Ankara Tabip Odası Kişisel Koruyucu Ekipman Raporu

Ankara Tabip Odası Kişisel Koruyucu Ekipman Raporu

Sağlık çalışanları mesleki sorumlulukları ve çalışma alanı gereği olarak her salgında olduğu gibi Covid-19 pandemisinde de ön saflarda mücadele ettiler/etmektedirler. Bu nedenle salgın patojeni ile yüksek oranda karşılaşma ve enfekte olma ihtimali en yüksek risk grubu olarak çeşitli tehlikelere maruz kalırlar. 2019 İnfluenza Pandemi Programında kişisel koruyucu ekipmanların stoklanması belirtilmesine ve Aralık ayında Çin'de ortaya çıkmasının ardından 3-4 ay sonra  ülkemizde ilk resmi vakanın bildirilmesine rağmen salgınla mücadelede sağlık çalışanları için elzem olan kişisel koruyucu ekipmanların hazırlığının yeterli olmadığını deneyimleyerek gördük.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 30 Ocak’ta pandemi olarak ilan edilen Covid 19 hastalığının da Türkiye’de ilk kez 10 Mart 2020 tarihinde görülmesinin ardından salgın sürecinde sağlık çalışanlarının sağlığının korunması özel bir önem taşıdığı tartışılmaya başlandı.Resmî olarak ilk vakanın ilanından sonraki iki haftada özellikle Aile Sağlığı Merkezleri başta olmak üzere pek çok kamu hastanesi, bazı üniversite hastaneleri ve özel sağlık kuruluşları kişisel koruyucu ekipmanlar (KKE) konusunda eksikliklerini dile getirmeye başladılar.Oysa Sağlık Bakanlığı ülkemizde ilk doğrulanmış Covid-19 vakasını açıklamasından önceki süreçte KKE ihtiyaçlarını belirlemiş ve  stoklarını oluşturmuş olmalıydı. ATO olarak her basamakta temas ettiğimiz sağlık çalışanlarının bildirdiği verilere dayanarak KKE’lerin yeterli, düzenli ve sürekli biçimde sağlanması gerektiğini, sağlık çalışanlarının risk altında çalıştığını sağlık yöneticilerine ilettik. Odamıza bu süreçte bağış olarak yapılan kişisel koruyucu donanımları gereksinimi olan sağlık kuruluşlarına iletmeye çalıştık.

Şunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir ki, pandeminin başlangıcında alanda bulunan sağlık çalışanlarının kendi sağlıklarını koruyabileceği tedbir ve düzenlemeler yeterli değildi. Sağlık çalışanlarının sağlığı korunamazsa toplum sağlığı da korunamayacağından her sağlık çalışanının, uygun nitelikte, uygun kalitede, yeterli sayıda kişisel koruyucu ekipmana sahip olması gerektiğini defalarca vurguladık. Alan çalışması yaparak her kademede sağlık çalışanlarının KKE ile ilgili sorunlarını tespit etmeye çalıştık.

Bu ekipmanlar da tek tip olmayıp sağlık çalışanının çalıştığı servise, çalıştığı hasta grubuna göre değişiklik göstermekle birlikte gördük ki cerrahi eldiven ve cerrahi maske gibi en kolay bulunabilen ekipmanları bile bulmakta zorlanıyorlar.

Antiseptikler ve el dezenfektanları da yine özellikle 1. Basamakta çok yetersiz idi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Sağlık ÇalışanlarınınRisk Değerlendirmesi Anketinde (23-29 Mart tarihleri arasında 1630 sağlık çalışanının yanıt verdiği anket) ülkedeki salgının ikinci hafta sonuçlarını değerlendirirken sağlık çalışanlarının çalışma koşullarındaki olumsuzlukların ve koruyucu ekipman eksikliklerindeki sorunların ilk haftadaki gibi devam ettiğine vurgu yapmıştı.

