. Bu devasa iş yükünü sırtlanan özel sektör hekimleri ve sağlık çalışanları büyümeden aynı oranda yararlanamadıkları gibi gittikçe artan iş yükü ve sorunlarla boğuşmaktadır.”

“Sağlık Bakanlığı ve tıp fakültelerine bağlı hastanelerde çalışmakta iken, liyakatsiz idareciler, düşük ücretler, mobbing, şiddet, memuriyete son verme gibi gerekçelerle istifa eden, emekli olan, mecburi hizmeti biter bitmez kamu kurumundan ayrılıp özel sağlık hizmetlerinde çalışmaya bir anlamda mecbur bırakılan hekimleri çoğu zaman daha iyi koşullar beklememektedir.”

ü  Öncelikli olarak hekimlere şirket kurdurulması, neredeyse tek çalışma biçimi olarak sözleşme önkoşulu olmuş durumda. SGK’lı ve kadrolu olarak çalışmanın getirdiği tazminat, ücretli izin ve rapor hakkı başta olmak üzere birçok hak kaybına yol açan bu durum sonlandırılmalı, buna paralel olarak, Aralık ayında Meclise getirilip geri çekilen yasada var olan, emekli olup çalışan hekimlerin maaş kesintisi son bulmalıdır.

ü  Bazı merkezlerde, özellikle taşeronlaştırılmış bölümler( acil servisler dahil ) başta olmak üzere ücretlerin geç ödenmesi önemli bir sorundur ve çözülmesi gerekir.

ü  SSK’lı olarak çalışan hekimlerin aldıkları maaş üzerinden/ tavandan primlerinin işveren tarafından yatırılması sağlanmalı, emekli olan BAĞ-KUR ve SSK hekimlerinin maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır.

ü  60 yaşından önce emekli olanlar için, tıp merkezlerinde olduğu gibi hastanelerde de kadro tanımlaması yapılmalıdır.

ü  Çoğu hastanede Cumartesi tüm gün çalışmanın mevcudiyeti önemli bir sorun olmaya devam etmekte, gün içinde yeterli dinlenme ve yemek arası olmaması insani sınırları zorlamaktadır.

ü  Poliklinik odasında hekime yardımcı olacak personel eksikliğinin yanında, poliklinik odalarının büyüklük ve havalandırma açısından yeterli olmaması, sağlık hizmetinin niteliğini olumsuz etkilemesinin yanında, çalışan ve hasta sağlığı açısından da önemli bir sorundur.

ü  Özellikle hekim dışı çalışanların gerek hastane içinde gerekse hastaneler arası sirkülasyonunun fazla oluşu, hizmetin niteliği ve sürekliliğini olumsuz yönde etkilemektedir.

ü  Malpraktis davalarının artması ve tazminat yüksekliği, hekimleri yüksek riskli operasyonları yapma konusunda tereddütte sokarken, cerrahi branşların tercih edilmeyen, boşta kalan bölümler olmasına neden olmaktadır.

ü  Acil servislerde yeterli olmayan nöbet ücretleri, tatil ve bayram gibi farklı ücretlendirilmesi gereken günlerin normal nöbet gibi değerlendirilmesi, ulusal ve uluslararası yasalara aykırı, sömürüyü artırıcı bir durum oluşturmaktadır.

ü  Nöbetin 24 saat kesintisiz olması nedeniyle yemek, dinlenme ve diğer ihtiyaçlar için belirli bir zamanın olamaması nedeniyle, nöbetlerin en az iki hekimle tutulması sağlanmalıdır.

ü  Acil hekimine kat hekimliği, evde bakım gibi görevi olmayan hizmetler verilmemelidir.

ü   Şiddetin en çok yaşandığı acil servislerde güvenli çalışma ortamları sağlanmalıdır.

ü  Kadro ve sabit bir maaşın olmaması, her hastanenin acil servis imkânlarının, çalışma koşullarının değişiklik göstermesi, hekimlerin çok sık hastane değiştirmesine neden olmaktadır. Bu nedenle kadrolu, iş güvenceli bir çalışmanın yaşama geçirilmesi gerekmektedir.

Basın açıklamasının tamamını okumak için tıklayınız.