Bakanlığın Sözleşmeli Personel Düzenlemesi, Kamuda Çalışan Hekimler için Yeni Mağduriyetlerin Habercisi

Bakanlığın Sözleşmeli Personel Düzenlemesi, Kamuda Çalışan Hekimler için Yeni Mağduriyetlerin Habercisi

Kamu sağlık çalışanlarının çalışma rejiminin, mevzuatta da yer bulan eşitlik, liyakat, hakkaniyet ve her durumda çalışanların temel hak ve kazanımlarını gözeten bir anlayışla yapılandırılması, Odamızın ve hekimlerimizin başlıca talep ve beklentileri arasındadır. Ancak Sağlık Bakanlığı tarafından aksi yöndeki eylem ve tasarrufların ısrarla yaşama geçirildiğine ve sonuçta, kamu sağlık çalışanlarına yönelik yeni hak gasplarını gündeme getiren, aynı zamanda çalışma barışını ve kamu sağlık hizmeti sunumunun verimliliğini bozan bir tablonun giderek daha da derinleştiğini kaygı ile gözlemlemekteyiz.

Bunun çarpıcı güncel bir örneği de, Sağlık Bakanlığı’nın 29.12.2022 tarihli 2022/9 sayılı genelgesi ile “sözleşmeli personel” rejimine dair yaşama geçirilen yeni düzenlemelerle gündeme gelmiş bulunmaktadır.

Bilindiği üzere, 4924 Sayılı Yasa ve sair mevzuata dayanılarak uygulanan “sözleşmeli personel” rejimi, doğası gereği kamu sağlık çalışanları nezdinde eşitsiz ve hakkaniyetsiz bir tabloyu ve de idarenin keyfiyetine açık güvencesiz çalışma anlayışını, kamu sektöründe öteden beri kurumsallaştırmaktadır. Ancak anılan 2022/9 sayılı genelge ile, “sözleşmeli personel” rejiminin söz konusu olumsuzluklarının daha derinleştirilmesi, çalışanların hak ve güvence arayışı aleyhinde idarenin keyfiyetinin daha arttırılması gündemdedir.

Sözleşmeli personel statüsünün, barındırdığı güvencesiz yapıya rağmen, daha fazla ücret elde etme olanağı ile, geçim sıkıntısı içinde bulunan sağlık çalışanları için fazlasıyla tercih edilir kılındığı bilinen bir gerçektir. Ancak anılan genelgenin şimdi bu statüyü, çalışanların bir talep ve tercihi olmaktan çıkararak, idarenin ayrımcılık temelli tek yanlı keyfiyetine tabi tutmayı amaçladığı görülmektedir. Bu kapsamda özellikle devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi sağlık personeli nezdinde ciddi bir eşitsizliğin ve berberinde hak gaspının yaşama geçirilmesi söz konusudur. Nitekim önceki benzer normatif yapıda asıl olarak personelin talebine bağlı tutulan bu statü, şimdi ise idarenin takdirine bırakılmaktadır.

Genelgenin, sözleşmeli personele özgü kadroların, hem coğrafi açıdan ülke genelinde, hem de ilgili branşlara göre dağılımında, nedenleri dahi anlaşılamayan, yeni ve yine eşitsiz bir tabloyu yaşama geçirmesi de bir diğer ciddi olumsuzluktur. Sağlık personelinin, kamusal ihtiyaç ve hizmet gerekleri ölçütleri dikkate alınarak, ülke genelinde rasyonel biçimde istihdamının/dağılımının gerekleri ile çatışan bu yönelimin, özellikle nüfusun yoğun olduğu bölgeleri bir ayrımcılığa tabi tutmasını anlamak ve yerinde bulmak olanaklı değildir.

Bilindiği üzere “kazanılmış haklara saygı”, öteden beri çağdaş hukuk sisteminin ve hukuk devleti anlayışının temel ilke ve gerekleri arasında yer bulmakta olup, şüphesiz idare hukuku ve kamu idare rejimi açısından da öncelikle geçerlidir. Hal böyleyken, düne kadar sözleşmeli statüde çalışan kimi hekimlerin, şimdi idarenin tek yanlı keyfiyeti ile bu statüden çıkarılacak oluşu, anılan genelgenin belki de en ciddi hukuka aykırılıklarından biridir. Nitekim sözleşmeli statüye tabi kadroların belirlenmesi ve dağılımında sergilenen eşitsiz yapı, birçok hekimimin mevcut kadrosunu yitirmesi sonucuna da yol açacaktır.

Sözleşmelerin yenilenmesine dair anılan genelge ile getirilen kimi koşullar ve bu yolda hastane idarelerine tanınan geniş keyfiyet de, sözleşmeli personel statüsünün barındırdığı güvencesiz yapıyı daha da derinleştiren, çalışanlar aleyhine idareye daha fazla güç ve yetki veren bir duruma işaret etmektedir. Bu mekanizmanın çalışanların, meşru talep ve beklentilerini dile getirme olanaklarını sınırlayacağı, onları en baştan idareye/yöneticilere biat etmeye zorlayacağı açıktır. Anayasamızda da yer bulan, çalışanların temel hak ve kazanımları ile çalışma rejimine dair temel kurumların ancak yasa ile belirlenebileceğine dair temel ilkenin, bu genelge ile yok sayıldığı; anılan “yasal güvence” kavramı yerine, şimdi “amirin takdir ve keyfiyet”inin geçirildiği görülmektedir.

Kamu sağlık çalışanları; idarenin keyfi baskılarından uzak, temel hak ve kazanımlarının koşulsuz güvence altında olduğu, aynı zamanda eşitlik, liyakat ve hakkaniyet ölçütlerine göre belirlenmiş bir çalışma rejimini hak ve talep etmektedirler. Sağlık Bakanlığı’nın 29.12.2022 tarihli 2022/9 sayılı genelgesi ile aksi yönde yaşama geçirilen tasarruf ve önümüzdeki süreçte yol açacağı somut hak gaspları ile mağduriyetler, Odamızca da yakından izlenecek ve Odamızın öncelikli mücadele başlıkları içinde yer bulacaktır.

Hekimlerimize ve kamuoyuna saygı ile duyururuz.