Türk Toraks Derneği de Sağlık Kurumlarında Koruyucu Önlemlerin Durumu Üstüne Pandeminin Birinci Ayında (10 Nisan 2020) Yaptığı Anket Çalışmasının Sonuçlarına ilişkin açıklamasında ; 

-Sağlık kurumlarının COVID-19 pandemisinde sağlık çalışanlarını korumayı hedefleyen önlemleri almakta çok yeterli olmadıkları ve yetersizlik sıralamasında Eğitim ve Araştırma, Üniversite, Devlet ve Özel Hastaneler arasında belirgin bir fark olmadığı,

-Kişisel Koruyucu Ekipman temini konusunda, sağlık çalışanlarının talep ettiği her an malzemeye ulaşma düzeylerinin %10-30 arasında bulunduğunu belirtmişti. Bu anket ile hekim ve diğer sağlık çalışanlarının COVID-19 nedenli hastalık ve ölüm ile sonuçlanan verileri dikkate alındığında, kişisel koruyucu ekipman ve hastane iç organizasyonlarındaki eksikliklerin acil olarak giderilmesinin önemine vurgu yapılmıştır.

❖ Ankara’da bir hastanede KKE verilmeden hastaya müdahale etmesi konusunda anestezi uzmanlarına baskı uygulanmış ve hekimler tutanak tutarak müdahalede bulunmayacaklarını bildirdikten sonra KKE malzemeleri temin edilmiştir. Ankara Tabip Odası hukukçularının hazırladığı örnek dilekçe tüm sağlık çalışanlarına hızla iletildi.

Güvenli çalışma alanı eksikliğinde kullanılacak tutanak 

(https://www.ato.org.tr/news/show/769)

Güvenli bir sağlık ortamında kendimizi ve toplum sağlığını koruyarak, etik ilkelerimiz doğrultusunda mesleki sorumluluklarımızı yerine getirmek istiyoruz. Güvenli bir çalışma ortamının sağlanması kamuda hastane yöneticilerinin, özelde ise işverenin yükümlülüğündedir. Hiç bir sağlık emekçisinin görev yapması güvenli bir çalışma ortamı sağlanmadan beklenemez. Uluslararası iş yasalarına ve Anayasamıza göre de güvenli çalışma alanı sağlanmadan kişiyi çalıştırmaya zorlamak veya bunun için baskı uygulamak suçtur.

SES de 31 Mart tarihinde 60 ilden 304 hastanenin katıldığı anket sonuçlarını paylaşarak  KKE yetersizliğine vurgu yapmıştı.

Sağlık çalışanlarından gelen bildirimlerden salgının başlangıcında sağlık çalışanlarının kişisel koruyucu ekipmanı yeterli düzeyde kullanmadığı ve hastalığın ciddiyeti konusunda bilgi sahibi olmadığı ve özellikle 1. Basamakta sağlık çalışanlarının kendi koşulları içinde yalnız bırakıldığı dönemde ATO YK olarak her basamaktaki sağlık çalışanı ile temasa geçerek sürece ilişkin KKE ile ilgili bir rapor oluşturduk;

ASM’ler ve Kişisel Koruyucu Ekipman Durumu

İlk COVİD -19 vaka bildirimi ile 11 Mart 2020 tarihinde Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından e-posta yoluyla ASM’ler için bir malzeme talebi listesi oluşturuldu. Birinci basamakta görevli sağlık çalışanı sayısı belli iken KKE sayısı toplanması bile planlı bir salgın yönetiminin birinci basamak için mevcut olmadığını göstermekteydi.  Her ilçe farklı ilerlemiş olsa da Etimesgut örneğinde ilk kişisel KKE 19 Mart 2020 dağıtıldı.Talep edilen sayıya göre oldukça az sayıda cerrahi maske, eldiven ve en küçük beden tek kullanımlık tulum, pakette olmayan n95 ve aile hekimi sayısı kadar koruyucu gözlükten oluşmaktaydı.

  1. Malzeme dağıtımı ise 3 Nisan 2020 tarihinde oldu ve bu kez diğer sağlık çalışanı sayısı da dikkate alınarak paketli n95, eldiven, tulum dezenfektan dağıtıldı.

Nisan ve Mayıs aylarında ayda iki defa olmak üzere malzeme temini devam edildi. Ancak araç ve çalışan yetersizliği olduğu belirtilerek ayniyattan teslimi sağlanmakta ve dağıtıma araç çıkarmakta sorunlar yaşanınca malzeme alamayan bölgeler oldu.

