“Türkiye’de Şarbon Salgını- Neden çıktı? Ne boyutta? Ne yapmalı?” başlıklı panel düzenlendi

“Türkiye’de Şarbon Salgını- Neden çıktı? Ne boyutta? Ne yapmalı?” başlıklı panel düzenlendi

  • 20/09/2018 14:10

Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu tarafından 12 Eylül 2018 Çarşamba günü “Türkiye’de Şarbon Salgını- Neden çıktı? Ne boyutta? Ne yapmalı?” başlıklı panel düzenlendi. Oturum başkanlığını Dr. Ebru Basa’nın yürüttüğü panelin konuşmacıları; Dr. Mine Önal, Dr. Necati Dedeoğlu ve Dr. Ufuk Tansel Şireli oldu.

Şarbon salgınını farklı yönlerden ele alan konuşmacıların sunumları şu şekilde oldu;

Prof. Dr. Necati Dedeoğlu                                                                                                   

Emekli Halk Sağlığı Öğretim Üyesi

Şarbon Sorunu Nereden Kaynaklanıyor?      

Bir hayvan hastalığı olan şarbon ot yiyen hayvanlardan insanlara bulaşan bir zoonozdur. Veterinerlik hizmetlerinin aksadığı ülkelerde sık, aşı ve taramaların düzenli yapıldığı gelişmiş ülkelerde nadiren görülmektedir. Ülkemizde ise eskiden beri, bazı yıllar salgınlar halinde görülürken kurban bayramlarında meslek dışı bulaş artmaktadır.

Sonuç olarak şarbon ülkemiz için endemik bir durumdur ve dışarıdan ayrıca ithal edilmesine gerek yok. Dahası Türkiye’de hayvanlar sağlıklı değil.

Şarbonun dışında, brusella ya da tuberküloz gibi hastalıklar hayvanlarımızda yaygın olarak görülmekte ve insanlar için de tehdit oluşturmaktadır.

Şarbon ve hayvanlardan insanlara bulaşan diğer hastalıklardan korunmak için neler yapılabilir?

Sağlıklı ve yerli hayvan yetiştirme

Denetimli kesim, yurt dışından gelen ürünlerin kontrolü

Gıda güvenliği, denetimi

Veteriner-sağlıkçı işbirliği, karşılıklı ihbar

Üreticinin, vatandaşın sağlık eğitimi

Vatandaşa, ilgililere zamanında ve doğru bilgi verme

Çalışanların korunması ( eldiven, giysi, havalandırma,tarama)

Hayvani ürünlerinin ( yün, post,kıl,kemik) işlenmeden önce yıkanması, dezenfeksiyonu

Mutfak hijyeni ( çiğ eti ayırma, mutfak yüzeylerini ve aletlerini temizleme, hayvansal ürüne temasta elleri yıkama)

Hayvansal gıdaları ( et, süt, yumurta) çiğ tüketmeme

Erken teşhis, doğru tedavi

Sorunun kaynağında neler yatıyor?  

Ülkemizde veterinerlik hizmetleri çeşitli nedenlerle yetersiz kalmakta, Tarım Bakanlığı hayvan hastalıkları ile ilgili bilgileri yayınlamamakta sonuç olarak hayvan sağlığı ve gıda güvenliğinde ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Sağlık hizmetlerinin özele kaydırılması, aile hekimliği sisteminin yanlışlığı, Birinci basamak sağlık hizmetlerinin ötelenmesi, Sağlık Bakanlığı'nın ihbar, sağlık eğitimi, taramalar gibi koruyucu hizmetleri aksatması çok ciddi halk sağlığı sorunlarına yol açmaktadır.

“Sağlık”, sağlık hizmetlerinden çok adil dağıtılmış yeterli bir gelire, sağlıklı bir konut ve çevreye, sağlıklı beslenmeye, iyi bir eğitime, anlamlı ve risk taşımayan bir işin sahipliğine, toplumsal katılım ve desteğe bağlıdır. Sağlıklı bir toplum için sağlığın belirleyicileri olarak kabul ettiğimiz bütün bu başlıklar öncelenmeli, bilime ve akla aykırı, sermayeden yana politikalar terk edilmelidir.

Prof. Dr Ufuk Tansel Şireli

Ankara Üniversitesi, Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı

Ülkemizde hem insan hem de hayvan şarbonu bildirimi zorunlu hastalıklardandır. Hayvanlarda hastalık şüphesinde derhal Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine haber verilmeli veteriner hekimle irtibata geçilmelidir. Sığır ve koyunların aşı programı hastalığın önlenmesinde son derece önemlidir.

