Refik Saydam Hıfzıssıha Enstitüsü açılmalıdır!

Refik Saydam Hıfzıssıha Enstitüsü açılmalıdır!

COVID-19 pandemisi tüm dünyada can almaya devam ediyor. 23 Ekim 2020 tarihi itibari ile resmi rakamlara göre 42 milyonun üzerinde insan enfekte oldu , 1 milyonun üzerinde insan ise hayatını kaybetti. Oluşan  küresel sağlık krizi ise tüm dünyada yaşanan eşitsizlikleri  göstermekle kalmadı;  koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini de bir kez daha ortaya koydu.

Japonya, Küba, Almanya gibi sosyal devlet yapısını kaybetmemiş ülkeler hem bölgelerine hem de dünya ortalamalarına göre küresel sağlık krizinden en az etkilenen ülkeler oldu. Hem toplam vaka sayılarında hem nüfus başına düşen vaka sayılarında sosyal devlet yapısını koruyan ve koruyucu sağlık hizmetlerini uygulayabilen ülkeleri imrenerek izliyoruz.

Ülkemiz ise maalesef pandemi sürecini yönetemeyen ülkeler arasında yerini aldı. 126 milyon nüfuslu Japonya 'da üstelik yaş ortalaması bizden çok daha fazla olmasına karşın 1685 insan hayatını kaybetti. Ülkemizde ise gerçek olmaktan uzak olan resmi rakamlara göre bile 23 Ekim itibari ile 9584 yurttaşımızı kaybettik.

COVID-19 pandemisi ile birleştiğinde ağır sonuçlar doğuracağı ön görülen influenza için Almanya  26 milyon, İngiltere  30 milyon, İran  7,5 milyon aşı sağlamıştır. Ülkemiz  ise vatandaşları  için ancak 1,5 milyon aşı sağlayabilmiştir.

Salgında yaşadıklarımız ve geldiğimiz nokta koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini bir kez daha ortaya koymuşken, ülkemizin aşılama gibi temel bir alanda dışa bağımlılığını da gözler önüne serdi.Oysa genç Türkiye Cumhuriyeti stratejik alanlar da yerli üretimin önemini biliyordu.  1928 yılında kurulan Refik Saydam Hıfzısıha enstitüsü 1938 yılında Çin'e 1 milyon adet Kolera aşısı gönderecek kadar üretime sahipti. 1950 yılında Ulusal İnfluenza Merkezi ve BCG Laboratuvarı Dünya Sağlık Örgütü tarafından tescil edilmişti. Ancak Cumhuriyetin pek çok stratejik yatırımı gibi neoliberal poIitikalara kurban edilerek 2011 yılında kapatıldı. Geldiğimiz nokta bir kez daha kamusal yaklaşımın önemini ortaya koymuştur. Eğitim ve sağlık gibi alanlar piyasacı akıl ve bilim dışı odaklara bırakılamaz. Türkiye bir an evvel kendi aşı ve tanı kiti üretimini yapacak kamucu yaklaşıma geri dönmelidir. Sağlık Bakanlığı'na çağrımızdır.

Ankara Tabip Odası