Birçok İl Sağlık Müdürlüğü “cari giderden sağlanacak” diyerek ilk talepleri olumsuz karşılamış olsa da Ankara İl Sağlık Müdürlüğü diğer illere göre daha olumlu hareket etmiştir. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu KKE kullanım rehberine göre malzeme sayısı pandemi sürecinde çok yetersiz kalmıştır ve aile hekimliğinde sürekli olarak malzeme temini nasıl olacak kaygısı hakim olmuştur. Sahada çalışan hekim ve hemşireler de ellerindeki kısıtlı malzemeye göre hareket ederek rehberde yer aldığı gibi değil çok daha dikkatle koruyucu ekipman kullanmışlardır. Ayrıca KKE sayısının genelde hekim sayısına göre ayarlanması her ne kadar çalışanlar arasında hakkaniyetle paylaşılsa da çalışma barışında bozulmaya neden olmuştur. Sağlığın bir ekip işi olduğu düşünülmeksizin hekim odaklı malzeme verilmesi kişi başı düşen malzeme sayısını azaltmakta ve sahada hakim olan kaygıyı arttırmaktadır.

Şehir Hastaneleri

Pandemi başlangıcında, Mart ayında covid polikliniğinde görevli sağlık çalışanlarının maske, eldiven ve dezenfektan  temininde ciddi sıkıntıları vardı ve hastanenin başka yerlerinden temin etmeye çalışıyorlardı. Gözlük ve önlük ise hiç bulamıyorlardı. Bu böyle devam ettikçe ve hastane başhekimliğine yapılan talepler sonuçsuz kaldıkça çalışanlar, özellikle ön saflardaki asistanlar sorunlarını dışarıdan sipariş yöntemiyle çözmeye çalıştılar. Şehir hastanesinde covid dışındaki poliklinik, servis ve yoğun bakımlarda da KKE açısından ciddi sıkıntılar vardı. Buralardaki arkadaşlarımız günde maksimum bir maske kullanabiliyordu. Siperlikler ise sadece Covid pozitif hastası olanlara , bir defaya mahsus olarak TC numaraları karşılığında veriliyordu. KKE eksiğinin giderileceğine dair bir güven olmadığı için de sık sık maske, eldiven ve dezenfektan çalınması gibi sorunlarla karşılaşılıyordu. KKE‘lerdeki nicelik sıkıntısının yanında nitelik sıkıntısı da vardı. Özellikle Ffp2 maskeler çalışanlara hiç güven vermemekle birlikte sık sık yırtılmakta idi. Nisan, Mayıs aylarında da hala KKE sıkıntısı devam etti. Covid birimleri dışındaki çoğu yerde günlük maksimum bir maske uygulaması halen de devam ediyor. Hastanedeki çoğu bölümün siperlik ve Ffp2 maske ihtiyaçları Ankara Tabip Odası tarafından karşılandı.

Ankara merkezde bu sıkıntılar yaşanırken, perifer ilçe hastanelerinde ise hekimlerin KKE’leri kendilerinin temin ettiklerini öğrendik. Hemşire, özellikle temizlik işçilerinin, tıbbi sekreterlerin uzun süre KKE ekipmandan yoksun çalıştıkları bilgisine ne yazık ki ulaştık.

Diğer 3. Basamak hastanelerde de KKE bakımından birçok sıkıntı vardı. Mesela Dışkapı’da acilde bile istenilen zamanda n95 maske bulunamıyordu. Ankara Tıp acilde siperlikleri asistanlar kendileri yapmak zorunda kalıyordu. Yine çoğu hastanede çalışanlara  günlük maksimum bir maske veriliyordu ve bu uygulamaya devam ediliyor. Siperlik veya maske dağıtımı için üçüncü basamak hastanelerini  gezerken konuştuğumuz bölümlerin çoğu, bölümlerinde siperlik veya maskeye ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdi. Yani salgının en başından beri Ankara’da birçok yerde KKE ihtiyacı vardı ve bu ihtiyaç halen sürmekte.

İş Yerleri

İşyeri hekimlerinin kullandığı KKE ekipmanları İSGB’lerde işyerleri tarafından sağlanıyor, dolayısıyla daha çoğunlukla kurumsal ve büyük işyerleri olan zaten eskiden de bir işçi sağlığı programı olan ve uygulayan işyerlerinde koruyucu ekipman sağlanması sorunu yaşanmasa da, OSGB’lerdeki işyeri hekimlerinin koruyucu ekipman sağlanmasının bir standartı bulunmamaktadır. Zaman zaman gönderilen cerrahi maske, antiseptik solüsyon ve eldiven gibi malzemeleri olsa da  bunların gerek sayıları gerekse de nitelikleri tam zamanlı bir korumayı sağlayacak kadar değildir.

