Savaş Sağlığı Bozar Barış Hemen Şimdi

Savaş Sağlığı Bozar Barış Hemen Şimdi

Emperyalizme, ırkçılığa, ayrımcılığa, savaşın her türlüsüne ve iktidarlarını savaş çığırtkanlığına borçlu zorba muktedirlere karşı bir çığlık olan 1 Eylül Dünya Barış Gününde ülkemiz ve bölgemizde savaş ve kaos hüküm sürmeye devam ediyor. Ortadoğu’da milyonları ölüme götüren, kadın ve çocuklar başta olmak üzere muhalif olarak algılanan kitleleri çaresizce göçe ve sürgüne zorlayan bu savaşa çözüm bulma konumundakilerin bırakın barışı tesis etmeyi, akan kan ve gözyaşını ranta devşirmeyi ve iktidarlarını kalıcı hale getirmek için kullandıkları görülüyor. Latin Amerika ve Ortadoğu başta olmak üzere tüm dünyayı kaosa sürükleyen emperyalist müdahalelerle halklar birbirine düşmanlaştırılarak faşist yönetimlerin önü açılmaktadır. Kapitalizmin tetikçileri ve emperyalist güçlerin maşaları konumundaki yerel zorbaların kendi ülkelerindeki halkları din, dil, ırk, mezhep ve ideolojiler üzerinden kamplara ayırdıkları ve adeta ülkelerinin her karış toprağında kin, nefret ve düşmanlığı hakim kılmak için çabaladıkları görülmektedir. Çözülmesi halinde bölgemizde özlenen barışı doğuracak Filistin ve Kürt sorununda, durumdan rant devşiren emperyalist oyunun farkına varma basireti gösteremeyen iktidarlar inkar, oyalama ve asimilasyon çabaları ile ayrımcılığı, çatışmayı ve kaosu derinleştirmektedir. Süregiden kitlesel kıyımlarla, evrensel insani değerlerden yoksun savaş çığırtkanları daha da zenginleşip güçlenirken, acılar, ağıtlar ve ölümler yoksul halkın payına düşmektedir. Bu yolla, zorba muktedirler iktidarlarını pekiştirirken, halklar topyekün yıkıma sürüklenmektedir.  

Savaş, insanlık tarihi boyunca canlı ve cansız tüm varlığa kasteden en barbarca davranıştır. Savaş halinde insanlığın mirası ve geleceğin emaneti olan doğa tahrip olur, sanat eserleri yok olur, insanların birbirine inancı zedelenerek sosyal doku bozulur, düşmanlıklar başgösterir, üretim ve ticaret durur, bilim ve araştırma faaliyetleri anlamsızlaşır, insanların her nefesinde korku hakim olur. Böylesi bir ortamda birlikte barış ve düzen içinde yaşayan bireylerin oluşturduğu sağlıklı bir toplum kalmaz ve amaçsız insan yığınları kaosa teslim edilmiş olur. Sıcak-soğuk savaş, silahlı-silahsız çatışma ortamlarında, belirli bir sosyal gruba, iktidara muhalif düşüncedeki insanlara yönelik zulüm dönemlerinde özelde toplumun, genelde de tüm insanlığın dünü, bugünü ve yarını tehdit altındadır.

 

Ülkemiz 1 Eylül Dünya Barış Gününde, barışa her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu bir süreçten geçmektedir. Maalesef, iktidarını uluslararası ölçekte savaş ve gerginlikler, içerde ise toplumsal kamplaşma, muhaliflere yönelik hukuksuz uygulama ve otoriter devlet anlayışı üzerinden koruyan mevcut hükümet, yaşamın temel unsurlarına savaş açmış durumdadır.