Bugün şarbon ile ilgili Türkiye'deki kesin durumu Bakan dahil kimse bilmiyor. Açıklamalar medyatik kişiler tarafından bilim dışı söylemler ile yapılıyor. Bu durum hayvan ve insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.

Hastalığın hayvanlar ve insanlara bulaşmasında; ölen ya da ölmekte olan hayvanların doku ve organlarıyla temas, kontamine meralar, enfekte yem ve sular, hasta hayvanların et ve kemik unları, rüzgarla taşınan toz ve toprak, kan emici sinekler, enfekte insanlar, enfekte alet ve ekipman (çuval...), nakil araçları, ölen hayvanların deri, kıl ve postları ve enfekte süt etkili olmaktadır.

Hayvanlardaki klinik bulgular şöyle; enfekte sığırlarda enkübasyon süresi 1 ila 14 gün. Hastalık hayvanlarda perakut, akut ya da subakut seyredebiliyor. Sonuçta  hasta hayvanların büyük çoğunluğu bir iki gün içerisinde ölüyor. Genel olarak hayvanlarda huzursuzluk, iştahsızlık, solunum güçlüğü, titreme ve konvülzyonlar görülüyor. Perakut olgularda hayvanlar herhangi bir semptom göstermeden ölü olarak bulunabiliyor. Hastalıktan ölen hayvanlarda ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerden pıhtılaşmayan koyu renkte kan gelmesi, ölüm sertliğinin olmaması tipiktir.

Akut formda 48 saat içerisinde yüksek ateş, hızlı solunum, mukozalarda konjesyon, diare ve gebe hayvanlarda abortlar görülebilir. Laktasyondaki hayvanlarda süt veriminde ani düşüşler izlenir. Subakut formda ise hayvanların boyun göğüs ve karın bölgelerinde ödematöz sıcak şişlikler görülür. Bastırınca çukurlaşır.

Ölüm sonrası sığırlarda gövde pembe ya da kırmızı renktedir. Dalak çamur kıvamında ve normalin 2-6 misli büyüklüktedir. Bu nedenle hastalık halk arasında 'dalak hastalığ' olarak bilinmektedir. Barsak içeriği kanlı, dış yüzü kırmızı mavi renktedir. Lenf bezleri büyümüştür. Domuz ve atlarda ise lezyonlar daha çok boyun bölgesindedir. Dalak tutulumu daha nadirdir.

Şarbondan ölen ya da şüphesi olan hayvanlara kesinlikle otopsi yapılmamalı, hasta veya şüpheli hayvanlara ait deri, kan, tüy, organ... uygun koşullarda imha edilmeli, hayvanların doğal delikleri pamuk ile kapatılmalı, kontamine toprak, alet-ekipman yakılmalıdır. Hayvanlar en az 2 metrelik çukurlara sönmemiş kireç ile gömülmelidir. Kişisel korunma amacıyla eldiven, maske, önlük, gözlük  kullanılmalıdır.  Şarbonla mücadelede meralardaki bataklıklar kurutulmalıdır.

Canlı hayvan ithalatında karantina sürelerine uyulmalı ve veteriner sağlık raporu ile mecburi aşılama programları istenmelidir.

Şarbonlu etin kasap ve marketlerde duyusal muayenelerle fark edilmesi mümkün değildir. Sadece kesim öncesi ve sırasında uzman kişiler tarafından belli bulguların varlığı ile fark edilebilir.  Menşei belli olmayan, çiğ ya da az pişmiş etler tüketilmemelidir.

Genellikle şarbonlu hayvanın sütünde etken bulunmamasına rağmen sağılma sırasında kontaminasyon mümkündür. Bu nedenle yeterli ısıl işlemden geçmiş sütler tüketilmelidir.

Sonuç olarak Şarbonun kontrol altına alınması tüm ülkeyi kapsayan merkezi planlama ve sıkı denetimlerle sağlanabilir. En önemli konular hayvanların ve hareketlerinin, aşılanmasının, ithalinin sıkı denetimlerle uygun şekilde yapılması, hayvan sağlığının bildirime tabi tutulmasıdır. Bu konuda yetiştiricilerin bilinçlendirilmesi için eğitim programları uygulanmalı, halk sağlığına yönelik olarak tüketiciler bilgilendirilmelidir. 

Dr. Mine Önal

Göğüs Hastalıkları Uzmanı

“İnsanlarda Şarbon hastalığının klinik bulguları ve tedavisi” başlıklı sunumu incelemek için tıklayınız.