Özel Hastaneler

Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgede, "Sağlık kurumlarına müracaat edenlerin, Covid-19 tanısı kesinleşinceye kadar Sağlık Bakanlığı hastaneleri, Devlet ve Vakıf Üniversitesi hastaneleri ile tüm özel sağlık kuruluşlarınca kabul ve tedavi süreçlerinin yapılması zorunludur. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Göğüs Hastalıkları, İç Hastalıkları uzmanı hekimlerden en az ikisinin olduğu ve 3. seviye erişkin yoğun bakım yatağı bulunan hastaneler Pandemi Hastanesi kabul edilir" ifadeleri yer almıştı.

Pandemi hastanesi ilan edilen özel hastanelerde çalışan sağlık personeli, hastane yönetimlerinin gelir kaygısıyla ve hastanenin adı çıkmasın amacıyla hareket ettiklerini ifade ederek gerekli tedbirlerin alınmamasından şikâyetçi oldular.

Çoğu kendi olanakları ile cerrahi maske ve N95 maske aldıklarını söyleyerek yardımcı personelin malzeme sıkıntısı yaşadığını ve verilen maske ile gün boyu idare etmek zorunda olduklarını ifade ettiler. Gerekli ekipmanın sağlanmamasında maliyetin önemli bir etken olduğu kanaatini dile getiren özel hastane çalışanları bazı yönetimlerce  “hasta değilseniz maske takmayın” şeklindeki uyarıları da maliyet ve hasta kaçırma kaygısına bağlıyorlar. Özel hastane çalışanları Devletin bu duruma ve özel hastanelerin yaşadığı sıkıntılara acilen el atması gerektiğinin de altını çiziyorlar.

Sonuç ;

COVID-19’a karşı çok yüksek maruziyet riski bulunan sağlık çalışanlarının eldiven, önlük, yüz siperliği veya gözlükler, yüz maskesi veya respiratör kullanmaları gerektiği şüphesizdir. Yoğun hasta yüküyle karşı karşıya kalmak, iş yoğunluğunun artması, dinlenme sürelerinin azalması Pandemi hastaneleri başta olmak üzere, olguların fazla sayıda gözlendiği hastanelerde sağlık çalışanlarının tükenme sendromuna girmesine neden olurken bir de kişisel koruyucu eksikliği kaygısı yaşamak sağlık çalışanlarının motivasyonunu da azaltmaktadır.

Kişisel koruyucu ekipmanın azlığı önemli bir risk ve enfeksiyon artışı nedeni olduğundan ülkemizdeki durumun (koruyucu maske, önlük, gözlük, siperlik dağıtımının) Sağlık Bakanlığı tarafından dokümante edilmesi ve yaz aylarında olası yeni dalgalar yanı sıra Eylül ayında mevsimsel influenza ile çakışması muhtemel vaka artışları için stoklar oluşturması önemlidir.

ATO olarak  önümüzdeki süreçte de mesleki risklerden korunma kurallarına uygun bir tutum geliştirmemiz gerektiğinin bilinci ile öncelikle;

- Sağlık çalışanlarından  Kişisel koruyucu ekipmana kesintisiz ve sürekli ulaşımlarının bilgisi yanı sıra ,kurumlarıyla ilgili yönetsel ve diğer önlemlere uyumun bilgisini almaya devam ederek, bu konuda yöneticileri sürekli bilgilendirerek , sorun varsa izlemeyi,

-   Enfekte olan sağlık çalışanları bilgisini toplamayı ve enfekte sağlık çalışanlarının meslek hastalığı olarak değerlendirilmesi için gereken düzenlemeler konusunda çalışma sürdürmeyi,

-    Önceliği koruyucu sağlık hizmetlerine vererek ” sağlık çalışanlarını koruyamazsanız toplumu koruyamazsınız” ilkesi ile  risk faktörlerini elimine etmek için çaba göstermeye devam etmeyi görev biliyoruz.

 

 

 


Ankara Tabip Odası Koronavirus Anasayfa

Hekim Postası

Hekim Postası

Video

Takipçimiz Olun