  • Doğaya savaş açılmış; ormanlar tahrip edilmiş, denizler kirletilmiş, memleketin her köşesi ucube yapılaşma ile betonla kaplanmıştır.
  • Kültürel mirasa ve tarihe savaş açılmış; Anadolu’nun tarihi mirası restorasyon adı altında yok edilmiş, Mezopotamya’ya rengini veren surlar yıkılmış, tarih sulara gömülmek istenmiştir.
  • Eğitime savaş açılmış; her yıl değişen eğitim sistemi ile öğrenciler geleceği göremez hale getirilmiş, tüm bilim alanlarında düşüş ile gençler karanlık bir geleceğe mahkum edilmiştir.
  • Halk sağlığına savaş açılmış; şehir hastaneleri ile sağlıkta ticarileşme zirve yapmış, dışa bağımlılık artmış, eşit ve ücretsiz sağlık hizmetine ulaşma imkansız hale getirilmiştir.
  • Demokrasiye ve insan haklarına savaş açılmış; yıllardır muktedirler tarafından kutsanan sandık görmezden gelinmiş, halkın iradesi yok sayılmış ve bin yıllardır bölge halkları ile barış içerisinde kardeşçe yaşama azmi gösteren Kürt halkına “yaşadığınız bölgede seçimler göstermeliktir, iradenizin hiçbir anlamı yoktur” mesajı verilmiş, topyekün bir halkı inkar ve yok sayma ile kaosu derinleştirme çabasına girilmiştir. Eşitlik ve özgürlükten kaynaklanan temel kazanımlar tahrip edilmiştir.
  • Evrensel hukuka, temel insani değerlere ve yaşam hakkına savaş açılmış; 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başlatılan OHAL sonlandırılmak bir yana muhalefetin sindirilmesi için kalıcı hale getirilmiştir. Halen güvenlik soruşturmaları ile hiçbir gerekçe olmaksızın kamu çalışanlarının işlerine son verilmekte, insanlar damgalanmakta, ötekileştirilmekte ve açlığa mahkum edilmektedir.

Yaşamımızın her alanını karanlığa boğan bu uygulamalar ile ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel varlık ve zenginliklerimiz yok edilmekte, ülkemiz halkları birbirine düşmanlaştırılmakta, sağlıksız bir toplum yaratılarak dünümüz, bugünümüz ve yarınımız hiçliğe mahkum edilmektedir. Sosyal mühendislik ve yandaş medyanın algı yönetimi ile toplumun genelinde oluşturulmaya çalışılan kaos, gerginlik, çatışma ve kavga zihniyeti birey düzeyine inerek bireyler arası çatışmayı doğurmaktadır. Savaş düşüncesi bile şiddetin sorun çözme yöntemi olduğunu salık vererek gündelik yaşamda şiddet davranışını yaygınlaştırmaktadır. Toplumda giderek artan mutsuzluk, sinirlilik, tahammülsüzlük ve şiddet davranışı ile pik yapan aile içi şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı vakaları bu sağlıksız toplumun bir göstergesidir.

Ankara Tabip Odası olarak sağlıklı bir toplumun, aydınlık bir geleceğe inanan bireylerin, birlikte huzur içinde yaşama azminin gerçek reçetesinin barışı yaşamın her alanına hakim kılmak olduğunu biliyoruz.

İçinden geçtiğimiz bu zorlu süreçte tek çözüm ulusal ve uluslararası tüm paydaşlarla barış mücadelesinin yükseltilmesidir. Barışa olan inanç, bireyden, sosyal gruplara ve tüm topluma sunulması gereken iyileştirici bir iksirdir. Irkçılığın, mezhepçi ve dinci ayrımcılığın, insan ticaretinin, şiddet davranışının, emek sömürüsünün, göç ve sürgünün, yabancı düşmanlığının, emperyalist işgalciliğin, savaş çığırtkanı vahşi kapitalizmin çözümü kalıcı barışın tesis edilmesidir.

Biz hekimler, ayrımcılık, kamplaşma, çatışma, savaş, işgal ve sömürünün olmadığı; halkların eşit, özgür, adil bir ülke ve dünya için çaba harcama azmimizi ve herkesin farklı olanı olduğu gibi kabul ettiği, farklılıkları zenginlik olarak gördüğü, kimsenin hiçbir niteliğinden ötürü ötekileştirilmediği, sınırların silindiği ve halkların kardeşçe kucaklaştığı bir dünya özlemimizi yineliyoruz. Bizler, inadına barış, özgürlük, demokrasi, eşit yaşam, halkların kardeşliği ve aydınlıkla bezenmiş bir dünya diyoruz.

 

ATO YK

 



Hekim Postası

Hekim Postası

Video

Takipçimiz Olun